"Öfken geçti mi?" Yusuf Ali şoför koltuğuna oturdu. Arabayı çalıştırdı. "Hayır." Diye yanıtladım. Çünkü öfkem geçmemişti. Ona öfkeliydim. "Ben de öfkeliyim." Ona yandan bir bakış attığımda gerçekten de öfkeli görünüyordu. "Daha önce kimse için bu kadar önlem almamıştım." "Yalancı! Derya için aldığını unutmuş olmalısın!" Yüzüne baktım. Öfkesi tekrar gün yüzüne çıkartan sözlerim yüzünden dilimi ısırdım. Bana neydi ki Derya'dan! Kadın onu nikah masasında terk etmişti. Acısı vardı. Belki hâlâ onu çok seviyordur. Zaten çatık kaşları daha çok çatıldı. Çenemi parmakları arasına aldığında hafifçe sıktı. Yüzüne yüzüme olabildiğince eğdi. Nefesi öfkeden yüzüme vurup duruyordu. Özel güçleri olsaydı kessinlikle şu an ortamın sıcaklığı eksilere düşerdi. "Sakın... Sakın bir daha benim özelime burnun

