Karakurum İlerleyen haftalarla beraberinde gelen ılık ilkbahar akşamlarında, meşe dallarının yaprakları arasından gökyüzünde geçip giden yıldızlara doğru, kucağında kendisi için mucize olarak saydığı çocuğuyla birlikte oturup seyretmek, şu tekdüze geçen günlerinin en heyecanlı eğlencesi haline gelmişti Akar'ın. Öyle ki Hülagü Han'ın eksikliğinde onu hatırlatacak ya da beklemeyi kolaylaştırmak için gittiğinden bu yana gözleri her gece karanlıkta yıldız aramaya alışmıştı. İster istemez onunla oturduğu geceler aklına geliyor, kendi kendine heyecanlanıyordu. Üstelik ağrısı da bir hayli azalmış artık geriye tek düz sızlamalar kalmıştı. Bu da o kadar önemli bir durum değildi şayet Otacının yaptığı merhemler o ağrıyı da uçurup gidiyor, bir sorunu kalmıyordu. -----------------------------------

