Yağız perdenin aralığından gözüne gelen güneş ışığıyla uyandığını sanıyor önce. Tam tekrar uykuya dalmak üzereyken dış kapının hafifçe çalındığını duyuyor. Bir an nerde olduğunu unutup ayağa kalkınca çıplak olduğunu fark edip gülümsüyor kendi kendine. Aceleyle etrafına bakınıyor ve yatağın ayak ucunda yere düşmüş, katlanmış ama şu anda dağınık görünen bir erkek pijaması görüyor. Gece giymeye gerek görmediği pijamanın altını giyerken bakıyor ki Figen derin bir uykuda.onu uyandırmamak için sessizce kapıya doğru yürüyor. Kapıyı açtığında anasıyla burun buruna geliyor: -" Anne sabah sabah ne işin var burada?!" -" Ne sabahı oğlum?! Saat dörde geliyor birazdan akşam olacak!" -" Hadi ya o kadar oldu mu?!" Zehra çapkın bir gülümsemeyle: -" Oldu ya!.. Çarşafı getir bana." -" Hangi çarşaf?" -

