Mecburiyet 4

223 Kelimeler
Mecburiyet Oda sessizdi. Ama o sessizlik… içimi boğuyordu. Kapı kapandığında, sanki her şey bitmiş gibi hissettim. Kaçacak yerim yoktu artık. Ayaklarım geri gitmek istedi. Ama bedenim sanki bana ait değildi. O arkamdaydı. Hissetmem yetiyordu. “Bu kadar direnmenin anlamı yok,” dedi sakin bir sesle. Gözlerimi kapattım. Diren… Ama nasıl… “Ben…” dedim, sesim titredi, “ben istemiyorum…” Sözlerim havada kaldı. Cevap gelmedi bir an. Sonra adımlarını duydum. Yavaş… kararlı… “İstemek ya da istememek,” dedi, “burada pek bir şey değiştirmez.” İçim buz kesti. Yavaşça döndüm. Gözlerim doluydu. “Lütfen…” dedim. O an yüzünde hiçbir duygu yoktu. Sadece soğukluk. “Alışırsın,” dedi. “Zaten herkes alışır.” Bir adım daha yaklaştı. “Ve şunu iyi dinle…” Sesi bu sefer daha sertti. “Sen artık benimsin.” Kalbim sıkıştı. “Hayır…” dedim fısıltıyla. Ama sesim… Ben bile zor duydum. Gözlerimden yaşlar süzüldü. Kimse gelmeyecek… Kimse kurtarmayacak… İçimdeki o son parça… yavaşça sustu. Direnmekten vazgeçmedim belki… Ama gücüm kalmamıştı. Başımı eğdim. Sessizce… İçimde bir şeyin koptuğunu hissederek. Belkide bu benim kaderim di , doğdugun ev kaderindir , doğduğum ev kaderimi belirliyorsa pekte bir beklentim olmamalı o kaderden de mi ? , Babam beni hep köle olarak görürdü su getir , çay yap , misafirlere hizmet et , beni hayatım sadece bundan ibareti daha sı yoktu ,
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE