Elimde dolu kahve kavanozuyla eve girdiğimde sinirden kavanozu duvara çarpmak üzereydim. Burnumdan derin nefes alırken “ne zor kızsın anasını satayım” diyerek homurdandım. Mutfağa geçip kavanozu tezgaha çarparak bırakırken o eve girmenin bir yolunu arıyordum. Tezgahın iki yanını kavrarken başımı eğip düşünmeye çalıştım. Araştırma yapabilmem için o eve girmeliydim. Ama o lanet kale kapısından ileri geçememiştim. Bütün numaralarımın farkındaymış gibi geri püskürtüyordu. “Bir yolu olmalı” diyerek tezgahı bırakıp geri çekildim. Elimle saçlarımı karıştırıyor, mutfağın içinde iki yana geziyordum ama aklıma hiçbir şey gelmiyordu. Bir saat sonra düşünmeye son vererek salonda oturmuş oyun oynarken, telefonumum melodisi mutfakta yankılanmaya başladığında oyunu durdurdum. Mutfağa giderek masanın

