7-KİLİT

2462 Kelimeler
Ah bir güzel güne daha uyanmış bulunmaktaydım. Yani tam olarak uyanamamıştım çünkü daha gözlerimi açamamıştım ama olsundu.Bu arada beni uyandıran şey ise gözümü hedef almış Güneş ışınlarıydı.Genel olarak sabahları sinirli olurdum ama güneş ışınları benim daha da sinirimi bozmuştu.Yani bu sabahın uzak durulması gereken insanıydım. Gözlerimi sinirle açıp ayağa kalktım.Şu lanet olası ışığı kesmek için cama gittim ve siyah perdeyi çektim.Şimdi olmuştu işte!Odanın karanlığa gömülmesinin sevinciyle yatağa kendimi attım ve bir yastığa sarılarak gözlerimi yeniden kapadım.Ama bir sorunumuz vardı! Birinci olarak benim perdem maviydi. İkinci olarak yastığım neden erkek parfümü kokuyordu? Bu soruların cevaplarını bulmak için gözlerimi tedirginlikle açtım ve etrafıma baktım.Burası benim odam olamazdı çünkü her taraf siyahtı.Daha dikkatli bakmak amacıyla perdeyi açtım.Etraf aydınlandığında da pek bir fark göremedim.Etraf yine siyahtı sonuçta. Nerede olduğumu anlamak için etrafı Selena gözlerimle tararken boy aynasındaki yansımama takıldı gözüm.Dünkü elbisemin yerine üzerimde dizimin çok az üstünde olan siyah bir tişört vardı. Bu benim neden üstümde!! Ben nereye düştüm böyle! Kendimi sakinleştirmek için yatağın ucuna oturdum ve hafızamı yoklamaya başladım.Hafızam bana gerekli bilgileri sununca kendimi bir garip hissettim. Dün tecavüze uğrayacaktım resmen!Yani öyle bir şey olsaydı ne yapabilirdim hiçbir fikrim yok.Ama o pislik dünkü yumruklardan ve tekmemden daha fazlasını hak ediyordu.Pislik herif.Dünya o ve onun gibiler yüzünden gelişemiyordu.Bu pislikler ölmeliydi.Şerefsizler! Sinirlenmemeliydim. En son bayılacakmışım gibi hissediyordum.Mete beni arabaya bindirmişti ve beni öpmüştü saçımdan.Bir şey de demişti ama hatırlayamıyordum o kadar.Bunları hatırlayabilmem bile zaten bir mucizeydi benim için. Üstümdeki tişörtü aşağı çekiştirip kapıya yöneldim.Sanki çekiştirince uzuyordu!Şimdi bir teşekkür zamanıydı.Yani en azından bu kadarını yapmalıydım ama başka şeylerden taviz vermek yok kesinlikle.Yaptıklarını da unutamam sonuçta. Dün anın şokuyla yaptıklarını unuttum ama bugün kafam yerinde. Derin bir nefes alıp kapıyı açtım. Önüme merdivenler çıkmıştı direkt.Ben de etrafa bakarak inmeye başladım.Duvarlar bu sefer griydi. Herhalde renk katayım diye düşünmüştü.Duvarların içinde raflar vardı.Rafların üzerinde de küçük heykelcikler vardı.Modern bir hava katmıştı ama raflar dışında bomboştu. İnsan bir tablo veya fotoğraf asardı. Ama işte insan dedim.O yüzden normaldir olmaması. Merdivenlerden indiğimde önüme oldukça büyük bir salon çıktı.Ama baya büyüktü yani.Gri koltuklar, önünde beyaz bir sehpa,koskocaman bir televizyon, beyaz dolaplar vardı.Salondan bahçe olarak düşündüğüm yere çıkan cam bir kapı vardı. Salonun en köşesinde ise kapısı olmayan bir oda.Daha dikkatli baktığımda orasının mutfak olduğunu anladım.Evini-duvarlar dışında-güzel dekore etmişti.Tabi o yaptıysa. Neyse,görevime odaklanmalıydım şimdi.Bu çocuk neredeydi?Salonda değildi. Mutfakta da yoktu.O zaman iş başa düştü.Tek tek odalara bakma zamanıydı.Üst kattan başlama kararı alıp merdivenlere yöneldim.Biri de evini merdivensiz yapsın ya!Olmuyor artık böyle.Yaşlandım ben.Tam tamına 18 yaşındayım. Kaldığım odanın önüne gelip bir yanındaki kapının kulpunu indirdim ama kilitliydi.Şansımı bir diğerinden deneme kararı aldım ve onu da açmayı denedim. Bilin bakalım ne oldu?O da kilitliydi tabi ki.İlla uğraşacaktım yani.Bir kere de şanslı olayım ya!Karşısındaki kapıya geçtim ve onu açmayı denedim umutsuzca. Açılmadı. Bu evde kaç oda vardı?Koridora baktığımda 5 tane gördüm. Eğer tek yaşıyorsa-ki ben öyle düşünüyorum-neden bu kadar çok oda vardı?Açıkcası ben bunu gösteriş olarak düşünüyorum. Ben tek yaşasaydım küçük bir ev isterdim.Küçük ama şirin bir ev.Mavi duvarları olan.Neyse hayal kurmayalım şimdi. Koridorun en ucundaki odaya gittim.Kapının kulpunu tuttum.Bu sefer büyük hissediyordum.Gözümü kapatıp yavaşca aşağı indirdim.Ve evet,işte budur!Kapı açıldı ve içeri adımladım.Keşke adımlamaz olaydım.Mete,belindeki havlu dışında çıplak vücuduyla güzel bir manzara sunuyordu bana.Hele o baklavaları ve kaslarıyla.Ah,su damlalarının, kaslarının üzerinden akması... Allahım ben ne diyorum ya! Kendine gel Bilge! Uzun bir süzme aşamasından sonra bilincim yerine geldi ve gözlerimi şaşkınca sonuna kadar açıp 'oha' diyerek arkamı döndüm. "Arkana dönmene gerek yok.Beni yeterince süzmüştün zaten."dedi alayla.Küstaha bak sen!Sanki çok meraklıydım!Kim olsaydı bakardı tabi ki yani. "Hiçte bile.Ben bir şey görmedim!" Çarpılmazsam iyiydi. "Aynen öyledir."dediğinde sinirlenmiştim. "Öyle!"diye bağırdım.Gereksiz yere bağırmıştım biraz.Bazen sesimin tonunu ayarlayamıyordum. "Sesinin tonuna dikkat et! Giyindim,dönebilirsin."dedi sinirle. Dengesiz demiştim ben.Azıcık bağırmamdan bile sinirleniyor.Ama ben sakin olup teşekkürümü edip gidecektim.Arkamı döndüm ve dediği gibi giyinmiş olduğunu gördüm. Yüzüne baktığımda sanırım konuşmamı bekliyordu. "Ben teşekkür etmek için gelmiştim.Eğer kurtarmasaydın ne yapardım bilemiyorum.Ama gerçekten teşekkürler o pislikten kurtardığın için.Sana karşı borçluyum."dedim sakince. "Bu sana özel bir şey değildi.Teşekkür etme."diye cevap verdi. Allahım beni mi sınıyorsun? Kaba öküz.Sanki ben,bana özel demiştim. Nezaketen teşekkür etmiştim.Bu çocuk sinirlerimi daha fazla bozmadan gitmeliydim ama önce halletmem gereken bir mesele daha vardı. "Sen anlamazsın ama ben yine de teşekkürümü ettim.Ayrıca üzerimi sen mi değiştirdin ve neden beni evim yerine buraya getirdin?"diye sordum hafif sinirle. "Ben değiştirdim ve evine o halde gidemezdin."dedi umursamazca. "Üzerimi değiştirme hakkını sana kimse vermedi!Sen sapık mısın ya?İzinsiz bir biçimde,ki asla böyle bir şeye izin vermem, nasıl değiştirirsin? "diye söylendim sinirle. "İğrenç vücudun umrumda değil!" diye cevabı yüzüme yapıştırdı. Tamam, güzel olduğumu iddia etmiyordum ama bunu demesi sinirimi bozmuştu.Bir kıza böyle bir şey söylememeliydi. "Asıl iğrenç olan sensin!"diye onun gibi bağırdım. "Bana sesini yükseltme lan!Bu son uyarım.Şimdi çık!"diye bağırmaya devam etti.Bana bağırılmasından hiç hoşlanmam.Hem de hiç! "Sen de bana sesini yükseltme!İnsanlara istediğin zaman bağırıp çağıramazsın! "diye bağırdım. Yanıma yaklaşıp kulağıma doğru eğildi ve"Evime getirdim diye kendini bir şey sanma!Bir daha bana bağırırsan seni öldürürüm!"dedi korkunç bir sesle. Yüzü ve sesi bunu yapabileceğini gösteriyordu. Korkmuyor değildim ama hayır.Taviz vermeyecektim. "Anladın mı?"diye bağırdığında irkildim. Ondan biraz uzaklaştıktan sonra"Anlamadım."dedim gıcıklığına. Bundan sonra olacakları düşünemiyordum ama yetti bu kadar. Bir insanın üzerine bu kadar da gelinmez.Kendini ilah falan sanıyordu herhalde.Bana okulun bahçesinde yaptıklarından sonra onu alttan almayacaktım.Bir insana böyle davranması çok gurur kırıcıydı. Ezmesi ve bağırması. "Anlatırım.Hiç sıkıntı yok."dediği gibi kolumu kavradı ve beni yatağa fırlattı.Hızla yatağa düştüğüm için kafam acımıştı.Ayrıca tuttuğu kolum kesin moraracaktı.Acısını tüm bedenim hissediyordu. "Sen tam bir hayvansın."diye bağırıp yatağın üzerindeki yastığı yüzüne fırlattım.Sinirlenince kendimi kaybediyordum hep.Mantıklı kararlar veremiyordum asla. "Sen fazla oldun ama."diyip yatağın yan tarafında olan komidinin üstündeki her şeyi yere fırlattı.Böyle tepki vermesi beni korkutmuştu çünkü gözlerindeki öfkeyi net bir şekilde görebiliyordum.Boynundaki ve alnındaki damarlar da öfkelendiğinin ispatıydı. "Anlatalım hadi."dedi fısıltıyla. Sanırım delirmişti.Kendi kendine konuşuyordu. Yerde kırılan büyük bir vazo parçasını aldı ve bana doğru yaklaşmaya başladı.Ne yapacağını anladım ve hemen yataktan kalktım. Şuan korkumun beynimi ele geçirmesine izin vermemeliydim.Hızlı düşünüp harekete geçmeliydim.Yoksa bu manyak beni öldürürdü.Etrafıma baktığımda kapıdan çıkmamın imkansız olduğunu anladım.Hemen beni yakalardı. Pencere hiç olmazdı.O zaman kendimi savunmalıydım.Arkamda duran şifonyerin üzerindeki eşyalar bu durum için uygundu. Mete üzerime doğru gelmeye başlamıştı.Elindeki cam ve gözlerindeki saf öfke beni germişti. Aramızda üç adımlık mesafe kaldığında tam zamanı diye düşündüm ve "Bana sakın yaklaşma!" diye bağırıp şifonyerin üzerindeki camdan eşyayı tuttuğum gibi kafasına fırlattım.Ama başını sağa eğip kurtulmuştu. Oha yani! Bu kısa mesafede kurtulması reflekslerinin çok iyi olduğunun kanıtıydı.Şimdi daha da sinirlenmişti. Kızgın bir boğa gibiydi. "Cezan daha da katlanıyor."diyip hızlı bir şekilde beni duvarla arasına sıkıştırdı.Bir eliyle ellerimi başımın üzerinde sabitlerken diğer elindeki cam kırığını boynuma yaklaştırdı ve bastırdı. "Sakın yapma!"diye bağırdım. Bağırmam onu daha da sinirlendirmiş olmalı ki ellerimi sıkıp boynuma biraz daha bastırdı.Şuan oranın kanadığından adım gibi emindim. Hafifçe camı sağa kaydırıp daha da acımasına yol açtı.Kendimi sıkıyordum ses çıkarmamak için çünkü canımın acıması onu keyiflendiriyordu.Ama dur diye yalvarmayacaktım.O bahçede yalvardığımda daha sonra nasıl kendimi acınası olduğumu anlamıştım. "Bana bağırmayacaksın!"diye kükreyip cam parçasını omzumun üzerine getirdi. "Karşı gelmeyeceksin!"diye devam edip omzumdan aşağı sürükledi.Kolum uyuşmuştu.Bu acı karşısında kendimi daha fazla tutamadım ve acıyla bağırdım. Gözlerim acıdan dolayı dolmuştu. Gerçekten çok acıyordu.Havanın açık yarayla temas etmesini bile hissediyordum.Tüm bedenim bu kesik yüzünden alarm veriyordu.Beynim uyuşmuştu acıdan. "Acıdı mı?"diyip sinirle gülmüştü. Gözlerinin içine baktım gözümü kırpmadan.Hiçbir insanlık kalıntısı yoktu.Canavar gibiydi.Duygusuzdu.O da benim gözlerimin içine bakıyordu ama ben acınası gözüktüğümün farkındaydım.Beni acınası yapan oydu.Bana zarar veren de oydu. Ve ben bunların hiçbirini hak etmiyordum. "Senden nefret ediyorum!İçinde birazcık bile insanlık yok senin.Merak etme ama Mete Arıkan,bu yaralar geçer ama ben asla unutmam ve sana bunu ödetirim. Hem de çok fena.Seni çok fena pişman edeceğim." dedim.Sadece evime gitmek istiyordum.Kolumun çaresine de bakmam gerekiyordu. İlk önce kolumdaki yaraya sonra boynuma en son da gözlerimin içine baktı.Bakışları tüm vücudumu yakacak derecedeydi.Bir süre daha bakıp hızla odanın kapısını kapatıp gitti.Çıktığı gibi sinirle çığlık atıp şifonyerin üzerindeki her şeyi yere attım.Ama sakinleştirememişti bu beni.Kolumun acısını umursamadan perdeleri kendime doğru çekip yırttım. Şuan çıldırmış gibiydim.Gerçekten sinirim çok bozulmuştu.Dün koruyup bugün kendisi zarar veriyordu.Dün bana kollarında babamın verdiği gibi güven vermişken bugün bana yaptıkları gerçekten çok şerefsizceydi.Ama ben o güvene inanmamalıydım.Benim salaklığımdı. İçimdeki saf öfke bir türlü dinmiyordu.Kolumdaki yaraya baktığımda biraz derin olduğunu gördüm.Ve görüntüsü hiç hoş değildi.Boydan uzun bir şekilde kesmişti Allahın belası.Bir insana bunu yapmamalıydı.Özellikle ben bir kızdım.Kendisinden fiziksel olarak güçsüzdüm ve bunu yapması acizceydi.Ama o fiziksel gücünü kullanıyorsa ben de zihinsel gücümü kullanırdım.Kaçırdığı nokta ondan daha zeki olduğumdu. Bu odada daha fazla duramazdım. Hatta bu evde.Odaya göz gezdirdim ve yeterince içine etmiş olduğuma karar verdim.Kapıya doğru ilerledim ve daha demin hızla kapattığı kapıyı açtım.Açtığım gibi önüme Mete çıktı.Yüzüne bakmaktan bile iğreniyordum şuan. Onu itip geçmeye çalıştım ama hareket etmemişti.Öylece heykel gibi durup bana bakıyordu.İğreniyordum ondan! "Çıksana Allahın belası!"diye bağırıp göğsüne yumruklarımı geçirdim.Artık dayanamıyordum. Gerçekten tüm psikolojimi alt üst etmişti. "Senden iğreniyorum."diye bağırıp vurmaya devam ediyordum ki bir anda bileklerimi yakalayıp yumruklarımı engelledi. "Dokunma bana"diye bağırdım.Bir yandan da bileklerimi kurtarmaya çalışıyordum.Ama onun hayvan gibi gücü buna izin vermiyordu. Bileklerimden yatağa doğru sürükleyip yatağın ucuna oturttu. Ama ağzını bile açmıyordu. Daha deminki öfkesi uçup gitmişti.Onun yerine donuk bir ifade vardı gözlerinde.Bunu anlayabilmiştim. "Bekle."diyip komidinin çekmecesini açtı.Ben bir şey demeden onu izliyordum.Yine nasıl bir insan dışı hareket yapacağını izliyordum. "Senden nefret ediyorum."diyerek düşüncelerimi sesli bir biçimde ona aktardım.Çekmeceden çıkardığı bir kutuyu yanıma koyarken gözlerimin içine baktı ve "Biliyorum."dedi. Kutunun içini açtığında ilk yardım çantası olduğunu anladım.Bu beni daha da sinirlendirmişti.İyilik yapası tuttu herhalde. "Pansuman yapacağım." dediğinde artık bu durumdan bıktığıma yüzde yüz emin oldum.Yetmişti bir iyi bir kötü davranması. "Bak senden hiçbir şey istemiyorum. Hatta mümkünse yüzünü bile görmek istemiyorum." dediğimde yüz ifadesinden gerildiğini anlamıştım. Tanımıyor olsam rahatsız olduğunu düşünürdüm. "Yaran mikrop kapar."diyerek dediğimi umursamadan devam etti. "Aa gerçekten mi?Peki kolumu keserken neden düşünmedin bunu?"dedim sinirli bir ses tonuyla. "Ben seni uyarmıştım!Sınırlarımı zorlamayacaktın." dediğinde sinirlerim daha da artmaya başlamıştı. Ama sakin olmalıydım.Bu psikopattan kurtulup gidecektim birazdan. "Bilmem farkında mısın ama benim de bir sınırlarım var."derken pansuman için gerekli malzemeleri çıkarmaya başladı.Sanırım cevap vermeyecekti. "Pansuman istemiyorum.Ben hallederim."dediğimde gözümün içine baktı uzunca.Her zamanki duygusuz bakışlarıydı. "Sus!"diyerek dediklerimi umursamadığını belli etti.Pamuğa tentürdiyot döküp koluma yaklaştırdı. "Bak ben istemiyorum.Kendim yapmak istiyorum."dedim sabrımın bittiğini belli ederek. "Ben ne istersem o olur.Bunu o beynine sok."dedi her kelimesine baskı yaparak. Egoist şey! Ona cevap verme girişiminde bulunmadım çünkü bazen sessizlik en büyük cevaptır.Şuan tek isteğim bu evden gitmekti.Hayat sevincimi sömürdü. Mete,elindeki pamuğu kolumdaki yaraya bastırınca sessizce acıyla inledim.Dikkatlice sürüyordu ama yine de acıyordu.Tabi o kadar keserse acırdı.Sanki kurbanlık koyundum.O yaramı temizlerken aklıma çok büyük bir tehlike geldi. Annem! Annem benim nerede olduğumu bilmiyordu.Ayrıca en son bara giderken mesaj atmıştı.Aha ben şimdi bitmiştim.Gidip anneme desem 'Hey anne!Ben dün Meteler'de kaldım.' ceza üstüne ceza verirdi.Cezayla da kalmaz beni dilim dilim doğrardı.Acaba ne desem.Yalan da söyleyemiyordum.Hemen anlaşılıyor çünkü.Ay şuan valla kafamı duvarlara çarpmak istiyorum.Tam bir salağım. Mete yüzümün bembeyaz olduğunu anlamış olacak ki "Bu kadar acıdığını sanmıyorum."dedi.Ben neredeyim o nerede?Şuan çok riskli bir durumun içindeydim. "Acımıyor zaten.Benim telefonum nerede?"dedim hızlıca.Telefondaki her annemin arama sayısı,benim ceza sayıma eşitti. Cevap vermek yerine ayağa kalktı ve dolabının yanına gidip ceketinin cebinden telefonumu çıkardı.Ya manyak çocuk telefonumu ne alıyorsun ya!Ama şuan bunu tartışacak zamanım yoktu. "Al!"diyip yanıma oturdu ve telefonu uzattı.Ne kadar da nazik(!)Hızlıca telefonu elinden alıp açma tuşuna bastım.Ekran açıldığında Özge'den 20 tane arama annemden 1 tane arama olduğunu gördüm.Şuan burada büyük bir sorun vardı.Normalde bunun tam tersi olması gerekirdi.Annemin 20 kere,Özge'nin 1 kere araması lazımdı.Gerçekten garip bu durum.Nedenini öğrenmek için önce Özge'yi aramaya karar verdim.En çok arayan oydu. Rehberden Özge'ye basıp açmasını bekledim.1 kere çaldıktan sonra hemen açmıştı.Mete'nin yanından kalkıp odadan çıktım ve telefonu kulağıma yaklaştırdım. "Bilge!Neredeydin sen?Ne kadar korktum haberin var mı!Bacaklarını tek tek kıracağım senin."diye bağırarak beni sağır etmeyi başardı. "Bir dur Özge.Zaten annem ağzıma edecek.Ama valla normalde ben suçsuzum.Tüm suç kaderimin şansızlığında."diyerek kendimi savundum. "Hıı kesin öyledir.Neyse ki anneni ben hallettim.Dedim Melek teyzeciğim Bilge çok yoruldu, 2 gün bizde kalabilir mi eğleniriz dedim.O da kabul etti.Yani benim sayemde kurtuldun.Artık bana bir şeyler ısmarlarsın.Neyse dur şimdi sen dün Mete'de kalmışsın.Kerem söyledi neyse ki.Yoksa polise gidecektim."dedi endişeli bir ses tonuyla. "Ben de annem neden 1 kere aradı diye hayatı sorguluyordum.Neyse şuan sana olayları anlatamam.Madem dün sizde kaldım birazdan geliyorum. Adresi konum at,gelince açıklarım." dediğimde tamam diyip kapadı hemen.Bu demek oluyor ki 'hemen gel yoksa seni gebertirim.' Derin bir nefes alıp odaya tekrar girdim.Mete ellerini başının arkasına koymuş,yatakta uzanıyordu.Çekici ama içini bildiğim için itici. "Ben gidiyorum.Teşekkür ederdim ama bana yaptıklarından sonra biraz zor o.Mümkünse görüşmemek üzere.!"diyip arkamı dönmüştüm ki "Dur!"diye bağırdı. Arkamı dönüp 'Hayırdır' dercesine tek kaşımı kaldırdım.Büyük ihtimalle kaldıramadım ama neyse. Ayağa kalktı ve "Üstünü değiştir."diye emir verdi.Şeytan diyor ki gıcıklığına böyle dışarı çık ama işte bir yerlerim yemiyor. "Elbisem nerede?"diye sorduğumda kafamdan aşağı kaynar suların dökülmesine sebep olan bir cümle söyledi. "Çöpe attım." Aman Allahım gerçekten kendimi öldürecektim şuan.Bıktım ya!Nedir bu böyle.Her şey ters gidiyor.Ben o elbiseyi çok beğenmiştim.Gerçekten şuan ilk kez bir kıyafet için üzülmüştüm.O elbiseyle aramda bir bağ oluşmuştu oysaki. "Sen şaka mısın ya?Elbisemden ne istedin?O elbiseyi çok sevmiştim!"dedim sinirli ve üzgün bir ses tonuyla. "Yürürken düştüğün için çamur olmuştu ve ayrıca kusmuştun."diye konuya açıklık getirdi.Yıkanınca geçerdi bence.Değil mi? "Offf!Bu atman gerektiğini göstermez. Neyse ben ne giyeceğim?Bir an önce gitmek istiyorum."dedim. Hiç bir şey demiyip odadan çıktı. Oflayıp yatağın üstüne oturdum.Şu başımdan geçenler şaka gibiydi.İlk kez böyle bir ruh hastasıyla karşılaşmıştım ama bir yolunu bulup ondan kurtulmak istiyordum. Yani öldürmek falan değil,sadece bir daha karşılaşmak istemiyordum.Aynı okulda olmamıza rağmen bir çözüm yolu olmalıydı bence.Şuan düşündüm de kolumu ve boynumu kesmişti ve ben hâlâ ona bir insan gibi davranıyordum.Bana zarar veren birine daha kötü davranmalıydım bence. Buradan bir kurtulayım o görecek gününü! Kapının açılma sesi gelince başımı o tarafa çevirdim.Mete,elinde siyah deri bir taytla bana doğru ilerliyordu.Taytı yüzüme fırlatıp yataktaki eski pozisyonuna geri döndü.Kollarını başının altından bağlamış uzanıyordu.Gözlerini de kapamıştı. Şu rahatlığa bak be! Tayta baktığımda benim ölçülerimde birine ait olduğunu gördüm.Acaba kimindi bu? "Bu kimin?"diye sorduğumda gözlerini açmadan "Bir kızın işte."diye cevap verdi.Muhtemelen düşündüğüm tarzda bir kızındı.Iy midem bulanmıştı.Bunu giymek istemiyordum. İğreniyordum.Hatta bence üstümdeki tişörtle gidebilirdim. Çok kısa değildi.Tek çarem buydu. "Ben bunu giymeyeceğim.Al başka kızlara ver."diyip üstüne fırlattım ve hızla kapıya yöneldim.Kapıdan çıkmıştım ki Mete yine kolumdan yakalamayı başardı.Gözlerindeki öfkeyle bana bakıyordu.O da benim üstüme fırlatmıştı.Ödeşmiştik!Hem bu çocuk nasıl bu kadar hızlı olabiliyordu? "Böyle asla dışarı çıkamazsın!"diye yüzüme doğru kükredi.He yani şimdi sorun onun üzerine taytı fırlatmam değil,böyle dışarı çıkmam.Dengesiz manyak! "Birincisi istediğim gibi dışarı çıkarım.İkincisi sen kimsin ki karışıyorsun?"diye tüm sakinliğimi koruyarak sordum. Delici bakışlarını yüzümde gezdirirken "Bunu giymeden çıkamazsın!"dedi. "Hadi ya,öyle mi?"dedim alayla. "Sen bilirsin.Dediklerimi yapmayı öğreneceksin."diyip odadan çıktı.Kapıyı açacaktım ki bir kilit sesi geldi. "Giyince seslenirsin."diye kapının arkasından bağırdı. Allah belanı versin senin ya! Offf!Çıldıracaktım valla.Bir bu eksikti. Bıktım ya!Neymiş benim dediklerimi yapmayı öğrenecekmişmişsin.Kesin öğrenirdim zaten ben de.Psikopat!Giymeyecektim.Zaten Özge 1 gün daha izin almıştı onlarda kalmam için.Biraz daha bu lanet evde kalabilirdim.O öğrenecek asıl dünyanın onun etrafında dönmediğini. Kapıyı eninde onunda açacağını bildiğim için uyumaya karar verdim.Zaten dış etkenler yüzünden tatlı uykumdan (!) uyanmıştım.Bu yüzden biraz daha uyuyabilirdim.Her ne kadar onun yatağında yatmak istemesem de tek yer orası olduğu için kendimi yatağa fırlattım.Yatak da Mete gibi kokuyordu. Tamam,şimdi yalan söyleyemem,kokusu bağımlılık yapacak kadar güzeldi ama işte kendisi öyle değildi. Yastığa sarılıp gözlerimi kapadım ve uzun bir uğraştan sonra uykuya daldım...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE