EMİRLERİNİZE HAZIRIM

1620 Kelimeler
Masal sabaha karşı daldığı uykudan gözlerini açtığında yatakta yalnız olduğunu görüyor. Hafifçe sıyrılan ipek çarşafların arasında bacakları oldukça çekici görünüyor. Birkaç saniye yerinde kaldıktan sonra hafifçe doğrulup geniş odayı gözden geçiriyor, kimse yok. Çok acıktığını duyumsuyor bir an ama orada kalması gerektiğini düşünüyor çünkü patron dün gece önemle bunu hatırlatmıştı kendisine. Bu nedenden dolayı yatakta oyalanmayı tercih ediyor ve zaman geçiyor.Derken sıkılmaya başlıyor gelen giden olmayınca, duşa girmeye karar veriyor. Çıplak haliyle ipeklerin arasından kayarak kalkıyor yataktan ve yan tarafa geçiyor aradaki kapıdan. Suyun akışına bırakıyor kendini, gözleri hafifçe kapalı, vücudunun nedense durduk yerde uyandığını fark ediyor. Göğüsleri karnı kaskatı, bacaklarının arasında tarifsiz bir yanma hissi. Köpük köpük vücudunda ellerini gezdirmeye başlıyor. Kaygan ve ıslak vücudu daha çok heyecanlanıyor. Bir eli yavaş yavaş bacaklarının arasına sokuluyor ve kadınlığını yumuşak hareketlerle okşamaya başlıyor ve bedeni daha çok uyanıyor. Yumuşak hareketleri dairesel bir hal alıp hızlanıyor ahenkli bir şekilde. Öyle bir zevk yerleşiyor ki içine artık duramıyor, durmayı da istemiyor. Kapalı gözlerinde Buğra'nın hayali beliriyor. Yapılı vücudu, tatlı yüzü ve bir an onun yanında olduğunu düşlüyor. İkisi de çıplak ve şu banyoda beraberler. Kendine dokunduğunu, kendini öptüğünü, kadınlığına girdiğini düşünüyor derken ve bir kasılma duygusu ile boşaldığını görüyor Masal. İlk yoğun dalganın hafiflemesi için el hareketini yavaşlatarak devam ettiriyor, bu sırada hafif çaplı birkaç dalganın daha kadınlığına çarptığını titreyerek yaşıyor. Birden hafiflediğini ve müthiş bir enerjiyle dolduğunu kana kana damarlarında hissediyor. Bunun tarifi yok, mutluluk hormonları cirit atıyor adeta her yerinde. Ve duştan çıkıp ince bir havluya sarınıyor. Patron görünüyor kapıda: -''Bir an gittiğini sandım ama su sesini duyunca duşta olduğunu anladım.'' diyor kıza bakıyor istekli gözleriyle. Onu elinden tutup yatak odasına götürüyor, Masal olacakları anlıyor biraz huzursuzca. Patron bir şey demeden üzerindeki havluyu yere atıp yatağın ortasına uzanıyor. -''Emirlerinize hazırım!'' diyor genç kadın az önceki zevkin etkisinde. -''Hayır hayır, emir demeyelim! İstek diyelim ki bir kadın bununla gurur duymalı bence.'' -''Tamam, gurur duyuyorum.'' diyen Masal öylesine güzel ve saf görünüyor ki adama! Yaşlı adam, üzerindeki tek parça kıyafeti çıkarıp atıyor ve onun yanına gidiyor. Eğilip kadının düz karnında dilini gezdirmeye başlıyor. Sol elini kadının bacaklarını arasına yerleştirip orta parmağının hafifçe kadınlığın içine daldırıyor. Masal ani bir kasılma ile vücudunun üst yanını kaldırıyor yukarıya. Bu ufacık dokunuş tüm varlığını titretmeye yetiyor. Onun haz aldığını gören yaşlı adam yavaş yavaş oynatıyor parmağını içinde. O kadınlığın içinde gerçek anlamıyla olmayı çok istediği de oldukça belli. Masal, bir ara kapalı gözlerini aralayarak bakıyor adama, dudakları aralık. -''Hoşuna gidiyor, ama bu bir şey değil. Umduğum olursa seni daha çok zevkten titreteceğim küçük kızım benim. Haydi sana öğrettiğim gibi benimle konuş!'' İlk komut geliyor genç kadına. -''Daddy sev beni.... seni istiyorum... s..k beni daddy!'' diyen genç kadın, hala banyodaki gelmenin etkisinde ve uyanık. Yaşlı adam zevkle titriyor yerinde. Kendini tutamıyor genç kadının bacaklarının arasına yüzünü gömüyor ve başlıyor onu öpüp dil darbeleri ile uyarmaya. İstediği çok çabuk gerçekleşiyor, kadın kendini içine almaya hazır. Geri çekiliyor, avucu ile ıslaklığı avuçluyor ve iki bacağın arasına yayıyor, sonra eğilip büyük bir zevkle yalıyor bu tadı. Bir süre buna devam ettikten sonra doğruluyor ve Masal'ın gözlerinin içine bakıyor ciddi bir halde ve duraklayarak konuşuyor. -''Heyecanın dozu biraz daha artmalı! Senden bir şey isteyeceğim, beni kırma olur mu?'' -''Seni kırmam.'' diyen Masal, uyanan ve iyice dikleşen şehvetin etkisinde hala. Patron, arkasına dönüp kocaman elbise dolabının malum bölümünün kapısını açıyor. Bir kelepçe ve kadının daha önceden bildiği kamçı ile geri dönüyor. Masal'ı incitmekten korkan hareketlerle bileklerinden yatağın demir başlıklarına kelepçeliyor. Kadın biraz ürkse de karşı koymuyor. Adam sonra kamçının ucunu kadının boynundan aşağı doğru usul usul indiriyor. Göğüs uçlarına, göbek deliğine, bacaklarının iç yanına ve kadınlığa dokunuyor adam. Sonra hafifçe kadını baldırlarına vuruyor. Masal, ani bir refleksle bacaklarını karnına çekiyor ve kelepçeli rahatsız ellerini hareket ettiriyor. Onun bu kaçışı andıran tepkisi patronu sık nefes yapıyor. Kocaman açılmış gözleri ile kızın vücut tepkilerine bakıp kendini okşamaya başlıyor. Hafif bir darbe daha vurup bununla kadından bacaklarını açmasını emrediyor. Masal, uzun bacaklarını alabildiğine açıyor ne yapabileceksin dercesine ama bu cesaretine kendi de şaşırıyor. Hem ürküyor hem de bekliyor. Adam elindeki kırbaç ile önce onun kasıklarına dokunuyor. Derken kırbacın ucu kadınlığın mahreminin giriş kapısını buluyor, yavaş yavaş ucu ufacık aralıktan içeri giriyor. Masal, inleyerek başını diğer yana çeviriyor. -''Biliyorum bayılıyorsun buna, diri vücudun bir erkeği ne kadar çok istiyor belli, zirvedesin şu an! Devam et, bana uy ve benimle konuş, yalvar bana!'' -''Ohhhh daddy çok güzel ohhh!'' -''Aferin benim akıllı kızıma! Benden ne istediğini söyle, yalvar bana!'' -''Ahhhh daddy s..k beni, ne olur, durma!'' Adam, diz çöküyor yatakta kızın yanına ve yeniden onun kadınlığını sertçe avuçlamaya başlıyor, arada bir zevk noktasına hafif fiskeler atıyor, kalçalarını sıkıyor, adamın yüzü pembeleşiyor hazla. -''Ama hemen olmaz! Biraz daha kıvranmanı istiyorum ve durmadan bana aynı şeyi söyle! S..k beni!'' Masal, karşılayamadığı ihtiyacının pençesinde kıvranmaya başlıyor ve adamı her isteğini yapıyor. -''S..k beni, ohhh çok istiyorum, s...k beni!'' Adam geriye çekilip onun sarsılmalarını izliyor memnuniyetle. Kadının ne kadar ateş olabileceğini ölçüyor kendince. Kadının beklediği son noktadan uzaklaşıyor ona acı verircesine, bu kez de diri göğüslerini alıyor avuçlarına ve onları ısırmaya başlıyor. Masal, artık ne vakit patlayacağını bekliyor kendini tutamayarak. Zaten duşta şaha kalkan kadınlığı tozu dumana katıyor vücudunda. Adam göğüslerinde oyalanırken bacaklarını sımsıkı kapatıp kalça hareketlerini hızlandırıyor, adeta kendi kendine sürtünerek bir sonuca ulaşmaya çalışıyor. Yaşlı adam aniden onun bacaklarını tutup tekrar açıyor. -''Olmazzzz! Bu kadar kolay olmazz!'' diyor ve parmağını sıcak ıslaklığa daldırıyor ve iki parmağının dışında kalan parmakları ile dış kısmı okşuyor. Bu hem içine dalıp hem aynı zamanda ufacık noktayı aynı anda uyarmak demek.Masal, kelepçeli kollarını hızla sarsmaya başlıyor. Ellerini kurtarabilirse kendi işini kendi görecek ama bunu başaramıyor. Yaşlı adam artık onun bir parça acı çektiğini görünce sertleşmesini beklediği erkekliğini ona sürtmeye başlıyor ve o kadar emin ki eskisi gibi olacağından. Masal, pek sert olmasa da kendine dokunan erkeklik ile başka bir titreme yaşıyor bedeninde. Adam onun içine girmek için uğraşıyor bir süre ama olmuyor. Bunun üzerine yeniden eğiliyor Masal'ın alev almış kadınlığına ve onu son noktaya taşıyabilmek için tüm becerisini göstermeye başlıyor. Hafif diş ve dil darbeleri, ardından hafifçe küçük noktayı içine çeken öpüşler, dilin o gizemli ayrımda kaybolması, okşamalar derken Masal bağlı ellerini sarsa sarsa müthiş bir gelme yaşıyor. _''Ahhhhhhhhhh!'' adam bir süre daha devam ediyor uyarmalarına ve ardından duyduğu nefeslerden kadının bittiğini anlıyor. Kızın bileklerini tutan kelepçeleri açıyor. -''Beni dinlediğin için seni daha çok seviyorum. Böyle akıllı bir kız olmaya devam et babaya karşı. Ben senin her istediğini yaparım ama şartlarım itaat ve sadakat! Bunları asla aklından çıkarma.'' Masal, nefes nefese tamam anlamında ona başını sallıyor gülümseyerek. O sırada kapının hafifçe tıkladığı duyuluyor. -''Evetttt!'' diyor patron sert bir sesle. -''Efendim oğlunuz geldi, sizi görmek istiyor.'' -''Tamam, biraz beklesin, geliyorum.'' Masal, bu konuşmaları oldukça ilginç buluyor ve adamın oğlunu merak ediyor. Patron ona dönüyor: -''Uzun sürmez , sen duşunu al ve havuza git, kahvaltıyı kameriyeye hazırlayacaklar.'' -''Tamam!'' diyen kadının aklı hala adamın oğlunda takılı. Hızla kalkıp duşa giriyor ama oyalanmıyor. Kıyafetlerini giyip artık öğrenmeye başladığı evde ilerliyor. Dış kapıdan sağa dönüp kameriyeye ulaşıyor. Enfes bir masa karşılıyor kendini. Gelirken kimseyi görmemişti, sağına soluna bakınıyor ama ortada kimse yok. Eli önce masadaki kocaman portakal suyu bardağına uzanıyor, buz gibi! İçi yanmışçasına bardağı dikiyor bardağı. Duyduğu tattan mest oluyor. Tabağına, diğer kahvaltılıklardan dolduruyor, iştahı yerinde. Hem kimse de yok , rahat rahat karnını doyurabilir. O sırada hafiften konuşmalar çalınıyor kulağına, iki erkek sesi ama ne konuştuklarını net duyamıyor. Sesin nereden geldiğini anlamak için yokluyor etrafını. Hemen arkasında kameriyenin olduğu bölümü diğer bahçeden ayıran bir ağaç seti olduğunu ve seslerin oradan geldiğini fark ediyor. Bir iki metre sonra o doğal setin dibine varıyor ve konuşmaları dinliyor. Bu yaptığının yanlış olduğunu bilse de merak baskın geliyor. Patron konuşuyor: -''Haklısın, o konuda sana destek vereceğim zaten.'' -''İnan sıkışmasam buraya gelmezdim baba.'' diyen genç bir erkek sesi geliyor ardından ama,bu genç ses Masal'a tanıdık geliyor, bir an elektrik çarpmış gibi hissediyor kendini. Bu , Buğra'nın sesi! Acaba benzetmiş olabilir mi? Görmesi lazım! Ağaçların dallarını aralamaya çalışıyor. Bu çok değişik, dikenli bir ağaç, daha önce görmediği türden. Açtığı hafif aralıktan diğer yanda yuvarlak bir masa görüyor önce. Yaşlı adamı görüyor sonra ama geç adamın sırtı dönük kendine. Nefesini tutarak bekliyor çöktüğü yerde. Şu kadarıyla Buğra'ya benziyor ama emin olmak için yüzünü görmeli! Genç adamın ayağa kalktığını görüyor, birkaç adım atıyor ve birden arkasına dönüp babasıyla konuşuyor. Buğra! Evet Buğra bu! Has...tir!, diyor genç kadın ve hemen aceleyle yerine dönüyor ama artık iştahı hiç yok. Bu durumun analizine aklı ermiyor. Onca insanın içinde sen git baba oğulu bul! Amaan, diyor hemen arkasından. Benim oğluyla bir ilişkim yok ki! Ben aldığım paraya bakarım Neri'nin dediği gibi! Ama bunu asla Nerİ'ye söylemeyecek. Onun bazen tuhaf hallerinde saçmaladığını gayet iyi biliyor. Sakinleşmeye çalışıyor, iş olsun diye bir lokma ekmeği ağzına atıyor ve dalgın dalgın onu çiğnemeye başlıyor. Yeniden duyduğu sesler ile yan tarafa dönünce Buğra'yı görüyor ama kendinden oldukça uzakta. Genç adam elinde çantası ile aracında binip gidiyor. -''Nasıl yavrum, kahvaltını yaptın mı?'' soruyor yanına gelen patron. -''Evet.'' diyor kısaca çünkü aklı çok başka bir yerde. -''E hani bir şey yememişsin sen! Hala tabaklar dolu!'' -''Canım istemiyor gibi.'' -''Kendine dikkat etmelisin yavrum! Daha seninle çok şeyler yaşayacağız!'' diyen adam kahvaltısına başlıyor. Masal, bir süre onu izliyor ve sonunda çekinerek soruyor: -''Ben artık gidebilir miyim?'' -''Gidebilirsin ama bilmeni istediğim şeyler var. Ben birkaç gün burada olmayacağım, halletmem gereken işler var. Çocuklar seni eve bırakır şimdi ama bir şeye ihtiyacın olursa onları ara, ben gerken talimatları veririm onlara. Haa bu arada hesabına ufak bir transfer daha yaptım. Git canının çektiği ne varsa al kendine, sen her şeyin en iyisini hak ediyorsun!'' Masal, bu güzel sözlerden hoşnut yerinden kalkıyor. Bir anda iki iri yanında beliriyor. Kız şaşkın, nereden çıktıklarını anlamıyor bile.Kendi önde, iki iri ardında araca doğru yürüyorlar. Kendini bir an filmlerdeki asil insanlara benzetiyor ama hemen ardından bir gülme tutuyor kadını. Ne asil ne asil! Devlet yurdunda büyümüş bir asil!
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE