Acının Genetiği

3359 Kelimeler
Sıktığın kurşun değil,acımın mutluluğuna susamış olman vurdu beni... Cihat Mirza Turanşah .... Cihat Mirza sol omuzuna saplanan kurşunla geriye doğru sendelerken kısa bir süre hiçbir şey hissetmedi.Sonrasında kurşunun saplandığı yerde yoğun bir sıcaklık ve keskin bir ağrı belirdi. Acıdan dişlerini sıkarken yüzü buruştu. Hıçkırıklarının sesini kesen Leyal sessizce ağlamaya devam ederek kapıya doğru adımladı. Omuzunun üzerinden Mirza'ya yarım bir bakış attı. "Kurşun aramızdaki en lüks ölüm aracıydı o yüzden tercih ettim.Burada kalamam,artık çok geç..."diye düşünüp kapının kolundan tuttu.Tam açmıştı ki Mirza'nın nefesini ensesinde hissetti.Elini sertçe kapıya atıp geri kapatan Mirza "Gidemezsin!"diye uyardı. Güçlü vücudu kurşunun acısına galebe çalıyordu. "Gideceğim!"dedi,Leyal katı şekilde. "Artık olmaz!.."dedi, Mirza. "Hayatıma musallat olmanıza izin vermeyeceğim!"dedi,Leyal kapıyı açmaya çalışarak.Ama Mirza yaralıyken bile ona güç yetirmesi mümkün değildi. "Aç!"diye isyan etti. "Senin hayat diye kaçtığın yer bir uçurumdan ibaret.Kanatların yoksa uçurumun dibini boylarsın."dedi,Mirza. "Ben on altı yıldır öfke ve nefret kanatlarıyla uçuyorum!"diyen Leyal yönünü Mirza'ya döndüğü gibi göğsünün üzerine avucunun içiyle vurup "Kapıyı aç!"diye bağırdı. Maviler ve karalar meydan okuyarak birbirine daldı. Alnından boncuk boncuk ter döken Mirza, Leyal'in elindeki silahı alıp beline taktı ve ince bilekleri tek eliyle kavrayıp başının üzerine sabitledi. Leyal "Bırak!"diye çırpınırken Mirza,boynundaki atar damara başparmağı ile ani bir baskı uygulayıp bayılmasını sağladı.Kollarına yığılıp kalan kızı sağ koluyla kavrayıp kucağına aldı. Gözü, Leyal'in sargılı bileğindeydi. "Kendine ne yaptın?"dedi,sinirli sesiyle. Sol omuzundan vurulduğu için sol kolunu iyi kullanamıyordu.Leyal'i tamamen sağ koluyla kavrayıp kapıdan çıktı.Kızın 52 kg'lık narin vücudunu taşımak,güreşle uğraşan,cüsseli rakiplerini kaldırıp kündeye getiren güçlü bir adam için hiç de zor değildi.Yaralı da olsa değildi.Pansiyonun arka girişinden çıkıp otoparktaki arabanın yanına geldi.Sol eliyle cebindeki anahtarı çıkarıp kapısını açtı ve Leyal'i arka koltuğa yatırıp bagajdan ilk yardım çantasını aldı.Kendi kurşun yarasını umursamadan kızın yarasının derdine düştü.Leyal'in yanına oturup bileğindeki sargıyı çıkardı.Gördüğü kesik iziyle kaşları çatıldı. "Lanet olsun!"deyip kesiği oksijenli su döktüğü pamukla nahifçe silip ağrı kesici merhem sürdü. "Sadece üst deriyi kesmiş.Kanaması yok ama canı çok yanmıştır."deyip kesiğin üzerini tek kat sargı beziyle kapattı. Sonrasında kendi yarasına odaklandı.Ceketini çıkarıp gömleğin düğmelerini açtı ve sol kolunu çıkardı.Sargı bezi ve torpidodan aldığı kalem ile hızlı şekilde yaranın üzerine turnike yapıp kanamayı durdurdu.Gömleği yeniden giyip telefonu eline aldı ve birini aradı. -Alo Halil çiftliğe geliyorum ve evin etrafında kimseyi istemiyorum. -Anladım Beyim siz merak etmeyin ben hemen kontrol eder herkesi çekerim. -Hemen hallet,diyen Mirza telefonu kapatıp yola koyuldu.Gazı kökleyerek yirmi dakika içinde 600 m² oturuma sahip dubleks,taş bir yapı olan çiftlik evinin önündeydi. O sırada Leyal'de kendine geldi.Hemen toparlanıp Mirza'ya baktı.İyi olmasıyla derin bir oh çekti. "Biz nereye gelmek?"diye sordu. Mirza soğuk ve uyarı dolu sesiyle konuşmaya başladı: "Şimdi beni iyi dinle,dün bilet ayırttırıp pansiyon tuttuktan sonra tüm banka hesapların kapatıldı.Tüm kredi kartların iptal edildi.Para çekebileceğin hiçbir hesabın yok.Gizli hesaplarından da haberim var hepsi iptal edildi.Sana tek kuruş para da yok.Ayrıca ensendeyim aldığın nefesten haberim var.Yani kaçamazsın!" "Lanet olası!"diye bağırdı Leyal. "Benim iznim olmadan hiçbir hesabımı kapatamazsın.Blöfünü yemedim."diye ekledi. "Uçakta baygın yatarken bana vekalet verdin ya.Gerçi benim vekalete bile ihtiyacım yoktu.Elim kolum her yere uzanır."dedi,Mirza dalga geçer gibi. "Seni rubbish (Çöp) yaptığına pişman olacaksın!"dedi, Leyal sinirden titreyen sesiyle. "Ne yapabilirsin çok merak ediyorum.Beni vurmandan cesaret alıyorsan,o kurşunu ben izin verdiğim için sıkabildin.Yoksa aksi mümkün değildi."diyen Mirza arabayı park etti.Kurşunun yarattığı acı kısmi olarak azalmıştı.Kurşun hayati bir organa saplanmadığı ve yoğun bir kanaması da olmadığı için durumu kötü değildi.Esasında böyle şeylere alışkındı.14 yaşındayken hayatını altüst eden korkunç olaydan sonra meseleyi araştırmak için özel dedektif olmuştu.Şirket yönetimi içinde bilgisayar mühendisliğini tercih etmişti.Torpidodan evin anahtarını alıp arabadan çıktığında Leyal'in kapısını açıp kızın bileğinden çekiştirerek dışarı çıkardı.Leyal sesini çıkarmadan peşinden yürüyordu.Kapıyı açan Mirza Leyal'i de içeri çekti."Üst kattaki kullanılmayan odalardan birine geç dinlen."dedi ve gidip önce ellerini yıkadı.Mutfağın yanındaki kilere doğru yürüyüp içeri girdi ve ecza dolabının önünde durdu.Önce belindeki tabancayı sakladı.Akabinde Oksijenli su,düz kumaş görüntüsünde olan hemostatik kanama durdurucu, Quick Clot (Pıhtılaştırıcı),steri-strips,dişli penset, farmisol ,gazlı bez ve steril bir plastik kap alıp salona geçti. Elindeki malzemeleri köşedeki küçük masaya bırakıp,ceketini çıkarıp sandalyenin üzerine attı.Gömleğin düğmelerini açıp onu da çıkardı. Üst kata çıkan merdivenin yanında bekleyen Leyal yukarı çıkmıyor endişeyle kendini izliyordu.Mirza gömleğini çıkarınca gözlerini kaçırdı. Mirza ceketinin cebinden sigara paketini çıkardı.Bir tane ağzına alıp yaktı.Steril plastik kaba oksijenli su döküp dişli penseti içine koydu.Yaranın üzerindeki turnikeyi çıkarıp masaya bıraktı.Turnike çıktığı için yaradan ince bir sızıntı hâlinde kan akmaya başladı.Kanamanın yoğun olmaması,kanın açık kırmızı renkte ve parlak olmaması,kalp atışlarının yükselmemesi atar damar hasarı olmadığının işaretiydi.O yüzden rahattı.Aslında en büyük şansı tabanca küçük olduğu için kurşunun kalibresi de küçüktü. Gazlı pomat alıp ellerini oksijenli suyla sildi ve yeni bir gazlı pomat alıp üzerine farmisol döküp yaranın üzerini sildi.Yaranın etrafını uyuşturmak için anestezik solüsyon sürüp etkisini gösterene kadar beş dakika bekledi.Dişli penseti eline alıp kurşunun açtığı delikten içeri soktu.Yaranın içi tam uyuşmamıştı canı yanarken yüzü buruştu.Kurşuna dokunduğunda pensetin iki ucuyla kavrayıp hızla çekti.Ama başaramadı.Acısı katlanarak büyürken nefes nefese soluyordu.Penseti yeniden sokup daha güçlü çekti ve kurşunu yine çıkaramadı.Yüzündeki acıyı açık seçik görebilen Leyal'in gözleri doldu. Mirza ısrarla denemeye devam ediyordu.Altıncı denemesinde iyice odaklanıp kurşunun arkasından sıkıca kavradı.Hissettiği acıyı soğukkanlı şekilde bastırıp var gücüyle hızla çekti.Sonunda başarmıştı.Duyumsadığı acı ile nefesi kesilirken terden sırılsıklam oldu.Kurşunun çıkması ile kan akışı arttı.Hızlı hızlı nefes alarak ,akan kanı gazlı pomatla sildi.Yaranın içine mikrop öldürücü farmasol sıktı ve pıhtılaştırıcı ile doldurdu.Bir çeşit dikiş işlevi gören şerit şeklindeki teri-strips yapıştırıp,gazlı sargı bezi ile yaranın üzerini tamamen kapattı.Pıhtılaştırıcı,sızıntı hâlindeki kanı kesmişti.Mirza biraz ilerideki koltuğa yaklaşıp kendini üzerine attı ve gözlerini kapattı. Diken üstünde bekleyen Leyal, kanamasının olmamasıyla derin bir oh çekti. "Kurşunu çıkarırken bir doktor kadar bilgili ve tecrübeliydi."diye düşündü şaşkınca. Parası olmadan kaçamazdı gece vakti gitmek de mantıklı değildi.Kaçma planını ertlemeye karar verdi."Beni nasıl buldu?"diye kafa yormaya başladı.Uçakta baygın yatarken bir yerime takip çipi falan mı yerleştirdi?"diye düşünürken gözü parmağındaki yüzüğe kaydı.Yüzüğün kapağını açtığında içindeki pirinç büyüklüğündeki çipi gördü.Öfkeyle kaşları çatıldı.Fark etmiyordu ama Mirza gözünün ucuyla kendine bakıyordu. "Seni yüzüğe koyduğum takip çipinden bulduğumu zannet bakalım."diye mırıldanıp gözlerini yeniden kapattı. Leyal yüzükteki çipi çıkarıp çöpe attı ve ayaklarına sardığı çarşaf parçası ve süngeri çıkardı.Gidip elini yüzünü ve ayaklarını yıkadı. Yeniden salona döndüğünde, gözleri direkt Mirza'ya kaydı."Uyumaması gerekiyor ama uyumuş tuhaf kişilik."deyip parmak uçlarında yanına yaklaştı.Üzerine doğru eğilip işaret parmağını yaraya doğru uzattı.Birden gözünü açan Mirza ani bir hamleyle bileğinden yakaladı. "Ah!"diye küçük bir çığlık atan Leyal mavilerini karalara sabitledi. "Yara açmana izin verdim diye o yaraya dokunmana izin verir miyim sanıyorsun?"dedi,Mirza.Mavileri delip geçen kara gözleri uyarı doluydu.Yüzüne doğu dökülen uzun saçları kısaca süzüp yeniden mavilere döndü. "Senin yarana meraklı değilim.Sadece istediğim yeri tam isabet ettirmiş miyim diye bakıyordum."dedi,Leyal alaycı bir tınıyla. "Ettirmiş misin?Kalbimden vurmanı istemiştim ama vuramadın."dedi,Mirza delici bakışlarıyla. "Bir gün kalbinden de vururum...Canımı yakanın canını yakarım!"diyen Leyal bileğini kurtarmak için hızla çekti.Fakat bileğini sıkıca kavramış olan Mirza daha hızlı çekip, onun başını hizasına indirdi ve kulağına yaklaştı. "Benliğine düşman bir adama çektirilecek acı ancak ödül olur.Ayrıca acı veren kişiye göre acının genetiği değişir.Bazılarının verdiği acı karşıdakine lütuf olur."dedi,tane tane. Bileğimi bırak Mardinli filozof."diyen Leyal kurtulmak için,yarasına elini koyup baskı uyguladı. Acı ile dişlerini sıkan Mirza,bileğini bıraktı. Leyal "İyi yaptım."deyip karşısındaki koltuğa oturdu. "Sen kime çekmişsin biliyor musun? Babaannene.onun gibi çirkefsin.Seni 2.Sultan Ruken Turanşah ilan ediyorum."dedi,Mirza acıyan yarasına bakarak. "O kadın benim hiçbir şeyim olmuyor!"dedi,Leyal tiz bir sesle. "Onu boşver de silahla ve içinde hiptonik yüklü yüzükle gezmeni açıkla."dedi,Mirza ciddiyetle. "Seni ilgilendirdiğini düşünmüyorum." "Ziyadesiyle ilgilendiriyor ve sebebini öğrenmem hiç zor olmaz." Leyal silahı ve iğneli yüzüğü taşımasının asıl sebebini asla söyleyecek değildi.Mirza'yı geçiştirmek ve şüphelerini kırmak için bir şeyler düşündü. "Niye taşıyacağım kendimi korumak için taşıyorum.Çok güzel ve dikkat çekici bir kızım.Güzel bir kadının tek başına yaşaması kolay mı sanıyorsun?Sürekli rahatsız ediliyorum."dedi,yüzüne inandırıcı bir portre çizerek. 'Rahatsız ediliyorum' cümlesi ile Mirza'nın kaşları çatıldı.Sinirli bir nefes bıraktı. "Kendini güzel zannediyor çilli tarzan."dedi, kızın çillerine bakarak. Leyal'in ağzı açık kalırken eliyle yanağının üst kısmındaki çilleri kapattı. "Sen kendine bak yaralı yüz.Gördüğüm en çirkin adamsın."dedi, Mirza'nın şakağındaki yara izine bakarak. Mirza'nın eli sızlayan yara izine gitti.Yüreği burkulurken bakışları soldu. "Acıkmışsındır,mutfakta her şey var;git bir şeyler hazırlayıp ye."dedi. "Ben yemek falan yapmayı bilmem,yapamam.Hem öyle şeylerle uğraşmayı sevmem.Ellerim tahriş olur,tırnaklarım kırılır."dedi, Leyal ojeli tırnaklarına bakarak. "Tabii senin uzmanlık alanın adam vurmak.Ayrıca soğanı kavursan yemek olur,sen nasıl bu kadar beceriksiz oldun?"dedi,Mirza kirpiklerini kısarak. "Yemek yapabilmek benim için hiç önemli değil." "Güzel yemek yapan bir kadın bir erkek için önemli bir ayrıntıdır." "Kadınlar sizin köleniz değil.Kendi yemeğinizi kendiniz yapın.Kadınları modern köleleriniz yapmışsınız." "Evinde yemek yapan bir kadın köle değil bilakis toplumun efendisi olur.Çünkü insan yediklerinden ibarettir.Bir kadın yaptığı yemeklerle alile fertlerinin düşüncelerinden tut da psikolojisine kadar etkiler.Sağlıklı beslenen bireyler mutlu ve huzurlu olur."dedi,Mirza ciddi şekilde. Leyal göz devirerek cevap verdi. Mirza ise ciddiyetini bozmadan sözlerine devam etti; "Sanıldığı gibi mutluluk hormonu olan Serotoninin tamamı beyinde üretilmez.Beyinde üretilen Serotonin miktarı %5,kalpte üretilen Serotonin miktarı %3'tür.Geriye kalan %92'lik kısım bağırsaklarda üretilir.Yine uyku hormonu olan Melatoninin %75'i bağırsaklarda üretili ve uyku dışında hayati işlevleri vardır.Bir insan bağırsak florasını korursa mutlu ve huzurlu olur.Bunun yolu da yediklerinden geçiyor." "Çok komik ve indirgemeci bir yaklaşım. Stresi tetikleyen sosyal fenomenleri ekarte edip, mutluluğu sadece yemeye içmeye bağlayamazsın."dedi,Leyal kolları göğsünde bağlayıp. "Mutluluğu büyük bir pazıl olarak düşünürsek benim savım bu pazılın önemli bir kısmını oluşturuyor.Senin bahsettiğin fenomenlerde aslında bir çeşit beslenmeye girer.Mesela düşüncelerini,kulağını ve gözünü neyle besliyorsan ..."diyen Mirza kısa bir es verip kızı tepeden tırnağa süzdü."Gözünü ne ile besliyorsan ona göre mutluluğun değişir."dedi. Leyal su sinirli bir nefes bıraktı. "Ben sana bir örnek vereyim de savın ne kadar doğru gör bakalım.Şimdi bir su markette 4 TL, sinemeda 10 TL,lüks bir restoranda 20 TL, havalimanında 30 TL'dir.Suyun değerini belirleyen tek şey bulunduğu yerdir.Bulunduğum yerde değerli değilim ve aşşağılanıyorum nasıl mutlu olacağım?" "Sadece bir kişi öyle düşünüyor,çoğunluk için değerlisin.Ayrıca yemek yediğinde ne kadar da mutlu olacaksın deneyelim.Ceketimin cebindeki telefonu verir misin?" "Veremem,senin uşağın yok kalk kendin al."dedi, Leyal umursamazca. "Çirkef Sultan 2. Ruken."diyen Mirza yavaşça kalkıp ceketindeki telefonu aldı.Çiftliğin kahyasına Leyal'in çocukken sevdiği yemeklerin isimlerini yazıp tek kişilik sipariş istedi. Sonrasında masadaki ilk yardım malzemelerini toplamaya başladı.İlk önce kurşunu alıp cebine attı. Leyal çaktırmadan onun vücudunu inceliyordu. Adamın yarı çıplak vücudu istemesizce dikkatini çekiyordu. "Çocukken de uzun boyluydu ve kalıplı bir vücudu vardı ama şimdi bambaşka bir şey olmuş."diye düşündü. Mirza'nın,açık camdan dolan rüzgarla siyah saçları savruluyordu.Kavisli kara kaşları çatılmış,uzun boyu ve kalıplı vücuduyla ortama hükmediyordu.Köşeli çenesi ve kirli sakalları karizmasını katlarken,geniş omuzları bir kadına iç çektirecek erkeksi bir cazibeye sahipti.Hareket ettikçe göğsündeki ve kollarındaki kaslar dalgalanıyor sarsılmaz gücünü gözler önüne seriyordu.Ve gözleri...Karanlığı yutan siyah bir elmas gibi parlıyor,dudak uçuklatıcı gizemini çözemiyordu.Keskin yüz hatları sanki bir heykeltraş tarafından şekillendirilmiş,o burun ve dudaklar üzerinde sanki aylarca çalışılmış gibiydi.Şakağındaki yara izi bile çekiciliğini arttırmış,saşırtıcı derece mükemmellik katmıştı.Cihat Mirza Turanşah tıpkı ölüm gibiydi.Ölümün ürkütücü gizemi onda vuku bulmuştu,adeta kavurucu bir ateş gibiydi. Birden gözlerini çekti adamın vücudundan. "Banane onun vücudundan.16 yıldır bir kez arayıp sormadı.Oysa çocukken ne kadar yakındık.Beni koruyacağına hep söz verirdi. Tabii büyüyünce düşünceleri değişmiştir.Konaktan atılıp evlatlık verilmeme çok memnun olmalı ki beni bir kere bile merak etmedi.Beni almaya geldiğinde 'Halam için buradayım sen ve baban umurumda değil' dedi zaten."diye düşünüp dolan gözlerini elinin tersiyle sildi.Dışlanmasını,hor görülmesini,istenmemesini bir türlü hazmedemiyordu.En büyük kırgınlığı ise Cihat Mirza'yaydı.Adamın arayıp sormaması ile eskiyen yılların acısı bir pas gibi kaplamıştı yüreğini.İçindeki acı gözlerinden dökülürken, ağladığını saklamak için arkasını döndü. Masayı toparlayan Mirza etkili bir ağrı kesici yuttu.Onun düşünceleri de Leyal ile doluydu. "Gözünü kırpmadan vurdu beni.Ne kadar acımasız olmuş ,kurşunu sıkarken eli bile titremedi.Bu da beni ciddi ciddi unuttuğunu gösteriyor.Ailemden nefret etmek için çok haklı gerekçeleri var.Onu arayıp sormama ma çok üzülmüş müdür?Beni vurduğuna göre çok da üzülmemiş.Gerçi unutmuş olmasına memnun bile oldum."dedi, kalbindeki hüznü görmezden gelerek.Elinde buruşturduğu ağrı kesicinin kutusunu öfkeyle bir kenara attı. "Zaten benim gibi bir adamdan uzak durmalı,geçmişte olduğu gibi bana bağımlı olmasını istemiyorum."diye düşündü. Bir süre sonra kahya arayıp yemek siparişinin geldiğini haber verdi. Mirza kapının önüne bırakıp gitmesini istedi. Beş dakika sonra da kapıyı açıp yemek paketlerini aldı.Yemek masasının üzerine bırakıp "Senin için yemek siparişi vermiştim masaya geçip ye."dedi. Kendisi de sigara paketi, çakmağı ve telefonunu alıp açık pencerenin önündeki berjere oturdu. Paketten çıkardığı sigarayı yaktığında telefonu çaldı.Can dostu Cemal arıyordu.Telefonu açıp kulağına götürdü. -Alo Cemal... -İyi geceler dostum.Civan beni aradı,'Leyal yaralanmış sana getiriyoruz' dedi.Bir süre sonra yeniden arayıp, 'kız kaçtı' dedi.Mirza ne oluyor? -Bir dakika,diyen Mirza salonun Leyal'e uzak köşesine gidip konuşmaya devam etti. -Merak edilecek bir şey yok Leyal yanımda. -Bugüne bugün dedektif adamsın,elinle koymuş gibi bulmuşsundur. -Cemal dedektif olmamı gizlediğimi biliyorsun.Peşinde olduğumuz tarikat grift,belki uyuyan hücreleri olan,arkasında iz bırakmayan güçlü bir yapılanma. -Tamam konuyu değiştiriyorum.Civan'ı ben payladım.Boyun devrilsin 1.86'lık boyunla kızı elinden nasıl kaçırdın? dedim. -O malla ayrıca görüşeceğim. -Ee kuzenin nasıl? Özlemiş mi seni? -Cemal kapa çeneni,sonra görüşürüz. -Görüşelim tabii hemen yarın. -Görüşelim...diyen Mirza telefonu kapattı. Kızın yanına döndüğünde uyumuş olduğunu gördü."Kahretsin aç aç uyudu.Keşke siparişi eve gelir gelmez verseydim."diye mırıldandı. Kilere sakladığı Leyal'in silahını alıp üst kata çıktı ve odasına girdi. Tabancayı ve cebindeki kurşunu şifreli kasasına koydu. "Yara yüzünden duş alamıyorum."deyip bıkkın bir nefes verdi. Üzerine siyah,pamuklu bir tişört geçirdi. İki tane battaniye alıp aşağıya indi.Bir tanesini kızın üzerine örtüp karşısındaki koltuğa oturdu. İçi,yıllardır ölü zannettiği yüzü inceleme arzusuyla doluydu.Kız uyanıkken rahatça bakamıyordu.Gözleri önce açık kumral saçlara kaydı.Aslında uzun bukleler bir alıcı gibi kendine çekti kara gözleri.Bir kısmı koltuğun kolçasına dağılmış,bir kısmı Leyal'in yüzünün yarısını kapatarak omuzundan aşağıya dökülüyordu. Küçükken de Leyal'in saçları çok hoşuna giderdi. Gözleri saçların kıvrımlarında dolaştıkça içindeki hasret düğümleri bir bir çözüldü.Kızın saçlarıyla eskiden beri niyesini niçinini bilmediği bir davası vardı.Gözleri istikametinde kaldıkça kumral bukleler sarmaşık gibi sardı yüreğini.Gözleri saçlara adeta esir oldu.İçinden çıkamıyordu.Farkında değildi ama gözlerinin frekansında Mihriban türküsü çalıyordu.Küçükken Leyal'e Mihriban derdi.Babası bağlamasıyla annesine Mihriban türküsünü söylerken, o da Leyal'in saçlarını izlerdi.Saçların bataklığından çıkamıyordu ki bir kere de kızın yüzüne baksın.O bataklığa gömüldükçe gömüldü.Leyal kıpırdanıp sırtını dönünce, hızla kendine geldi. "Ne yapıyorum?"dedi,kendine kızarak.Kızdan uzaklaşmak için diğer koltuk takımının olduğu bölüme geçti ve sırt üstü yattı.Aldığı ağrı kesici ile ağrısı biraz hafiflemişti.Gözleri yavaşça kapandı. .... Taze günün ilk ışıkları camdan sızarken Mirza yarasına pansuman yapıyordu.Gece boyu sızlayan yarası uyumasına pek fırsat vermemişti.Pansumandan sonra alt kattaki odalardan birine girip uyluğundan etkili bir ağrı kesici iğne yaptı. İki katlı evin üst katı tamamen odalardan oluşuyordu.Alt katta iki oda,çok geniş bir salon ve mutfak vardı.Üç bölüme ayrılan salonda iki tane oturma köşesi vardı.Bir tarafı da şark köşesi olarak dizayn edilmişti.Yemek masası,sehpalar, duvardaki tablolar,komodinler,avizeler ve diğer aksesuarlar dekorasyonu tamamlıyordu. Mirza salona döndüğünde Leyal de uyanmıştı.Aslında o da gece boyu düzgün uyumamış ara ara kalkıp gizlice Mirza'yı kontrol etmişti.Pencerenin önündeki adama yaklaşıp "Günaydın emmi oğlu."dedi. Kaşları havalanan Mirza'nın bakışları kendine döndü. "Madem bir süre birbirimize katlanmak zorundayız sana nasıl hitap etsem diye düşündüm.Mağara adamı zaten cepte ama onu her ortamda kullanamam.Abi mi desem?Ağam mı desem? Emmi oğlu mu desem bilemedim?"dedi,Leyal lakayt şekilde. "Dikkat et de o geçtiğin dalganın içine düşüp boğulma.En çok abi hitabını sevdim,abi de sen abi..."dedi,Mirza dişlerinin arasından. "Bana uyar bence de en iyisi abi.Ama emmi oğlu da hoşuma gitti onu da kullanacağım."dedi,Leyal alayvari bir tonlamayla. "Öyle olsun emmi kızı."dedi,Mirza imalı şekilde. ....... Turanşah Konağı Dilda hala annesinin odasında izahat veriyordu. "Bizi o gız öldü deyi yıllardır gandırdın!"diye bağırdı Ruken Hanım. "Beni mecbur bıraktınız.Sen küçücük çocuğu konaktan atıyordun.Onu koruyan abim ölmüştü.Sen sokağa attığında dedesi Murtaza Şidanlı namusumu dile düşürür diye el kadar çocuğu ya kuma verir ya da yaşlı başlı bir adama peşkeş çekerdi.Leyal'i evinde istemediği için illa bir şekilde evlendirirdi.Belki de öldürtürdü.O adamdan her şey beklenir.Çocuğu sizin hışmınızdan kurtarmak için öldü süsü verip evlatlık verdim."dedi,Dilda Hanım. "Şimcik ne degişti?Verdigin yerde galaydı o ugursuz." "Evlatlık verdiğim adam öldü.Ama daha önemlisi Mirza koca adam oldu. Zekası,bilgisi,öngörüsü,toplumdaki saygınlığı ve zekasıyla elde ettiği her türlü gücü ile kimsenin güç yetiremeyeceği bir yiğit oldu.Mirza varken hiç kimse Leyal'e bir şey yapamaz.Hadi sıkıyorsa kıza zarar verinde görelim bakalım!"dedi,Dilda hala mağrur şekilde. "Dilda! Senin garşında anan var."diye uyardı Ruken Hanım. "Benim anneme saygım sonsuz.Sen şu an bir anne gibi komuşmuyorsun,zulmünde sebat eden biri gibi konuşuyorsun." "Mirza nerede? O gız da yokmuş evde,onu nereye götürdü? O gız torunumdan uzak durucu." "Mirza ve Leyal çiftlikteler,orada ne işi olduğunu Mirza'ya kendin sorarsın. "Öldü sanılan gız birden çıkıp geliyir,millete ne diyicik heç düşündün mü?" "Leyal'in içinde bulunduğu araba Dicle Nehri'ne düştü ve o şekilde öldü diye biliniyor.Leyal'in cesedi bulunamadığı için boğulmaktan kurtulmuş deriz. Hafızasını kaybetmiş,birileri evlat edinmiş büyütmüş,hafızası gelince de bizi hatırlamış deriz." "He ya kırk dane guyruklu yalan söleriz." "Daha iyi fikrin varsa buyur söyle." "O gızı bu evde uzun süre barındırmam."diye düşünüyordu Ruken Hanım. "Seçil'le birlikte çiftliğe gidiyoruz,istersen sen de gel."dedi,Dilda. "O gızın yüzünü şeytan görsün.Onun oldugu yere tövbe gelmem." "İyi sen bilirsin, biz gidiyoruz o zaman,sana iyi günler."diyen Dilda hala odadan çıktı. Koridorda Seçil ile karşılaştı. "Ben hazırım hala çıkabiliriz."dedi,Seçil. Açık kahverengi saçlarını at kuyruğu yapmıştıEla gözleri hafif çekikti.Ölçülü burnu ve dudakları, oval yüzüne yakışan, 1.70 boyunda zarif bir kızdı. "Tamam canım üzerimi değiştireyim çıkalım."dedi,halası. .... Mirza, kâhyayı aramış birilerinin gelip kahvaltı hazırlamasını istemişti. Leyal bahçeye çıkmış hayran kalarak etrafın güzelliğini seyrediyordu. Pencereden onu izleyen Mirza telefonunu çıkarıp avukatlarından Tufan Bey'i aradı. -Buyrun Mirza Bey,diye açtı adam telefonu. -Tufan, Leyal Turanşah için mahkemeye başvurmanı istiyorum.Irmağa düşerek kaybolduğu ve cesedi bulunamadığı için ölümüne kesin gözüyle bakılmış hukuken ölü kabul edilmişti.Bu yüzden hakkında ölüm karinesi çıkarılmış ve ölü kaydı düşülmüştü.Ölüm karinesi ve ölüm kaydının iptali davası açmanı istiyorum.Tüm kişilik hakları iade edilsin.Hemen bugün işe koyul. -Anladım efendim.Ben hemen dosya oluşturur meseleyle ilgilenirim. Telefonu kapatan Cihat Mirza'nın düşünceli bakışları Leyal'in üzerindeydi. "Bu kız insanlar tarafından ölü zannedildiğini nasıl olsa öğrenecek.Bunu ona halam gerekçesiyle hemen söylemeli.Başkasından önce halamdan öğrenmeli."diye düşündü. Mutfaktan çay isteyip terasa çıktı. 15 dakika sonra Dilda hala ve Seçil çiftliğe geldiler.Şoför arabayı park ettiğinde içinden çıktıklarında, Leyal'in bahçede olduğunu gördüler. Leyal de kendilerine bakıyordu.Dilda hala yuvarlak kara gözleriyle gülümseyerek bakıyordu.168 cm boyunda,balık etli,buğday tenli 43 yaşına rağmen çok hoş ve sempatik bir hanımdı. Üzerindeki ayak uçlarına kadar uzun,ekru keten elbisesi ve açık kahverengi şalıyla güzel bir kombin yapmıştı. Hemen Leyal'in yanına geldiler.Dilda beklemeden sıkıca sarlıp "Günaydın kuzum."dedi.Sarılması Leyal'e yine çok iyi geldi.Fark ettirmiyordu ama mutluluktan gözleri doldu.İçinde buruk bir sevinç belirdi. "Günaydın kuzi."diyen Seçil de sarıldı. "Günaydın."dedi,Leyal kısık sesiyle. Mirza kendilerini izliyordu. "Abiciğim günaydın."dedi,Seçil kocaman gülümseyerek. "Günaydın canım."diye karşılık verdi Mirza minik tebessümüyle birlikte. "Ağam günaydın."dedi,halası gülerek. "Günaydın Dilda Hanım."dedi,Mirza. "Biz Leyal'le biraz konuşacağız."dedi,Dilda. Mirza başıyla onayladı. "Biraz yürüyelim mi?"dedi,Dilda Leyal'e. "Yürüyelim."dedi, Leyal ayağındaki terliklere bakarak. "Bunları vestiryerden aldım.İkinizden birinin sanırım."dedi,terliği göstererek. "Benim terliklerim,söylemene bile gerek yok giyebilirsin."dedi,Seçil. Birlikte yürümeye başladılar. "Ben sanki buraları biraz hatırladım.Çiftliğin dışında bir tepe vardı.Oraya gidebilir miyiz?"dedi,Leyal. "Hatırlamana çok sevindim.Gideriz tabii."dedi,Dilda hala. Birlikte çiftlikten çıkıp tepeye doğru yol aldılar. "Kuzum dün ne olup bitti unuttum ben.Ama bir daha sakın kendine zarar verme.Burada kalmak istemiyorsun,belki bizden nefret ediyorsun.Sonuna kadar haklısın.Ama samimiyetimize güven ve seni çok sevdiğimizi bil.Niye evlatlık verildiğin ile ilgili konuşmak istiyorum."dedi, Dilda hala. O sırada karşılarından gelen siyah bir araba yavaşlayarak yanlarında durdu. Arabadaki 33 yaşındaki Berdan Şidanlı dikkatli şekilde Leyal'e bakıyordu.Arabadan çıkıp hanımların yanına geldi.Dilda halanın kaşları çatıldı.Seçil endişeli bakıyordu. "Merhaba Dilda Hanım."dedi, Berdan.Yılışık bakışları Leyal'in üzerindeyken. "Ne vardı?"dedi,Dilda hala. "Küçük hanım kim?"dedi,Berdan. "Seni niye ilgilendiriyor?"dedi,Seçil. "Birine benzettim.Küçük yaşta ölen kuzenim Leyal'e çok benziyor."diyen Berdan dikkatle Leyal'i süzmeye devam ediyordu. Şoke olan Leyal beyninden vurulmuşa döndü. "Ne dedin sen?"dedi,şaşkın tonlamasıyla. "Kuzenim vardı teyzemin kızı, aynı zamanda Bekir Turanşah'ın kızıydı.Ona benziyorsun ama o dokuz yaşında öldü."dedi,Berdan. Dilda hala ve Seçil endişeli şekilde birbirine bakıyordu. "Berdan Şidanlı işine git bizi rahat bırak."dedi,Dilda hala. Leyal'in gözlerinin içinde devasa bir şaşkınlık kaynaşıyordu. "Ben Leyal Turanşah'ım ve ölmedim."dedi,yüksek perdeden. Berdan Şidanlı'ın gözleri yuvalarını zorluyordu. "Ne dedin,ne dedin?"dedi, duyduğunu idrak etmeye çalışarak. "Duydun işte ben Leyal'im.Ben nasıl öldüm? Tüm bunlar ne demek?"dedi,Leyal.Merak dolu öfkeli gözleri halası ve Seçil'in üzerinde mekik döküyordu. Şaşkınca elini alnına atan Berdan gözünü kırpmadan Leyal'e bakıyordu. "Yok artık! Ciddi misin sen?"dedi. "Şaka yapar gibi bir hâlim mi var?Hem de ilk defa karşılaştığım bir erkeğe."dedi, Leyal. Yüzünde öfkeli çizgiler belirdi. "Vay düzenbazlar kandırmışlar bizi.Gel ben sana ne olup bittiğini anlatayım.Hem dedeni görürsün.Peki beni hatırladın mı?"dedi,Berdan. Leyal biraz düşününce Berdan'ı hatırladı. Algısını altüst eden meseleyi çok merak ediyordu. "İyi gidelim de anlat bakalım."dedi,sert bir tınıyla. "Leyal sakın bu adamla gitme."dedi,Dilda hala. "Ne anlatacak merak ediyorum.Geri geleceğim."dedi,Leyal. "Leyal bu adam asla doğru konuşmaz ben sana zaten her şeyi anlatacaktım."dedi,Dilda hala. "Siz çok mu dürüstsünüz ,hepimizi kız öldü diye kandırdınız.Oysa dedem yanına alıp en iyi okullarda okutacaktı."dedi,Berdan. "Hiç güleceğim yoktu.Okutacak mıydı?Murtaza Şidanlı'dan ancak kötülük sadır olur."dedi,Seçil. Berdan, Dilda ve Seçil ile tartışırken Leyal onun arabasının yanına geçti. Sırtı Leyal'e dönük olan Berdan beş dakika sonra "Hadi gidelim Leyal,bunlar seni bizden saklamasaydı bizim yanımızda ailenle büyüyecektin."dedi,kıza doğru dönüp. "Gidelim bakalım."diyen Leyal geçip arabaya oturdu. "Leyal n'olur gitme."dedi,Dilda hala. "Merak etmeyin konuşup geleceğim."dedi,Leyal. Berdan Şidanlı da zafer kazanmış gibi sevinerek arabaya geçti. "Berdan Şidanlı, eğer saçının teline zarar gelsin seni Mirza'nın elinden kimse alamaz!"diye bağırdı Dilda hala.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE