Bölüm -13-

745 Kelimeler
"Hâlâ sen olduğuna inanamıyorum." diye mırıldanıp gözlerimi yoldan ona çevirdim. Yandan bir gülüş sergileyip ukalaca konuştu. "Kızların üzerinde böyle bir etki bıraktığım doğrudur." Kizlirin izirindi biyli bir itki biriktiğim diğridir. İçimden onu taklit edip göz devirdim. Murat elimi tutup üzerine pamuk gibi bir öpücük kondurduğunda şaşkınca ona baktım. Ardından elimi hızla kendime çekip cırladım. "Ne yapıyorsun ya sen?! Ben senin sevgilin falan değilim ayağını denk al!" Yüzünü buruşturup kafasını olumlu bir şekilde salladı. Sesimin yüksek çıkması beyefendiyi rahatsız etti galiba. "Sen benim sesime kurban ol." dedim. Gülümseyerek bana döndü. "Olurum." Bir süre kendime gelememiştim. Ama kaza yapmamamız için elimle kafasını tutup yola çevirdim. Sadece gülmüştü. Dün gece bana yüzünü gösterdikten sonra onunla uzun uzun konuşmuştuk. Ona umut vermek istemiyordum. Ama o da çok inatçı davranmıştı. Yok efendim beni ondan başkası sevemezmiş de. Yok efendim erkek sinek bile bana dokunamazmış da. Yok efendim ben sadece onunla evlenebilirmişim de. Yok bilmem ne. Yontulmamış hödük! "Ne düşünüyorsun?" Yapmacık bir şekilde sırıttım. "Senden nasıl kurtulacağımı." "O zaman imkânsızı düşünüp boşuna o güzel kafanı yorma güzelim." İltifat mı etti? Yoksa sövdü mü? "Bu karavanı nereden buldun?" diye sorduğumda umursamazca; "Çaldım." demişti. "Ne?!" Gözlerimi belerterek ona baktım. "İndir beni hemen!" diye bağırıp kemerimi sıktım. "Senin yüzünde bu yaşta cezaevine gireceğim ya! İndir beni!" "Sakin ol şaka yaptım. Benim bu karavan." Derin bir nefesi dışarı bırakıp arkama yaslandım. Ödümü kopartmıştı. Polisler bizi yakalasa onunla suç ortağı gibi gözükürdüm. Ve annem benim etimi lime lime ederdi. "Ne biçim şaka bu?" Benim bu hâlim ona komik gelmişti herhâlde. Yol boyunca ben ona sövmüş, oda basit bir şaka diye kendini savunmuştu. İki tarafı da ağaçlarla çevrili yol bittikten sonra trafiğin yoğun olduğu yerleri de sağ salim atlatmıştık. Benim ne güzel tatil hayalim varken ertesi gün gelmek planımda hiç yoktu. Ama yanımdaki şahısla da tatil falan yapacak değildim herhâlde. Sanırım bundan daha büyük bir sorunumuz var canım. Iç sesimin hatırlatmasıyla oturduğum yerde rahatsızca kıpırdandım. Ben bizimkilere Murat'ı nasıl anlatacaktım? Hepsi Murat'ı tanıyor olsa da, onun bana gizlice mesajlar attığını falan bilmiyorlardı. Gerçi ilk mesaj attığı zamanlar onlara söylemiştim ama daha sonradan bu mesajlaşmanın devam ettiğini bilmiyorlardı. Kızların şaşkın bakışlarını şimdiden hayâl edebiliyordum.. *** "İnanamıyorum!" diye fısıldadı Leyla. "Allah'ım şaka gibi!" dedi İpek. Daha sonra ikisi de arkalarındaki masada oturan Murat'a bakıp tekrar bana döndüler. Mehmet abinin kafesindeydik. Önce kızları aramış hemen gelmelerini söylemiştim. Tepkileri hayâl ettiğim gibi olmuştu. Her şeyi anlatmıştım onlara. Gizli numarayı bile. Hatta karavanda elimi öptüğüne kadar bütün detayları. "Miray, bunu Metin'lere nasıl anlatacağız?" "Peki bundan sonra ne olacak? Siz Murat ile çıkıyor musunuz?" "Annenlere ne diyeceksin?" "Gizli numara kim peki Murat'ın düşmanı falan mı?" Gözlerimi kapatıp sinirle "Bi susun ya." dedim. "Ne çene var sizde abi tek tek sorsanıza!" Kızların arkasında oturan Murat'ın bakışları bana döndüğünde kafamı Mehmet abiye çevirdim. Kasa da oturmuş bir şeyler yapıyordu. "Mehmet abi bu kızlar tembellik yapıyor ama burada olur mu hiç böyle şey? Aa!" Mehmet abi sahte bir kızgınlıkla yanımıza gelmiş ve ardından Leyla'lara bakmıştı. "Kalkın giyin önlüklerinizi bakayım. Rahat bırakın benim Miray'ımı." Gülümseyip elini omzuma koydu. Başımı kaldırmış gülerek ona bakıyordum. Ne hakkında konuştuğumuzu bilmemesine rağmen kurtarmıştı beni kızların sorularından. Gülüşüm, Murat'ın bakışlarını takip ettiğimde son bulmuştu. Mehmet abinin omzumdaki eline bakıyordu. Yok artık! Beni Mehmet abiden mi kıskanıyordu? Gelsin bi de adamı dövsün tam olsun bari. Murat'ın bakışları gözlerimi bulduğunda ona dil çıkarmıştım. Tam ağzını açmış bir şey diyecekken kızlar ayaklanmış ve önlük almak için kasaya doğru adımlamışlardı. Bende ayaklanıp onlara yardım etmek için peşlerine takılmıştım. Akşama kadar kafamı dağıtmak istiyordum. Bu isteğim, Murat'ın koluma yapışmasıyla son bulmuştu. Beni kenara çekip dibime girdi. Amacı neydi bunun? "Ne yapıyorsun sen?" "Yorulmanı istemiyorum." dedi. "Şimdi eve gidip güzel bir uyku çeksen iyi edersin güzelim." Sırıttı. "Yarın seni kaçırıyorum." "Çok beklersin!" deyip kolumu kurtardım ondan. Ardından koşarak kasaya gidip önlüklerden birini aldım ve kızlara yardım etmeye başladım. Murat rotasını tekrar bana doğru çevirdiğinde korkuyla cam kenarındaki masaya oturan çiftin yanına gittim. "Ne alırdınız?" Elimdeki deftere istediklerini not edip arkama döndüğüm de ağzım açık kaldı. Murat beline bir önlük bağlamış, eline de tıpkı benim ki gibi küçük bir defter ve kalem almıştı. İpek ve Leyla ona şaşkınca bakıp fısır fısır konuşurken, Murat bana göz kırpıp herhangi bir masaya yönelmişti. Bir önlük bir insana bu kadar mı yakışır Allah'ım? İçimdeki kezbanı susturup siparişleri söylemek için kasada ki Mehmet abinin yanına gitmiştim. Gözlerim arada bir Murat'a kaysa da kendimi tutmuştum. Sanki kafede ki bütün kızlar ona mı bakıyordu yoksa bana mı öyle geliyordu? Murat akşama kadar bize yardım mı edecekti yani? Dün, benden kaçışın yok derken ciddiydi galiba.. *** S.D.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE