Dudaklarım amaçsızca kıpırdadı. Kalbimin tam orta yerine saplanan sancı, göz pınarlarıma şuh birer damla kondurdu. Gerileyen ayaklarım, yerden çıt bile çıkarmadı. Sağ elim kalbimin üzerine giderken, kesik bir nefesi dışarıya verdim. Ben yutkunamıyor, nefes alamıyor, konuşamıyor, en önemlisi ise gözlerim dolmasına rağmen ağlayamıyordum. Ağlamayacaktım da. Artık ağlamak yoktu. Kendime bir söz verdim; artık ne olursa olsun ağlamak yok. Sanki hiç odasına inmemiş gibi tekrar mutfağa dönüp, normalde her zaman Renat'ın oturduğu sandalyeyi çekip oturdum. Dirseklerimi tezgahın üzerine yaslayıp, ellerimi yavaşça tezgahın üzerine yaydım. Bileklerimdeki bandajlarla bakışırken, Renat'ın sesinden savrulan o kelimeler, sözcükler kulaklarımda bir kez daha çınladı. Adım sesleri duymaya başladığımda kend

