Miran sabahın erken saatinde geldi. Daha güneş tam doğmamıştı ki konağın içinde ayak sesleri, fısıltılar dolaşmaya başladı. Onun geldiğini duyan herkes toparlandı, yüzler ciddi bir ifadeye büründü. Babasıyla doğruca misafir odasına geçtiler. Kapı kapandı. İçeriden sadece yükselen bir tartışma tonu geliyordu, kelimeleri seçilmiyordu ama öfke belliydi. Yüzleri asık çıktı ikisi de. Miran 'ın yüzünde hem isteksizlik hem öfke vardı; babasının yüzünde ise buyurgan bir sertlik… Bu evliliği istemediği, hatta nefret ettiği o kadar belliydi ki. Ben ise her zamanki gibi kahvaltı sofrasını hazırlıyordum. Çay dolduruyordum, ekmek dilimliyordum, her şeyi ben taşıyordum. Yabancı gibi, evin bir köşesinde unutulmuş bir eşya gibi. Miran sofraya oturduğunda bir kez bile “Bu kız benim karım, böyle hizmetç

