BÖLÜM ŞARKISI : KARSU - BIRAK BENİ BÖYLE
Bir insanın bu hayatta darbe yemem dediği iki kişidir anne ve babası. Bu söz geldikçe aklıma hayata bir sıfır yenik başladığımı bir kez daha hissettiriyor sırtımdaki bıçak.
Henüz üç yaşında bırakmışlar beni yetimhaneye. Sebebini ise hiç bir zaman öğrenemeyeceğim bu gerçek sırtımda büyük bir kambur benim. Dünyanın en kötü insanı bile hak etmez böyle bir hayatı. Ama ben direkt içine doğmuşum.
Küçücük yürek fazla gelmiş olmalıydı omuzlarına ben hissediyorum. Çünkü insan sevdiği bir tokayı bile başkasına vermek istemez. Onlar bir evlat vermişler üstelik küçücük bir yaşta savunmasızken.
Soğuk duvarlar , sırtımı eze eze öğretti bana kimsesizliğimi. Aslında en büyük iyiliği onlar yaptılar bana. Çünkü insanı en çok umut öldürür.
İnsan her gün kapıya pencereye bir an umudunu yitirmeden bakamaz. Her olmayış hayatın bize tamam yenildin yeter demesinin şeklidir aslında. Tabi anlayana.
Ben anladım.
Çok küçük yaşta yetim hane duvarlarına ismimi yazdığım için yüzüme yediğim tokatlarla anladım. Anne diyerek ağladığım gecelerde hiç gelmeyişiyle anladım. Sırtımda bir kambur vardı. Bu kamburun asla iyileşmeyeceğini hissettiğimde anladım.
Ben çok anladım.
Ama kimseye derdimi anlatamadım. Kimse beni anlamadı. Sonra sürekli anlamaktan sıkıldım.
O yüzden on sekiz yaşına girdiğim ilk gün onların bana koyduğu isimle vaz geçtim bana biçilen bu kaderden. Yenilmem gerekti artık. Umuda doymazdı çünkü insan. Ben de o gün kestim attım tüm ipleri. Zaten ha koptu ha kopacaktı.
Revan.. Bana revan ismini vermişler onlar . Yurtta bu isimle kayıtlıydım on beş sene. ' Giden ' anlamında revan. Ben hiç gitmek istememiştim ki oysa.
Leyla yaptım bende ' mücadele eden ' anlamında Leyla. Hayatta sürekli mücadele edilmek zorunda bırakılan " Leyla. "
Yurttaki arkadaşlarım , Berrak ve Burcu dışında kimse beni Revan olarak bilmiyordu. Bazen Berrak ağzından kaçırsa da keskin bakışlarım susmasını bildiriyor her defasında. Çünkü ben hayatımın ilk on sekiz senesini silmiştim. Geriye kalan ömür bana yeterdi.
Yetim hanede herkesle arkadaşlık kurardım, kimseyle geçinmezlik yapmazdım. Ama biri vardı ki ne benimle ne de diğer çocuklarla hiç konuşmazdı. Bu benim ancak yetim haneye geldiğinin üzerinden iki sene geçtikten sonra dikkatimi çekmişti.
Sekiz yaşında gelmişti yetim haneye annesi babası trafik kazasında ölmüş , bakmak içinse kimse almak istememişti.
Elinde kırmızı arabasıyla hep pencere dibine oturur yemeğini bile en son masada yerdi.
Bir gün yanına gittim.
İsmini sormak için , aslında biliyordum ama sırf konuşmak bu durgunluğunun sebebini öğrenmekti amacım. Çocuk aklı ne de güzel ne de masum çalışırdı her şeye.
" İsmin ne ? "
Yüzüme bile bakmadı. Tek bir noktaya dikmiş olduğu gözleri o noktadan ayrılmıyordu. " Eğer ismini söylersen benimle oynayabilirsin. " dedim sabırsızca. Sanki benimle oynamak ister gibi bir hali varmış gibi.
Duraksadım.
Benim ne kadar inatçı olduğumu henüz bilmiyordu. " Peki Barlas, istersen yine de benimle oynayabilirsin. " dedim.
Hala tepkisizdi bense şansımı son bir kez denemek isterken gözlerini bana dikip " İstemiyorum, şimdi gidebilirsin Revan. " dedi. Ne kadar şaşırdığımı hâlâ hatırlıyordum.
Ben bakarken yüzüne arkadan gelen bir sesle doğruldu, yatağına doğru adım attığını hissettim yüzüme bile bakmadan geçip gitti yanımdan
" Haydi uyku vakti. "
O günden sonra yanına gitme çabalarım her defasında yarım kaldı. İsmimi biliyordu ama bilmezlikten görmezlikten geliyordu. Hatta burada ki herkesin ismini biliyordu ama kimseye seslenmiyordu. Tuhaftı. ' Bir çocuk oyun oynamadan nasıl durabilir ki ? ' diye düşünmüştüm hep. Hala aklıma geldiğinde hayret ederdim.
o günden bir kaç gün sonra on yaşında bir aile Barlas ' ı evlat edinmek için gelmişti yurda. Ne kadar konuşmak istemese de benimle hatta hiç kimseyle, çok üzülmüştüm.
Gitmeden bir gece önce aklıma gelen şeyi yapmak için kalktım yataktan. Her yer karanlık yalnızca gece lambasının verdiği loş bir ışık önümü görmeme yetiyordu. Ranzaların arasından dolandım yatağına geldiğimde çok sevdiği o kırmızı arabasını yere düşürmüştü. Şansın benden yana olduğunu düşünerek aldım elime. Arkasına yeni öğrendiğim el yazımla ' Revan ' yazdım. Beni unutmasını hiç istemedim hep aklının bir köşesinde ben olayım. Bunu neden istedim hâlâ anlamıyorum.
Barlas ' ı almak için geldiklerinde son bir defa baktı yüzüme. Tam kapıdan çıkarken sadece bana veda etmek ister gibi koştu sarıldı bana. Aslında hiç beklemediğim bir şeydi. ' Hoşça kal ' ondan duyduğum ilk ve son kelime oldu.
BÖLÜM SONU.