Bu durumda yönümü tamamen Fatih'e çeviriyorum. Onun güzel ifadesi, ah o ifade ve yüz ve duruş ve tavrı... Fatih... Ah, Fatih! "Bir şeyi anlayamadım – " diyorum önce. Cümleme devam edeceğim ama Fatih'in dudaklarının arasından tıslar gibi bir gülüş firar edince duraklayıvermem, afallayarak onun tavrını seyretmem gerekiyor. Bu yüzden hafiften kırılmışlığımı unutun, hepten kırılmışım. Belli, Fatih'in bir karın ağrısı var ama ne olabileceğini bilemeyişim kadar, ne yapacağımı kestiremeyişim gözümün önünü sıvazlıyor. Fakat durumu nasıl çözümleyebilirim? Bilmiyorum. Bu o kız. Bu da Fatih. Bir hafta önce hemen arkamda, okul çıkışında çarpıştılar. Sonra okul vaktinde, bir an okullar arasında alenen bakıştılar ve sonra aynı işin ortasında önümde durdular. Şimdi bunların külfeti zihnime yüklenmişk

