Seni Seviyorum 'un Anlamı

2055 Kelimeler
Gecenin ilerleyen saatlerinde Barlas 'ın dizine kafamı koymuş tavanı izliyordum. Sercan eski dönemlerden bir maç açmıştı ve şuan ikisi pür dikkat o maçı izliyorlardı. Sonucunu bildiğin bir maçı heyecanla izlemek norma değildi bence ama o kadar gaza gelmişlerdi ki bir şey diyemiyordum. Gözlerimi televizyonun üstünde asılı olan saate çevirdim. Epey geç olmuştu. Babamın maç bitene kadar zamanın nasıl geçtiğini fark etmediğini biliyordum. Her maç aynı şey olurdu. Ama gece yarısını geçmemize bir 10 dakika falan varken yokluğumun illaki fark edileceğini düşünüyordum. " Aşkım. " Dedim elimin bir tanesine Barlas 'ın yanağına uzatırken. " Hım. " Dediğinde kıpırdandım. " Saat 12 'ye geliyor. Artık eve gitmem gerek. " Başını sallayıp yanağımı okşadı. " Tamam güzelim. Giyinip çıkalım. Sercan sen de kapat şu maçı. Geldiğimde devam ederiz. " Dediğinde yavaşça dizinden kalkıp doğruldum. İlk başta kalkışımdan dolayı dönen başımdan dolayı birkaç saniye beklerken derin derin nefes aldım. Koltuğun arkasına astığım Barlas 'ın montunu alıp üstüme geçirirken Barlas da üstüne hırka almaya odasına gitmişti. Sercan 'la ayak üstü son muhabbetlerimi ederken aklım okula yetişmesi gereken ödevlerdeydi. Barlas sonunda koridorun sonundaki odasından çıkabildiğinde Sercan 'a ' Görüşürüz ' diyerek kapıya ilerlemiştim. Dışarı çıktığım gibi yüzüme çarpan soğuk havayla suratımı buruşturdum. Arabaya gidine kadar gerçekten de ellerimi hissetmemeye başlamıştım. Soğuk havanın etkisiyle uykum yeterince kaçmıştı. " Asel 'im sen bu deliye sakın uyma. Sana tavsiye falan verirse kulaklarını kapa. Yoksa iş açar başına söyleyeyim. " Barlas 'ın emniyet kemerini takarken konuşmasıyla bakışlarımı ona çevirdim. Sercan ve benim maç esnasında yaptığımız dedikodulara maruz kalmıştı ve planlarımızı da dinlemişti. Üstündeki şaşkınlığı yeni atmasına şaşırmazken dediklerine omuz silktim. " Sen merak etme sevgilim, biz Sercan 'la yaş plan kurmayız. " Diye karşılık verdiğimde tek kaşını kaldırmış sorar bakışlarla suratıma bakmaya başlamıştı. Tamam, en son kurduğumuz planda yakalanmış ve neredeyse karakola düşmüş olabilirdik. Ama o bir kereliğine olmuştu. Dudağımı büküp kollarımı bağladığımda başımı dışarıda yağan kara çevirdim. Aralık ayını çok seviyordum. Bana değişik değişik enerjiler veriyordu, çok güzel hissettiriyordu. Yeni yılın heyecanı, Barlas 'ın ve benim doğum günlerimizin yaklaşması, her yerde yeni yıl temalı şeyleri görmek ve yılbaşı ağacı süslemek bana Barlas 'ın terapileriyle aynı etkiyi yaratıyordu. Aramızda duygusal bir ilişki olduğu için bana terapi vermesi yasal olarak da mesleki açıdan da etik değildi. Aslında ilişkimiz de değildi. Bizi anlaşılabilir kılan tek fark babalarımızın ortak oluşuydu. O halde bile yaptığımız çok doğru değildi. Kendimize ve duygularımıza sahip çıkamamamız bize çok büyük sorunlar doğmasına neden olmuştu. Sürekli esneyip esneyip durduğum bir yolculuğun ardından sonunda bizim eve yaklaşmıştık. " Barlas sen dönüşte araba kullanabilecek misin ? " Diye sorduğumda dudağını bükmüştü. Merak etmiştim çünkü o da uykusuz gibi duruyordu ve dağ evinden eve kadar olan yol kısa bir mesafe de değildi. Ona çevrilen telaşlı bakışlarımı gördüğünde arabayı bizim evin az ilerisine çekmişti. Eli yanağımı avuçlarken parmağının tersiyle yanağımı okşamıştı. Kemerimi çıkarıp elimi beline attığımda o da sıkıca omuzlarımı sarmıştı. Öyle çok seviyordum ki. Her temas ettiğimizde ilk günkü heyecanımı hissediyordum. " Kullanırım miniğim. O kadar da uykum yok. Eve gider gitmez uyuyacağım zaten. " Demesiyle başımı onaylar anlamda sallamıştım. Kabul ediyorsa dikkatli olurdu. Bundan emindim, ona güveniyordum. Artık gitmem gerektiğinin tekrardan farkına varınca doğrulurken dudaklarımı yanağına bastırdım. " İyi geceler, seni seviyorum. " Deyip arabanın kapısını açtım. " İyi geceler güzelim. Ben de seni seviyorum. " Dediğinde son bir kez gülümseyip arabdan inmiştim. Arkasından el salladıktan sonra derin bir nefes alarak eve girdim. Umarım annem ve babam uyumuş olurlardı da beni fark etmezlerdi. Sessizce dış kapıyı açtığımda karşılaştığım karanlıkla rahat bir nefes verdim. İçeri girip kapıyı kapattıktan sonra ayakkabılarımı çıkarıp elime aldım. Ses çıkması şuan en son isteyeceğim şeylerden biriydi. Çoraplarımla ses çıkarmamaya çalışarak merdivenleri çıkıp odama ulaştığımda ayakkabılarımı kenara attım. Hızlıca makyajımı çıkarırken dolabımı açıp içerisinden pijama takımı almıştım. O kadar yorgun hissediyordum ki kafamı koyduğum an direkt uyuyabilirdim. Yüzümün tamamen temiz olduğuna emin olduktan sonra dişlerimi fırçaladım. Saçımı tarayıp göz bandımı taktığımda son olarak yatağın üzerine koyduğum pijama takımımı giydim. Üstümdeki yüklerden kurtulduğum için rahatlarken telefonumu baş ucumdaki komodinin üstüne koyup yorganımın içine girdim. Hızlıca uykuya dalarken tek düşündüğüm bugünün ne kadar da yoğun olduğuydu... " Asel hadi anneciğim. Bak yarım saattir uyandırmaya çalışıyorum seni. " Duyduğum, bana seslenen, sesle huzursuzca kımıldandım. Uyanmak istemiyordum. Uykum vardı ve tüm gün yatağımda durmak istiyordum. " Asel, beni duyduğunu biliyorum kızım. Lütfen hadi. " Umursamadan uyumaya devam edecekken üstümden çekilen yorganla söylenmeye başlamıştım. " Uyutmadınız bir uyutmadınız. Ne oldu ? " Uykulu sesimle gözümü açmadan konuştuğumda annem gözümdeki bandı çıkarmıştı. " Saat öğleyi geçeli çok oldu küçük hanım. Derhal uyanmazsan çok başka yöntemlere başvuracağım bilgin olsun. " Gözlerimi kısarak etrafa bakmaya çalıştım. Güneşten dolayı zaten çok az açtığım gözlerim yeniden kapandığında uflayarak doğrulup gözlerimi kaşıdım. " Günaydın anne. Gerçi bana pek gün aymadı ama. " Annem elini beline koyup sahte bir kızgınlıkla konuşmaya başlamıştı. " Günaydın Asel Hanım. Dün tabi gece biz uyuduktan sonra geldiğiniz için günün aymaması gayet normal. " Kafamı yatak başlığına yasladım. Haklıydı, biliyordum. Bu yüzden de ne dersem diyeyim zaten boşa gidecekti. " Aşağı gel bir şey konuşmamız lazım Asel 'ciğim. " Bir şey demediğimi anladığımda konuşan anneme başımı onaylar bir anlamda sallayarak yumuşak bir ses tonuyla konuşmuştum. " Tamam anneciğim sen git. Ben bir duş alıyım geliyorum. " Annem derin bir nefes verip başını salladı. Anlıma bir öpücük kondurup odamdan çıktığında saçlarımı geriye atmıştım. Ne konuşacağımızı bilmiyordum ama kötü bir şey olsaydı annemin tavrı çok daha başka olurdu. O yüzden stresli değildim. Gece kenara koyduğum telefonuma elimi uzattım. Açıp bildirimlere bakmaya başladığımda bizimçeteyle olan grubumuzdan çok fazla mesaj olduğunu görmüştüm. Onlarla kaç gündür doğru dürüst vakit geçiremiyorduk. En kısa zamanda bunu telafi etmem gerekiyordu. Çok fazla yapmam gereken şey vardı ve hepsi ertelenmişti. Artık her şeyi çok geç olmadan düzene sokmalıydım. Yatağımdan kalkıp dolabımın karşısına geçtiğimde hala çeteyle olan gruptaki mesajları okuyordum. Elime gelen rastgele bir tulumu yatağıma atarken içine giymek için de bir kazak çıkarmıştım. Bugün sıradan olasım gelmişti. Havanın soğuk ve karlı olduğundan mıydı bilmiyordum ama hiçbir şey yapmak istemiyordum. Bana kalsa akşama kadar uyurdum. Ayaklarımı parkeye sürte sürte bayoya girip hızlı bir duş aldım. Vücudumu kremledikten sonra seçtiklerimi giydiğimde sıradan olmayı başarabilmiştim. Üstümdekiler çok sadece ve günlük parçalardı. Benim de istediğim zaten buydu. Saçımı kurutmadığımdan dolayı hafif hafif ağrımaya başlayan saçlarımdan havluyu çekip kenardaki kirli sepetine attım. Aşırı kötü bir huydu ama banyodan sonra saçımı beklettiğim her saniye başım daha da ağrıyordu. Saçlarımı kurutup salık bıraktım. Aynadaki görüntüme bakışlarımı çevirdiğimde kendimi baştan aşağı süzmüştüm. Telefonumdan gelen bildirim sesiyle tüm dikkatimi oraya verirken yatağımın üzerine uzandım. Mesaj Barlas 'tandı. Günaydın mesajına cevap verip telefonu tulumun cebine sokarken odamdan çıktım. Hem acıkmıştım hem de annemin ve babamın ne diyeceğin merak etmiştim. Yavaş adımlarla merdivenlerden inerken yemek masasında oturan annem ve babam görüş açıma girdiğinde konuşmuştum. " Günaydın canım ailem ! " Diye bağırarak son basamaktan da indiğimde annem ve babam gülerek karşılık vermişlerdi. " Günaydın kızım. " " Günaydın prensesim. " Masadaki yerime oturduktan sonra tabağıma birkaç bir şey koyup yemeye başladım. Barlas cevap verdiğinde muhtemelen yemek yediğim için görmeyecektim. Neyse ki biz her dakika ulaşamadığı için kıyametleri koparıp kavga eden çiftler gibi değildik. İşim bittikten sonra konuşsak da asla alınmazdı. Üçümüz de sessizce kahvaltılarımızı yaparken kahvemden birkaç yudum aldım. Tabağım bittiğinde arkama yaslanıp annem ve babamın bitirmesini beklemeye başlamıştım. Merak eden, sorgulayan tarafım bugün çok daha ağır basmıştı. Şuan kesinlikle uykulu tarafımı bastırıyordu. Çok geçmeden annem de babam da yemeklerini bitirdiğinde masa kaldırılırken babam dirseklerini masaya dayayıp konuşmaya başlamıştı. " Evet hanımlar. Sanırım ailemize yapılması gereken bir duyuru var. Asel 'ciğim ben annene biraz ipucu verdim. O yüzden tamamen olayı bilmeyen bir sen kaldın. Süprizimi hemen özet geçiyorum. " Algıladığım kelimelerle kaşlarım çatılmıştı. Ben mi yanlış duymuştum, babam süpriz mi demişti ? " Süpriz mi ? " Diye şaşkınlığımı dışarıya vurduğumda babam başını onaylar anlamda sallamıştı. Normal şartlarda o süpriz yapmayı sevmezdi. Bir şey olacaksa, bir yere gidilecekse veya bir şey yapılacaksa baştan anneme ve bana söyler, her şeyi haberimiz olacak şekilde yapardı. " Ailecek şu son günlerde çok çalışıp yorulduğumuzu biliyorum. Ben de bu yorgunluklarımıza çok iyi gelebileceğini düşündüğüm bir şey organize ettim. " Gözlerimi kısıp tahmin etmeyi denedim. Fakat pek de başarılı olamamıştım. En kötü Uludağ 'a falan giderdik ve birkaç gün tatil yapardık. Benim bir şey düşünmeme gerek kalmadan babam yeniden konuşmaya başlamıştı. " Üç günlük bir Sapanca tatili ayarladım. Öğleden sonra gideceğiz. Pazartesi de direkt olarak seni oradan okula bırakacağım birtanem. Biz de annenle eşyaları bırakıp oradan şirkete geçeceğiz. Nasıl fikir ama ? " Gülümseyerek kolumu masaya koydum. Gerçekten de çok iyi düşünmüştü. Dinlenip tatil yapmaya gerçekten de ihtiyacım vardı. " Çok iyi düşünmüşsün babacığım. Ben de tüm yorgunluğumuzu atabileceğimizi düşünüyorum. " Diyerek cevap verdiğimde annem gülerek yanıt vermişti. " E o zaman 3 günlük küçük bir çanta hazırla bakalım canım. Biz babanla hazırladık. Sen geldiğinde yola çıkarız. Ne kadar erken oraya gidersek tatil saatimiz o kadar artar. " Anneme hak vererek sandalyeden kalkıp masanın etrafından dolanarak annemin de babamın da yanağına birer öpücük kondurmuştum. Koşar adımlarla odama çıkıp dolabımın üst rafından büyük sırt çantalarımdan birini çıkarttım. İçine pijama takımı, iç çamaşır ve günlük kıyafetler koyduktan sonra uzun montumu da üstüme geçirmiştim. Üşümekten gerçekten de nefret ediyordum. Cebimden telefonumu çıkarıp mesajlara yeniden girdiğimde Barlas 'ın adına tıklamıştım. Telefonu kulağıma tuttuğunda birkaç çalışta açmıştı. " Alo meleğim. " " Alo sevgilim. Günaydın. " Enerjik sesimle bağırdığımda onun kahkahası kulaklarımı doldurmuştu. " Günaydın güzelim. Ne yapıyorsun ? " Dediğinde elimde fermuarını kapattığım çantaya bir bakış atarak dudağımı büzdüm. " Çanta hazırlıyorum. Babam 3 günlük bir Sapanca tatili organize etmiş. Ona hazırlanıyorum apar topar. " Sonunda çantayı kapatmayı başardığımda arabada giderken üşümemek için üstüme örttüğüm battaniyeyi de omzuma sarmıştım. Şuan terliyordum ama emindim ki arabada kendime teşekkür edecektim. " İyi olmuş aslına bakarsan aşkım. Biraz kafa dinlersin. Ailelere söylemediğimiz için hala kafan yeterince dalgın zaten. " İç geçirip konuşmaya başlamıştım. " Ben de öyle düşünüp iyi olduğunu düşünmüştüm. Neyse o zaman ben babamların yanına iniyorum. Mesajlaşırız olur mu ? Fırsatını buldukça ararım zaten. " Dediğimde hemen cevap vermişti. " Tamamdır güzelim. Konuşuruz sen müsait oldukça. Seni çok seviyorum. " " Ben de seni çok seviyorum. " Dedikten sonra telefonu kapatmıştım. Çantamı elime alıp yeniden merdivenlerden indiğimde annem ve babam bu halimi gördüklerinde kıkırdamışlardı. " Ne gülüyorsunuz ya ? Belki üşüyorum ben. " Babam yanıma gelip elimden çantamı alırken diğer eliyle de kolunu omzuma atmıştı. " Bir şey demedik prensesim. Hem biz sana gülmedik boşver. Hadi gidelim. " Bir şey demeden arabaya ilerlediğimde arka koltuğa binip battaniyeme sarınmaya devam etmiştik. Yastığımı koltuğu başına koyarken bacaklarımı uzattım. Battaniyeyi üstüme örttüğümde gerçekten de keyfime diyecek yoktu. Uyumanın yine bir yolunu bulmuştum. Annemle babamın biraz laf atmalarını dinledikten sonra gözlerimi kapatıp çok geçmeden uykuya dalmıştım... " Size de yapıyorum o zaman. " Elimdeki sıcak çikolatayı annem ve babamdan olumlu cevap aldığımda onların da bardaklarına boşaltmıştım. Sapanca 'ya 2 gün önce gelmiştik ve ben dün kendime gelene kadar uyumuştum. Evet biraz fazla uyumuştum ama şuan kendimi fazlasıyla dinç hissediyordum. Bugün de biraz kar topu oynamış ve kardan adam yapmıştık. Fazlasıyla eğlenmiştim çünkü annem sürekli babamla uğraşacak bir konu bulmuştu. Annemin ve babamın birbirlerini çok sevdiklerini her fırsatta, her şakada, her olayda belli etmelerini o kadar çok seviyordum ki. Bana güvende olduğumu hissettiriyorlardı. Elimdeki üstünde kupalar olan tepsiyi sıkıca tutarak gülümseyip şöminenin yanındaki koltukta oturan annem ve babamın yanına ilerlemiştim. " Ben geldim. " Demiştim uzata uzata. Elimdeki tepsiyi sehpaya koyarken ben de şöminenin yanındaki pufa oturmuştum. O kadar huzurlu hissettiriyordu ki. Gerçekten de buraya iyi ki gelmiştik. Yarın buradan direkt okula gideceğimi bilmek beni üzüyordu. " Şu birkaç ayda gerçekten her şey eskiye dönmüş gibi. Senin o dönemin başındaki hallerini hatırladıkça kendimi şuan rüyada gibi hissediyorum Asel. Barlas 'ın sana çok faydası dokundu. İyi ki terapiye başlamışsınız. " Babamın konuşmasıyla ona dönüp hafifçe gülümsemiştim ' İyi ki ' diye fısıldadığımda dudağımı ısırmıştım. Gerçekten de iyi ki tanışmıştık ve terapiye başlamıştık ki ben aşkın öyle Serhat 'ı severken hissettiğim gibi basit bir duygu olduğunu sanmaya devam etmemiştim. " Bence de babacığım. Kendimi çok iyi hissediyorum. İyi ki başlamışım terapiye. " Deyip bakışlarımı bir şey anlayıp anlamadığını sorgulamak için anneme çevirdim. Bana gülümseyerek bakıyordu. Muhtemelen anlamamıştı. " Her şey senin için güzeller güzelim. Her şey senin iyiliğin için. Unutma senin için yapamayacağım hiçbir şey yok. " Gülümseyip annemin bardağı tutmayan elini tuttum. " Biliyorum anneciğim, biliyorum. " Deyip ayağa kalktığımda ikisi de koltukta ileri gitmiş, ortalarındaki boşluğu işaret etmişlerdi. Ellerindeki kahve bardaklarını bıraktıklarında o ortalarındaki boşluğa oturup kollarımı ikisine de dolamıştım. Böyle bir ailem olduğu için gerçekten de çok şanslıydım. Umarım bu şansımı hiçbir zaman kaybetmezdim.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE