Soğuk bir Ankara günü daha. Aralık ayı içinde takvim yaprak yaprak dökülüyordu. Hala yerimizde sayıyorduk. Sürekli düşünüyordum ama Hakan dışında kimsenin zarar görmeyeceği bir plan gelmemişti aklıma. Şirkete yaklaşmıştım. Hala işim yoktu. Babamla konuşmayı erteliyordum ama şirkete hemen hemen her gün gidiyordum. Belki de arşivde kalmaya devam etmeliydim. Arşiv sekreteri olabilirdim. Otoparka doğru sürmeye devam ettim. Arkamdan gelen arabanın Hakan’a ait olduğunu anladığımda içimi bir gerginlik kapladı. Sakin ol Aylin, dedim kendi kendime. Otoparka girerken beni yakalayacağını biliyordum. Beni yine lafa tutacağını tahmin ediyordum. Bulduğu her fırsatta benimle sohbet etmeye çalışıyordu. Önceden olsa aklıma başka ihtimaller gelmezdi ama artık beni takıntı haline getirdiğini bildiğim

