36

1017 Kelimeler

Çarşamba günü okulun bahçesi pazar yeri gibiydi. Kalabalık ve boğucu. Şu birkaç günde yaptığımız tek şey yemek yiyip ders çalışmaktı. İki gün dershaneye gitmiş geriye kalan iki günde ise evde takılmıştık. Aksel arada bir olan antrenmanlarına beni de peşinden sürüklemişti. Şey sanırım yanından ayırmama politikası uyguluyordu. Çünkü buna başka isim bulamıyordum. "Güzelim." "Hı?" Ona dönüp uzattığı poğaçadan bir ısırık aldım. Okul işi uzadıkça uzayınca Umutta gelmeden önce poğaça almıştı hepimize. Bizden geç gelmişti de salak. Umay'ı evden almaya gittiğinde Umay bizim duraktaydı. Yani biz onunla birlikte gelmişken Umut bir sonraki otobüsteydi. Aptal deyince kızıyordu bir de. Umay'la akşamdan konuştukları şeyi unutursa böyle olurdu. "Çocuklar!" Müdürün sesini duyunca kafamı yasladığım

Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE