Yanılmadığımı çok kısa sürede anladım. Üvey kaynanam beni yalnız yakalamak için fırsat kolluyordu. Kalabalıkta yüzüme gülüyor, ama evin içi boşaldığı anda gözleri değişiyordu. Bakışı sertleşiyor, sesi kalınlaşıyordu. Zaten yüzüme gülmesi de öylesine bir gülme. Misafir geldiğinde falan. Bir gün yine kimsenin olmadığı bir anda kolumdan sertçe tuttu. Parmakları koluma gömüldü. Canım yandı ama ses çıkarmadım. Ses çıkarırsam daha beter olacağını artık öğrenmiştim. “Ne bu giyinip süslenip geziyorsun evin içinde?” dedi. “Kendini yeni gelin mi sanıyorsun? Yoksa hanımağa mı? Bu evdeki tek yeni gelin de, hanımağa da benim.” Son kelimeyi bastıra bastıra söyledi. Sanki o kelimeyi ezip ağzımın içine sokmak ister gibiydi. Beni itti. Sırtım mutfak dolabına çarptı. Dengeyi zor buldum. “Benim

