6.Bölüm

1157 Kelimeler
Askeriyeden içeri girdiklerinde hepsi hızlıca Albay'a rapor vermiş ve onunda izniyle odalarına çekilmişlerdi. Uzun ve yorucu olmamıştı. Hoş bordoların olduğu bir operasyonun uzun olması beklenemezdi zaten. Giderler, Alırlar ve Dönerlerdi. Genel işleyiş bu şekildeydi. Bordoların sözüyle "Zoru başarırız, imkansız zaman alır."dı. Sat'ların sözüyle ise "Emredilen yerde savaşır, savaştığım yerde kazanırım". Evet onlar için başka bir seçenek yoktu. Kaybetmek onların lügatında yer almıyordu. Hepsi sonuna kadar savaşmak ve savaştıkları şeyi kazanmak üzere eğitilmişlerdi. Bu şey sadece eğitimle bitmiyordu elbette. Bu meslekte gönüllülük esastı. Eğer gerçekten istemeyerek yapıyorsanız, olmazdı. Her şey gönülden gelmeliydi. Hissetmeli, ülken uğruna her şeyi göze alabilecek misin ona bakılmalıydı. Yoksa olmazdı. Efruz üniformasını çıkardıktan sonra kısaca duş alıp yatağına yattı. Askeriyenin yataklarını bile özlemişti. Evet evde de yatağında yatmıştı, sırtı düzgün yer görmüştü fakat bu askeriyenin her şeyi gibi yatağı bile daha güzel geliyordu ona. Efruz asker olmayı seviyordu. Hatta o asker olmaya aşıktı. Bayrağına, topraklarına, memleketinin her bir karışını canı pahasına korumaya aşıktı. Evet tam olarak buydu. Ülkesi onun ikinci aşkıydı. Ah! evet ilk sırada babası vardı. Nasıl olmasındı.? Bu mesleği, bu içinde ki aşkı ona o ve annesi aşılamıştı. Yamaç'ı unutmamak gerekirdi tabi. Değişik bir şekilde ona olan sevgisini asla tanımlayamıyordu. Aynı kandan bile değillerdi, fakat onu o kadar çok seviyordu ki bazen kendisi bile şaşırıyordu. Canını istese bir saniye bile düşünmez kendi sıkardı kafasına. Yamaç'a hissettikleri; anlatamayacağı, gösteremeyeceği şekilde değişikti. O yüzden konu o olduğu geri kalan her şey teferruat oluyordu. Sabah içtimasına 3 saat vardı. O zamana kadar deliksiz yarım saat uyursa eğer gerisi önemli değildi. Yarım yamalak uyumaya o kadar çok alışmıştı ki, uzun süreli uyuduğu zaman kendini daha çok yorgun hissediyordu. Dağlarda uykusuzluğa ve açlığa bağışıklık kazanmıştı. Uzun uykular, lezzetli yemekler, rahat kıyafetler artık ona lüks gibi geliyordu. Ama onun için taşlar; rahat yatak, üniformalar; şık birer kıyafet ve kurbağalar,yılanlar ultra lüks restaurantın yemeklerinden daha leziz geliyordu. O rahat hayata alışık değildi. Nerede bela vardı, şerefsiz vardı Efruz oradaydı. Çünkü, Şahsuvar'ların kızı olarak ona bu yakışırdı. ******* Sabah içtimasından sonra, tim kahvaltısını yapmış ve 19 Mayıs hakkında net bir konuşma yapmak için toplantı odasına geçmişlerdi. Konu hakkında ki en net bilgilere sahip olan kişi tim komutanı Kartal olduğu için, masanın başında ayakta bekliyordu. "Biliyorsunuz ki 19 Mayıs için görev yerimiz tamamen değişti. Bizim tahminlerimizce burada olacağımızı düşünüyorduk fakat Genelkurmay Başkanı özel olarak bizi istedi. Burayı da diğer meslektaşlarımıza emanet edeceğimiz için gözümüz arkada gitmeyeceğiz. Ankara'da ki görev dağılımız belli oldu. Ben ve Berat başkanın yakın korumaları olacağız. Onur ve Emre başka timden 4 kişiyle beraber arkada ve önde olacak şekilde ikişerli grup olacaksınız. Bu yürürkende, tribünde otururkende aynı olacak. Zaten başkanın olduğu kısım üst düzey şekilde korunaklı olur. O yüzden etrafı açık olacağı için gözümüz sen olucaksın nişancı. Oradan kuş bile uçurmayacaksın. Başkanın yanında Ankara'da ki Yarbaylardan ve Albaylardan eminim ki gelen olacaktır. O yüzden de tek tim biz olmayacağız. Aman diyeyim çocuklar sıkıntı çıkarmayın.!" Efruz anlamaz gözlerle baksa bile mesajı alan tim, bütün suratsızlığı ile kafa sallamışlardı. Meslektaşlarının hepsine saygıları sonsuzdu fakat daha önce başka timlerle olan ufak tefek atışmalardan ötürü sıcak bakmıyorlardı. Kendilerinden başkalarını fazla sevmezlerdi. Her yere beraber gittikleri için onların birbirinden başka kimseleri yoktu ve ihtiyaç duymamışlardı. Bundan sonra Efruz içinde aynı şey olacaktı. Onun artık 5 tane arkadaşı, kardeşi vardı ve bu zamana kadar gerek duymadığı arkadaşlığı onlar sayesinde bundan sonrada gerek duymayacaktı. "Efruz sen bizden önce gidip kendine uygun yer seçeceksin. Kimse senin bizim timden olduğunu bilmiyor. Diğer timler bizi hala 5 kişi sanıyor ve 19 Mayıs'tan sonraya kadar bu durum böyle devam edecek. Oraya gittiğimizde bizden biri olduğunu söylemiyoruz. Sadece komando olduğunu söyle geç açıklama yapma. Neden böyle bir şey yapıyoruz bilmiyorum ama emir büyük yerden. Bir gün önce gider ve yerini belirlersin. Ben sana oturma düzeninin olduğu kağıtları vereceğim, ona uygun bir yer bulursun. Perşembe gününden orda olmuş olacağız. Hiç bir sorun istemiyorum. !" Kartal konuşması bittikten sonra masanın üstünde duran su şişesini kafasına dikip yerine oturdu. Çok konuşmuştu. "Kendi tüfeğimi götürsem bir sıkıntı olur mu.?" Efruz'un sorusuyla ona döndü Kartal. Bir Komando'dan ve nişancıdan da bu beklenirdi zaten. Ne olacaktı ki başka. "Tüfeğin mi var.?" Onur'un heyecanlı sorusuyla kafa salladı Efruz. Şaşırmışlardı. Aslında şaşkınlıktan öte gurur duymaktı bu. O askerdi. Silahının olması dünyada ki en normal şeydi belkide, fakat karşılarında tam donanımlı bir kadın olduğu için hepsi hala bir miktar şaşkındı. "Evet. Bora 12 JNG90." Berat kafasını sallayıp güldü. "Ağzının tadını biliyorsun nişancı." "Her zaman bomba." Göz kırpıp gülümsedi. Bu adamların yanında ne çok güldüğünü fark etti Efruz. Tek başına kaldığında fazla gülecek şey bulamıyordu. Komando olduğu ilk andan itibaren bütün görevleri yalnız halletmişti. Ondan öncede okulda arkadaş canlısı değildi ve kendini derslerinden başka bir şeye vermiyordu. Ama şimdi durum farklıydı. Çevresinde insanlar vardı. Ve bu durumu sevmiştş. Daha doğrusu sadece timini sevmişti. O yüzden arada soğukluğundan taviz verebilirdi. ********* ANKARA- Kara Harp Okulu GürTürk askeri araçtan indiklerinde, bahçede ki öğrenci askerlerin dikkatlerini çelmişlerdi. Normaldi tabi. Eğitmenler dışında askerler görmüşlerdi. Ve bu askerlerin 5'i bordo bereli, 1'i ise Sat Komandosuydu. Helede komando kadın olunca epey bir dikkat çekmişti. Hep beraber komutanlarının bulunduğu binadan içeri girip toplantı odasına girdiler. Onların gelmesiyle Albay Muzaffer Yaldız, bir kaç tane daha rütbeli kişi ve diğer bordolar vardı. Hepsi selam verdikten sonra yerlerine oturdular. Kartal'ın korktuğu başına erken gelmişti. Çocukların rahat durmayacağından adı kadar emindi. Şimdi bu odada yapmasalar bile dışarıda rahat olduklarında kesin yapacaklardı. Diğerlerine ters ters bakan Emre'ye kaş göz yapıp önüne döndü. Çok çekmişti arkadaşlarından. Bazen bu sinirle nasıl asker olduklarına şaşırıyordu. Çünkü sinir demek, düşünmeden hareket etmek demekti. Ve bu meslekle düşünmeden hareket ederseniz eğer, ölürdünüz. O yüzden şaşırıyordu fakat en şokta şükrediyordu. "Bahsettiğim yeni asker Efruz Şahsuvar. Babası Ali Gurur Şahsuvar ve annesi görevde yaralanıp askerlik hayatına erken veda eden İzmir Şahsuvar. Öyle bir aileden böyle bir evlat çıkmasaydı şaşırırdım doğrusu." Efruz başıyla teşekkür etmişti. Ne tepki vereceğini kestirememişti. Konu oydu, fakat onunla konuşulmuyordu. "Başkanı korumak için oda orda olacak, fakat siz onun nerde olduğunu göremeyeceksiniz." Albay'ın kendinden emin çıkan sesi timi gururlandırmıştı. Efruz gerçekten iyi bir nişancıydı. Ve o iyi nişancı GürTürk timindeydi. "Neden komutanım.?" Diğer bordolardan gelen soruyla derin bir nefes aldı Kartal. Başlıyorlardı. "Çünkü karşınızda her eğitimden üstün başarılarla geçmiş bir Sat Komandosu var. Nişancıdır kendisi. Tüfekleri ondan iyi kullanan çıkmadı daha." Diğerlerinden kadın olan yüzünü buruşturmuştu. Efruz girdiğinden beri gözünü ondan alamıyordu. Çünkü o hem güzeldi hemde üstünde sat üniforması vardı. Onu kıskanması için bir çok sebebi vardı ve bu onu büyük bir başarıyla yapıyordu. Askerlikte ki önemli olan unsurlardan biride; kıskançlıktır. Eğer kıskanırsanız,hırslanırsız. Hırslanırsanız yanlış yapma riskiniz artar ve sonunda başarısız olursunuz. Şuanda Üsteğmen Meltem Şafak'ın yaptığı tam olarak buydu. Kıskançlık onu yiyip bitirecekti. "Efruz, pazar günü kimsenin göremediği yere konuşlanıp o stadın üstünden kuş bile uçurmayacak. Diğerleri ise başkanın yanında olup sinek avlayacak. Kartal sen Efruz'a oturma düzeninin kağıtlarını ver yarım saate ezberler zaten. Daha sonra kendi aranızda eğitim yaparsınız. Şimdi gidin.!" Odada ki bütün askerler çıktıktan sonra Albay güldü. Kendi timine güveniyordu. Belki bu tavırlar ona yakışmazdı, rekabet iyi bir şey değildi fakat ister istemez düşünüyordu. Bu 19 Mayıs onlara iyi gelecekti. *********
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE