Atlas’ın dudakları boynuma değdiğinde içimden ince bir ürperti geçti. Öpücükleri önce nazikti ama her nefes alışında biraz daha cesaret kazandı. Boynumdan köprücük kemiğime, oradan omzuma kadar ilerleyen o sıcak temas, nefesimi yavaşlatmak yerine daha da hızlandırdı. Parmakları belimi kavradığında başımı onun göğsüne yasladım, teninden gelen sıcaklık tüm düşüncelerimi silip süpürüyordu. Koltuğun kenarında, birbirimize bu kadar yakınken, bu gece sadece bizimdi. Sadece bizim zamanımızdı. Atlas bir anda doğruldu ve beni kollarına aldı. Hiçbir şey sormadan, hiç tereddüt etmeden. Kucağındaydım. Kollarımı sımsıkı boynuna doladım. Arzuyla titriyordum ama korkmuyordum. Onun adımları netti. Beni yatağa değil, bambaşka bir dünyaya taşıyordu sanki. Yatak odasına ilerlerken dudakları dudaklarıma kapa

