Üzüm Milan: Yorulmadın mı?
Bilincim tam kapanmak üzereyken gitar sesinin tekrar başladığına şahit olunca irkilmiştim. Odamdaki salıncakta oturarak uyuya kalmak en son istediğim şey olabilirdi. Tabii gitar sesini susturmadan önce istediğim en son şey.
Elimden asla düşürmediğim telefonumun ekranını açıp Rüzgar'a yazdığımda geriye çevrim içi yazısını beklemek kalmıştı. Ama olmadı, gelmedi. O yazı saniyeler dakikalar dönüşürken asla Rüzgar'ın isminin altında belirmedi.
Bu gece evde yalnız kalacağım için ailem bir arkadaşımı çağırmamı söylemişti. Birkaç gündür onlara göre iyi değildim, bu yüzden yanımda biri olsa içleri rahat olurmuş. Ben de annemin bu sözleri üzerine arkadaş ayarladığımı söylemiştim ama ne var ki, ayarlamamıştım.
Bunu istesem de, Yonca ve Can müsait olmayınca geriye sadece Bade'yi ayakta tutma fikri kalmıştı bana. Eğer o uyumazsa, evdeki kimseyi uyutmaz diye düşünmüştüm. Bu planım başarısız olmuş olsa da, Rüzgar sanki yalnız olmadığımı hissettirmek istercesine yandaki evden gitarla şarkı söylemeye başlamıştı. Yorulunca da çalmaya devam edip, sessizliğe bürünmüştü.
Kucağımdaki mor, Can'a benzeyen ayımı elime aldım. Telefonumu hemen yanımdaki boşluğa yerleştirirken ayıma sarılıp ayağa kalktım. Odamdaki küçük balkona gidip perdesini çektim. Rüzgar'ı görmek için yaptığım bu hamle, Arsen'i elindeki gitarla görmeme neden oldu.
Onun orada ne işi vardı?
Tamam kendi eviydi de, Rüzgar'ın dokunduğu gitarla neden iletişim hâline geçmişti?
Gözüm, dakikalar önce şu an Arsen'in oturduğu sandalyede oturan Rüzgar'ı aramaya başladı. Aynı benim balkonum kadar küçüktü karşımdaki balkon. Orada göremeyince bahçeye bakmıştım. Belki evin ön kısmı gözükmüyordu ama yine de bakmaya çalıştım. Sanki görebilirmişim gibi.
Balkonda hareketlilik hissedince bakışlarım tekrar oraya dönmüştü. Pamir gelmiş. Arsen'in arkadaşı. Bir elinde iki büyük içki şişesi vardı, diğer elinde ise iki tane bardak. Yarın sınav olmasına rağmen gerçekten de içecekler miydi?
Arsen başını kaldırıp önce Pamir'e sonra elindekilere bakmıştı. Yüzüne bir tebessüm kondurup başını sağa sola salladığında Pamir'in bir şeyler söylediğine şahit oldum. Bu mesafeden sözlerini duyamasam da, davranışlarından onu içki içmediği için kınadığını anlıyordum.
Elindekileri masaya yerleştirip balkondan çıkınca yine Arsen'e baktım. Pek bir muhabbetim yoktu ikiseyle de. Normal şartlar altında gecenin bir saatinde gitar çalsalar, kesin ihbar ederdim. O derece yakın değildik. Şu an sırf işime geliyor diye bir şey demiyordum. Yarın sınavım olmasına rağmen susuyordum.
Biraz daha ona ve elindeki gitara baktım. Tam perdeyi çekeceğim esnada Pamir'in tekrar balkona girdiğini görmüştüm. Bir an teklesem de, perdeyi çekmek için tekrar hamle yaptım. Ta ki Rüzgar'a verdiğim büyük pasta tabağını, Pamir'in elinde görünceye kadar.
Elim perdede öylece kalırken gözümü onların üzerinden alamıyordum. Doğrusu pastamdan alamıyordum. Ben onu evin çalışanına verirken altını çize çize Rüzgar'a vermelerini söylemiştim. Üstelik Rüzgar'da pastayı aldığını söylemişti. Şimdi neyin nesiydi bu?
Aklıma Rüzgar'ın bu seferki pastanın diğerlerine göre farklı olduğunu söylediği mesajı gelince gözlerimi yummuştum. Evlerinde iki tane pasta vardı ve pastalar karışmıştı... Ben de diyorum Bade benim pastamı bu kadar çok severken nasıl o kadar çabuk uyuyakaldı!
Sinirden kucağımdaki ayıya daha sıkı sarılmaya başladım. Eğer o uyumamış olsaydı, Demet ablayı kesinlikle onu bana vermesine ikna edebilirdim. Bütün gece uyumamak gibi bir planım vardı. Bade bana çok güzel arkadaş olurdu.
Aklıma şu saatlerde yaşanması gereken anılar bir bir dolarken yavaşça gözlerimi açıp, son kez karşımdaki manzaraya baktım.
Arsen elindeki gitarı bırakmış, pastadan aldığı büyük dilimi kendi tabağına yerleştirip yemeye başlamıştı. Pamir desen içkiyle birlikte götürdüğü pastamı, resmen rezil ediyor; ona hak ettiği değeri göstermiyordu.
Homurdanmaya başladığım esnada Arsen'in başını pastadan kaldırıp bana baktığını gördüm. Şu an elimden en sevdiğim oyuncağım alınmış gibi hissediyordum. Kaybetmişlik hissi vardı içimde. Ondan dolayı yüzümde nasıl bir ifade vardı kestiremiyordum. Arsen bakışlarını kucağımdaki ayıya çevirip sonra yine bana baktı.
Ne yaptığımı algılamaya çalıştığını anladığımda, daha fazla bu saçma anda kalamayacağımdan, son kez pastama hüzünlü hüzünlü bakıp perdeyi çekmiştim.
Bade ve Rüzgar'ın en sevdiği çeşitlerdendi o pasta. Ben sırf Bade için girmiştim mutfağa. Can'a yaparken kendime de bir tane yaptığım yalandı. Aksine Bade'ye yaparken Can'a da bir tane yapmıştım. Yani rastgele, basit bir şekilde, kısa sürede hazırlamamıştım onu!