Dudaklarım açılıp adını söyleyemedi, gözlerim dolamadı, aldığım nefes ağırlaşıp bir beton gibi ciğerlerimde kaldı. "Rana...sensin..." Ağlamaktan gözleri şişmiş kadın, onu tutan genç çocuktan müsaade alarak bana adımladığında sağ ayağım geriye doğru bir adım attı. "Rana, Nil'i en son gören senmişsin bir de Erdem." Ağlamamak için kendini zor tutan kadına utançla bakarken ne diyeceğimi bilemedim. Nil'i gören son kişi olduğumu nereden biliyordu? "Rana, söyle bana. Ne oldu size?" Bakışlarım yere indi, ayaklarındaki terliğe baktım önce sonra kumlu çoraplarına. Üzerinin de toz olduğunu yeni idrak etmiştim, o araziye mi gitmişti? Elbette gitmişti, hangi anne gitmezdi ki? "Rana!" Omuzlarımı sertçe tuttuğunda irkilerek bakışlarımı yüzüne çıkardım. "Söyle! Kızımı neden canice yaktı

