Karakurum Gecesi

1036 Kelimeler
Akar Gözlerimi açıp er'ime baktım. Kararmış gözleriyle bana bakıyor ve daha fazlasını almak için sabırsızlanıyordu resmen ama aramızdaki boyut farkını da bildiği için olabildiğince ağırdan almaya özen gösteriyordu. Haklıydı da, şayet o benim üstüme çıktığında altında küçücük kaldığım vakit bu fark bariz bir şekilde kendini belli ediyordu. Hemen sonrasında yatakta yanıma yerleştirdiği elini kaldırıp dağılmış saçlarımı okşadı. Ordan da yavaşça vücuduma inerek üstümdeki kaftanın düğmelerini ve ipini çözmeye başladı. Seri bir şekilde yaptığı bu işlem sonrası üstümdeki kıyafet aşağıyı boylamıştı. Daha sonra açıkta kalan vücuduma dikti bakışlarını. "Benim bu qan(kan) görmeye alışmış gözlerim, o harabe içinde seni bulmamla herbir yeri aydınlık bürkedi (kapladı). Öyle ki güzellik bahçende naçin'in(yırtıcı kuş) olarak vardığım yerde avlanan ben olup dururum. " Dediği şeylerin bazen hepsini anlamıyordum ama iyi birşey dediği kesindi. Yaklaşık üç saniye kadar yüzüne cilveli olduğunu düşündüğüm bir şekilde gülümseyip ellerimi onun kıyafetlerine atmıştım. Heyecandan titreyen ellerimle üstündeki deri, kürk ve kumaş parçalı kıyafeti çıkardım. Onun üstündeki kıyafet de benimki gibi yeri boylamış, bir sonraki hamlesi için beklemeye koyulmuştum. Er'im yavaşça, büyük ellerini çıplak vücudum üzerinde gezdirirken göğsüm heyecandan kalkıp inmeye başlamıştı. Biryandan da altındaki kıyafetleri çıkartıyor ve keyifle beni izliyordu. Ben de onun açıkta kalan vücuduna bir bakış attım. O kadar mükemmeldi ki... Resmen yarı yunan tanrılarını andıran bir fiziğe ve cüsseye sahipti. Han'ım da benim izlediğimi anlamış olacak ki keyiflice gülümseyip ellerimi tuttu ve vücudu üzerine yerleştirdi. Karın kasları üzerinden başlayıp aşağıya doğru kaydırdı ellerimi. Heyecandan ıslanmış dudaklarımı ısırdım bu sefer. Ardından boşta kalan bir eliyle bacaklarımı aşağı yukarı doğru okşamaya ve heyecanlandığı vakit baldırlarımı, kalçamı avuçları içine alarak sıkmaya başladı. Şuan hem utanıyor hem de olabildiğince zevk alıyordum. Gözlerim de refleks olarak arada kapanıyordu. "Közlerini (göz) açasın Hüreyre'm." Bir eliyle yüzümün kenarını okşadı bu sefer. Uzun boylu, esmer ve oldukça çekici, kara gözleri keskin ve pırıl pırıl... Yüzümde gezen elleri ise hep kılıç sallamaktan ve bozkırın sert koşullarından olsa gerek sertti. Fakat o katı elleri ile bana öyle nazik dokunuyordu ki, ister istemez er'imin yüzüne gözlerimi açarak bakmağa mecbur oldum. Bana gülümseyen yüzüne gülümsemek istedim. Lakin böylesine utanırken o kadar zordu ki bu... Elleri bu sefer kalçalarım üzerinde gezdi. "Ben senin er'inken utanmana gerek yoktur. " Söylemesi kolaydı tabii! Ben başımla sessizce onaylarken ağırlığının hepsini vermeden üzerime tekrar eğildi ve açıkta olan boynumu öpmeye, yalamaya başladı. Arada ısırması da öyle zevk veriyordu ki kendimi tutamayıp ağzımdan küçük iniltiler kaçıyordu. O da bu sesimden mutlu olsa gerek kendini bana sürtüyor, bir eliyle kalçamı okşamaya devam ediyordu. Ben de ellerimi ; onun uzun, birkaç tutamı örülü siyah saçlarının arasına attım. O kadar güzeldi ki benden hiç ayrılmadığından emin olmak için sıkıca tutuyor kendime çekiyordum. Benim zevke geldiğimi görünce boynumdan yavaş yavaş tekrardan dudaklarıma kaydı ve haşin bir şekilde öpmeye başladı. Bu hareketiyle saçlarına koyduğum elimi geniş omuzlarına çektim bu sefer. Parmaklarımla öpücüğe karşılık olarak omzuna baskı uyguluyor onun öpücüklerine uyum sağlamaya çalışıyordum. Benim bu halimden fırsat bilen er'im de benden ayrılıp, parmaklarını yalamam için dudaklarıma getirmişti bu sefer. Karşı gelmeden parmaklarını alıp ağzımda emmeye başladım, o ise başını tekrar boynuma gömüp derin bir iç çekti. "kokun beni mest eder." bunu derken biryandan boynuma ve omzuma öpücükler konduruyordu. Ben ise hala ağzımdaki parmaklarıyla ilgileniyordum taa ki yeterli olduğunu düşünüp o uzun parmakları çıkartana kadar. Daha önce kendimin bile dokunmadığı deliğimin üstüne getirdi bu sefer ve bir parmağını yavaşça içeriye soktu. Omzundaki ellerim refleksle sıkılaşırken, ağzımdan ufak bir inilti daha kaçtı. Uzun zaman geçmeden ikinci parmağı daha eklemiş ve içinde makas hareketleri yaparak ileri geri oynatmaya başlamıştı. Dudaklarımı dişlerken, belim, bu içimde hareket eden parmaklarla kıvrılmış, içine düştüğüm zevk kaçınılmaz bir hale bürünmüştü. Er'im yavaşça göğsüme indi bu sefer ve parmakları içimde hala hareket halindeyken dudakları da göğsümde geziyor benim sınırlarımı zorluyordu. Artık ben de kendimi tutmayı bırakmış araladığım dudaklarımdan özgürce inlemeye başlamıştım. Ben kendimi salmışken o parmaklarını içimden çıkarıp daha sert ve kalın birşeyi hizalamıştı bu defa. Hissettiğim bu şeyle ağzımdan korkuyla karışık titrek bir inilti çıktı. Koyulaştırdığı bakışlarıyla tekrar dudaklarıma yönelirken kendisini aynı anda hizaladığı deliğe doğru itti. Omzuna yerleştirdiğim ellerimi sıkılaştırıp canını yakmak istemiyordum, bu yüzden ellerimi oradan çekip altımdaki çarşafı sıkı sıkıya tuttum. Zaten çok geçmeden içime giren kocaman şeyi hissetmemle, inlemeyle çığlık arası bir ses dudaklarımdan kaçmıştı. Han'ım ise zevkle derin bir nefes aldı ve yalnızca birazını soktuğu aletini tümüyle içime itti. İşte o an gözlerimden birkaç damla yaş düşmüştü ve gerçek anlamda bir çığlık atmıştım. Canım öyle yanıyordu ki tarifi bile olmazdı bunun! Şu yaşıma kadar izlediğim gay p*rnolarına lanet olsun, bu şey pek de zevk vermiyordu! Kollarımı acıdan sıkıca er'imin boynuna sardım ve başımı ona doğru gömdüm. Benim ağladığımı fark etmiş olacak ki içimde bir süre hareketsiz durdu ve başını bana yaslayıp saçlarımı nazikçe öpmeye başladı. Yüzüm onun boynundayken nefes nefese kalmış soluğumu düzene sokmaya çalışıyordum. Onun kulağıma gelen sıcak nefesiyse beni resmen deli ediyordu. Nefesim biraz da olsa düzene girdikten sonra boynuna doladığım kollarımı çekip yüzünü kendime doğru çevirdim ve dudaklarına tatlı bir öpücük kondurdum. Mesajı anlamış olacak ki içimde yavaştan git gel yapıp hareket etmeye başladı. Tek fark her girişten sonra daha sert bir şekilde giriş yapıyordu içime. Çok vakit geçmeden de zevk noktamı bulmuş, acı şekilde çıkan sesim yerini zevk dolu iniltilere bırakmıştı. Er'im de duyduğu bu sesle daha çok zevke gelmiş ve içimde hızlanmıştı. Ortam da çadırdan mı kaynaklı yoksa benim yükselen ateşimden midir bilinmez acayip sıcak olmuştu. Han'ım içimde gidip gelmeye devam ederken bir eliyle de benimkini kavrayıp aynı şekilde ileri geri okşamaya başlamıştı. Benim inlemelerim daha da artmış ve zevki gerçek anlamda hissetmeye başlamıştım. Bu kendine dokunmaktan çok daha farklıydı, çok daha güzel bir histi. Ve ben bunu bugün öğrendim. Altında kendimden geçerken, kalçamı hafifçe kaldırıp er'ime bastırıyor ve daha hızlı yapması için arzuyla inliyordum. Bu hareketimle Han'ım boğuk bir sesle kulağıma doğru inleyip canımı acıtacak sert vuruşlar yapmaya başlamıştı. Bir kaç dakika sonra da sonuna gelip içime doğru, ağzından kaçan hırıltılarla boşaldı. Ben de içimde hissettiğim bu sıcaklıkla dayanamayıp koluna tırnaklarımı geçirdim ve eline tatlı bir inlemeyle boşaldım. İkimiz de nefes nefese kalmışken, er'im içimden yavaşça çıkıp kendini yanıma doğru bıraktı. Ardından kolunu bana sıkıca sarıp kendine çekti ve açıkta kalan bedenimi bir çarşaf yardımıyla örttü. Ona dönük olan bedenimi de kendinden bir saniye bile ayırmamış, başını saçlarım arasına gömüp uykuya dalmıştı. Zaten çok geçmeden üstümdeki yorgunlukla ben de onun kolları arasında kendimi uykuya bırakmıştım.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE