Sadece onun yanında değilken içindeki soğuğun tekrar hareketlendiğini hissedebiliyordu. Yakınında olması ısınması için yeterliydi. Kendisine dokunmasına ve hatta konuşmasına bile gerek yoktu. Zihnindeki varlığını her daim hissedebiliyordu. Onu hissedebiliyordu. Şimdi bile zihninin arkasında gerilerde bir yerde yoğun düşünceler içinde gibiydi. Eğer isterse onunla tamamen birleşebilir, onun gözlerinden neler olup bittiğini görebilirdi. Acısını kendi acısı gibi rahatlıkla hissedebiliyordu. Sükûnetini, heyecanını da… Bazen hangi duygunun kime ait olduğunu anlamakta zorlanıyordu. Kucağında uyumakta olan bebeğe bakıp dudaklarını büzdü. Yine onunla beraber savaşmak istiyordu. Meleklerin karşısında onun yanında durmak istiyordu. Güçleriyle daha neler yapabileceğini görmek istiyordu. Ancak bütün

