BAR KAVGASI

1147 Kelimeler
İçeriye geçtiğimizde sahnede çalan gruba bakarken onlara imrenmiştim. Güzel sanatlar okusam da sesime güvensem de sahne korkum vardı ve bunu aşamıyordum. Sahneye ait olduğumu, sahnenin evim olduğunu söyleyebilirdim ama hiç çıkmamıştım. Çıkmayı da istemiyordum. Bu, bir travmanın eseriydi. İlkokuldayken lavabolarda zil sesi duyulmadığı için derse geç kalmıştık. Ne telefon vardı ne de saat... Hoca çok sinirlenmişti ve her birimizi tahtaya çıkarıp bizi izleyen gözler önünde dayak atması büyük bir utanç hissi yaratmıştı ve travmatik olarak kalabalıktan hep çekindim. Melisa'nın arkadaşları gelmişti. Berkan ve Ümit kendini tanıtırken ben sessiz kaldım. Diğerleri sohbet ederken ben kendi halimde dans ediyordum. Sahne çok büyüleyiciydi ama ona uzaktan bakmak beni hüzünlendiriyordu. Orada olmayı ve şarkı söylemeyi çok istiyordum. Küçükken, kendi yazdığım şarkıları seslendirirken hep bir hayalim vardı: Benim sesime bas, bariton ve tenor olmak üzere üç erkek sesinin eşlik etmesi... Bu hayalle, "DÖRT" adında bir müzik grubu kurmayı planlıyordum. Eskiden bu hayalimi bir kız arkadaşıma da anlatmıştım. “Küçükken hayalini kurduğun bu üç kişiyi bulacağını mı düşündün?” Kıza karşılık heyecanla başımı aşağı yukarı salladım. “Peki Güneş hiç şizofren olabileceğini düşündün mü?” Bu tepki, kalbimi fazlasıyla kırmıştı ve Rüzgar’a anlatmıştım. “Güzelim benim insanlar böyledir, saçmalık bu hayatta olmaz derler, konuşurlar. Ve sen yapınca da işte yapacağını hep biliyordum derler,” gibi bir tepki beklerken onun bana söylediği şey kanımı dondurmuştu. “Peki Güneş hiç o kızın haklı olabileceğini düşündün mü?” Hayalimi istediğim için beni şizofren yapmıştı. Bir şizofren... Melisa yanımda ciyaklarken yüzümü buruşturdum ve seslendiği yöne baktım. Üç erkek de bize doğru geliyordu. Mert, Furkan ve Eren’i bizimle tanıştırırken mesafeli durdum ve sessizce köşede sodamı içtim. Hareketli şarkıların açılmaya başlanmasıyla Cansu ve ben dans etmeye başladık. Melisa da bize katılmıştı. Cansu kulağıma eğildi. “Furkan’ı aşırı beğendim. Terasa çıkalım mı belki o da gelir?” Kafamı salladım ve montumu giydim. O da Furkan’ı çağırmıştı. Üçümüz terasa giderken gülümsedim. Bir bahane bulup onları yalnız bırakacaktım. Onlar sigara yakarken ben de bir tane yaktım. Çok nadiren içerdim, sevmezdim. Onlar sohbet ederlerken muhabbetin dışında kaldım. “Çok üşüdüm de içeriye geçiyorum izninizle.” Onları baş başa bırakıp bizimkilerin yanına döndüm. Dans etmeye devam ederken telefonumu kontrol ettim. Rüzgar’dan hala ses seda yoktu. Telefonumu cebime koyarken Savaş ve birkaç adamın gülüşerek bir şeyler konuştuklarını görmüştüm. Kale’nin onlar için önemini daha fazla merak etmeye başlamıştım. Cansu ve Furkan yanımıza gelirken bu sefer diğerleri çıkmıştı terasa. İkisinin bir tık daha samimi olması yüzümde bir gülümseme oluşmasını sağlamıştı. Dakikalar sonra Melisa yanımıza geldi ve Furkan’ın kulağına eğilip bir şeyler söyledi. İkisi de giderken Cansu, bana terasta olanları anlatmıştı. Sevinçle kıkırdarken Savaş ile göz göze gelince gülümsemem soldu. Beni fark etmesini beklemiyordum. İfadesiz bir şekilde bakışlarını benden çekti ve elini yanındaki kızın beline attı. O ikisi terasa doğru ilerlerken Cansu da onlara baktı ve bana döndü. “Ay ben kafamda kurmuşum resmen. Savaş’ın sevgilisi varmış.” Bir şey demeden gülümsedim. Bugün herkes yolundaydı, Savaş da öyle. Hala Melisalar’ın gelmediğini fark edince kaşlarımı çatarak Cansu’ya döndüm. “Neredeler bunlar?” İçimde kötü bir his vardı. Kesinlikle bir şeyler yolunda değildi. Biliyordum. Üstelik Savaş’ı da görmüştüm. Savaş’ı görmek kesinlikle belanın habercisiydi. Derin bir nefes aldım ve montumu giydim. “Onları bulup geleceğim.” Terasta yoklardı. Bu durumda kesin kötü bir şey olmuştu ve dışarıdalardı. Kale’in çıkışında, ürpertici bir sessizlik vardı. Kapının önündeki korumalara yöneldim. “Buradan çıkan kıvırcık saçlı bir çift gördünüz mü?" “Aşağıya gittiler,” dedi koruma sertçe. Ona şaşkınlıkla birkaç saniye baktıktan sonra aşağıya doğru koştum. Yolun sağında ve solunda bekleyen bir kalabalık vardı. İnsanların arasından geçip Melisalar’ı görmeye çalışırken tüm kalabalığın bana baktığını fark etmiştim. Görüş açıma girdiğinde şaşkınlıkla dudaklarımı araladım. Arkadaşları kalabalık bir grupla kavga ediyordu ve Melisa durmaları için onlara bağırıyordu.Beni fark etti. “Güneş uzak dur, çekil!” Arkamda bekleyen kalabalıktan kimse ayırmıyordu kavgayı. Birbirlerini öldüresiye dövüyorlardı. Berkan bir çocuğun kafasına vurduğunda Melisa çığlık attı. “Yapmayın, lütfen,” diyebildim sadece. Tabi ki duymadılar bile. Kalabalığa tekrardan baktığımda Kale’nin terasında bir gölgenin bizi izlediğini görmüştüm. Savaş... Onu gölgesinden bile tanımama şaşırıyordum. İçimde bir güven hissiyatı oluşmuştu. Savaş birazdan gelip çözecekti biliyordum. Melisa hala çığlıklar atıyordu. Kalabalık ise sadece izliyordu. Ben de öyle. Karşı grup Melisa’nın arkadaşlarını adeta pert etmişti. Gözlerim Savaş’ı arıyordu ama o, yoktu. Mert bayılınca onu döven çocuk ıslık çaldı ve hızlı adımlarla uzaklaşmaya başladılar. Hemen Mert’in yanına koştum. Melisa ve Furkan da gelmişlerdi. “Mert! İyi misin Mert? Ses ver!” Mert’in tepki vermediğini görünce ikisi de ağlamaya başladı. Ben ise soğukkanlı bir şekilde izliyordum sadece. “Ne oluyor burada?” Kafamızı sesin sahibine çevirdiğimizde, kırmızı ve mavi ışıklar gözlerimi alıyordu. Polisler gelmişti. Bize seslenen polisin yanındaki polis ambulans çağırdı. Aklıma Cansu gelince seslendim. “Ben Cansu’yu alıp geliyorum.” Koşarak Kale’nin girişine ilerlediğimde korumalar beni durdurdu. “Giremezsin.” “Arkadaşım içeride ve eşyalarımız var,” dediğimde koruma bana doğru bir adım attı ve şaşkınlıkla donakalmamı sağlayan cümleyi söyledi. “Savaş Bey’in kesin talimatı var. İçeriye giremezsin.” Şaşkınlıkla korumaya bakakaldım. Savaş neden talimat verip beni içeriye aldırmasın ki? Gerçi kavgayı gördüğü halde gelmemişti üstüne bizi de içeriye aldırmıyordu. Kaşlarım çatılırken, adama karşı ciyakladım. “Ne demek giremezsin? İçeride arkadaşım var benim!” “Diretme! Giremezsin dedik.” Zaten yaptıkları saçmalıkken bunu, yaptıranın Savaş olması sinir katsayımı daha da yükseltmişti. Bambaşka bir Güneş’e dönüşmüştüm sanki. “Hiçbir yere gitmiyorum!” “Zorluk çıkarırsan senin başın yanar! Anla laftan!” Diaha çok bağırmaya başladım. “Bana hiçbir şey yapamazsınız! Gitmem dedim!” Seslerimizin yükseldiğini duyunca Melisa yanımıza gelmişti. İkimiz de hararetlenirken duyduğumuz ses ile durduk. “Ne oluyor burada?” Kafamı sert, gür sesin sahibine çevirdiğimde gözlerim Savaş’ın karanlık bakan mavi gözlerini bulmuştu. Yüz ifadesi oldukça sert ve öfkeliydi. Onu ilk defa böyle korkutucu görüyordum. Sahi, ben onu tanımıyordum ki. “Kız zorluk çıkarıyor. Kavga edenlerle beraber bu kız,” dedi koruma. Savaş, onu dinlerken gözlerini bir saniye olsun gözlerimden çekmemişti. Onun sert yüz ifadesine karşılık ben de sert bakmaya çalışıyordum ama yapamıyordum, ondan korkuyordum. Bana döndü. “İçeriye giremezsin. Çıngar çıkarıp kimsenin huzurunu bozamazsınız. İşletme burası, çocuk parkı değil!” Savaş’ın böyle sert ve kaba konuşması beni hem kızdırmış hem de kırmıştı. Ona kırgınlıkla baktım ve fısıldadım. “Kavgayla alakam yok benim. Ben Melisa’yı arıyordum sadece.” “Evet benim arkadaşlarım kavga etti ve eşyaları içeride kaldı,” dedi Melisa. Savaş birkaç saniye sessiz kaldı. “Olayı içeriye taşımama şartıyla girebilirsiniz. Erkekleri içeriye almayın.” Hızla yanından geçip içeriye girdim. Cansu'yla eşyaları alıp çıktık. Melisalar’ın yanına koştuğumuzda Mert yerde yatıyordu ve inliyordu. Furkan ve Eren ise ağlıyorlardı. Cansu, Furkan’ın omzunu sıvazladı. Ambulans da gelmişti. Paramedikler Mert ile ilgilenirken Eren daha çok ağlamaya başladı. Mert ambulanstan indiğinde herkes onun etrafında toplanmıştı. Ağır yaralanmamıştı ve çok iyiydi. Ortalık da sakinleşmişti. Hepsinin de yüzü kanlar içindeydi ama ciddi bir durum yoktu çok şükür. Eren, Mert’i yürütmeye çalışırken Cansu Furkan’a yaklaştı. “Siz niye kavga ettiniz?” “Bakıyorlardı, Ümit zaten buraya gelirken bugün birisinin kafasında şişe kıracağım demişti ilk o saldırdı." Çocuklardan bazıları aralarında gülerken Savaş'ın bizi izlediğini fark etmiştim.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE