Gerçekten durum bu olmalıydı, ben sana kızdım ya da kızgınım demek onun dudaklarından çıkacak bir cümleye benzemiyordu. "Tamam, gidebilirsin ama Güneş'in sözünden çıkmayacaksın." Tek istediğim derse gitmekti bu yüzden benim için sorun olmazdı. Hazar'ın şartını kabul ederek gerekli olacağını düşündüğüm ve eşyalarımı çantamın içerisine koyup, derse dair hiçbir şeyim olmadan evden çıktığımızda Hazar'ın telefonumu bile vermesine oldukça şaşkındım. Bu gerçekten son şansım mıydı? Bunu da berbat edersem artık ona kızmaya ya da yaptıklarına söylenmeye yüzüm olmazdı değil mi? "Rahatla." Uğur böceğine benzeyen, kırmızı ve en az onun gözleri kadar parlak arabasına bindiğimizde konuştu Güneş. "Hazar...kötü birisi değil inan bana." Bir ana kadar ben de öyle düşünüyordum, beni uçurumdan at

