Etki

360 Kelimeler
Altın Otağı Han her daim ilk başta Ünen'e ardından aklına takılanları eşi Akar Katun'a danışır olmuştu. Şayet onun ne kadar parlak ve hızlı düşünen politik bir zekaya sahip olduğunu anlamıştı. Bu şekilde Han ona daha çok güvenmeye başlamış hatta aklına takılan soruyu bazen gecesinde Akar'a ardından Ünen'e danıştığı olmuştu. Akar'ın fikirleri Han için, Ünen'in baskın kişiliğine dengeleyici bir unsur olmuştu neredeyse. Hülagü, hayatına girenleri düşündü bir süre. Hepsi daima saygılı ve her şeyi tereddütsüz kabul eden tiplerdi. Oysa Akar onu şaşırtmayı beceriyordu. Bir bakıyor tatlı oyuncu bir kedi, bir bakıyor asi bir aşık oluveriyordu. Han'ı gerektiğinde tatlı sözlerle oyalıyor, bazen bu devirde hiç duyulmadık fikirleriyle onu şaşırtıp vaktin nasıl geçtiğini fark ettirmiyordu. Her an değişiyordu işte, bazen tatlı bir küçük çocuk gibiyken bazen baştan çıkarıcı bir tavra bürünüveriyordu. Han bazen Akar'ın yanına giderken ne ile karşılaşacağını bile kestiremiyordu ama garip bir şekilde Akar, Hülagü'nün tersine onu çok iyi tanıyordu. "Han'ım söz buyur ediyor musunuz.." dedi oradaki memurlardan biri. Han aklına takılan düşüncelerden bulunduğu konumu düşünerek sıyrıldı ve konuşmak için bekleyen orta yaşlı adama el uzattı. "Han'ım. Sorun Türük (Türk işte) obalarıdır. Kimisi size biat ederken kimisi direnir. Direnen kesime elbet törülerimiz gereği bir elçi yollarız lakin her defasında o asi obalar geri çevirir bizleri." Han bu sorunu hemen kavradı şayet şu bozkırlarda emri altına almakta zorlandığı en büyük kavim Türkler idi. Biliyordu ki Türkler özgürlüklerine en az Moğollar kadar düşkündü. Sırf bu yüzden kaç kardeş kanı döktü kendisi bile bilmezdi. "Ne etmemizi buyurursunuz Han'ım?" "Semerkant sınırları bizdedir elbet ve Kayı obalarının sınırları, gerisindeki Lezken tepesinin ardında. Biat etmiyorlarsa da biz gider alırız." Ünen, Han'ın ardından lafa girdi. "Elbet alırız lakin sınırlar tepelik ve beygirlerimiz zorlanır bu konuda. Yayan nökerlerimiz de çıkabilir sefere ama yol çetindir. Obadakilerin de direneceğini düşünürsek oraya her yaz ordunuzu göndermeniz gerekecek." Han, Ünen'in bu laflarına hak verdi. "Doğru dersin. Bu iş zahmetli ve çok cana mal olur benim için. " "Müsaade edin Kayı obasından bir elçi buyur edelim otağımıza. Belki savaşmadan bir anlaşmaya varırız." Han bu fikri sevmişti. En azından daha kolay bir yoldu, tabii işe yarayıp çözüme kavuşursa... Yok işe yaramaz ise de ellerini gerekirse daha fazla kana bulamaya hazırdı. Bu kan kardeşin bile olsa...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE