Herhangi bir binanın çatı katında, bundan daha utanç verici bir an yaşayabilir miydim, sanmıyorum. Sol kaşı hafifçe yukarı kalkarken yine süzdü beni boydan boya. O baktıkça duruşum değişti adeta. Kamburlaştığımı, hatta yüz ifademin tuhaflaştığını hissettim. Oysa kaskatı kesilerek bakıyordum buz kırağı gözlerine. Ve küpem düşmek için yer arıyordu avucumun içine. Bu alışkanlığımdan caymak kaç gün sürerdi? -Kendini eğitilebilir olarak görmen bile acınası... Acınası... Hiç insaf süzgeci yok muydu sözlerinin? Öylece yaralamak için çıkıyordu ağzından. İşin kötüsü haddini bildiremiyordum da... -... git. Henüz ilk gününden çatıya çıkacak kadar yorulduysan... Ayrıl şirketten. Senin gibi zayıf insanlara burada yer yok. Saygı sözcüklerini de bir kenara fırlatmıştı. Adam yerine konulmuyordu

