Zaman o kadar hızlı akıyordu ki her şey nasıl ilerliyor ve nasıl geçiyor takip edemiyordum. Zamanın peşinden koşsam da yetişemiyordum. Yaklaşmasını istemediğim günler neden bu kadar hızlı geliyordu? Bu hız daha ne kadar böyle hayatımda yer alacaktı bilmiyordum? Artık bunun için kafamı yormaktan ruhumu daraltmaktan da yorulmuştum. Bu kocaman ailenin anlamsız bir şekilde beni sarıp sarmalamasından ve bu duruma direnemeyerek pes etmiştim. İstemediğim, gerek görmediğim o kadar fazla şeyi bir anda kabul ettirmişlerdi ki artık onlara karşı gelebileceğimi düşünmüyordum. Ben sade, kendi aramızda bir nikah ile bu durumu atlatabileceğimi düşünürken, Azra Hanım ve Melek hanımın coşkusuyla gösterişli pahalı bir gelinlik ve şık bir düğün organizasyonu ile karşı karşıya kalmıştım. Nikahta keramet vardır

