“Bu mağarayı özleyeceğimi hiç düşünmemiştim.” Yerdeki iki kişilik şiltenin üzerindeki eskimiş örtülere bakıp fısıldamıştı Estela. Ufak mağaranın içindeki derme çatma eşyaları es geçip kavanozları aldılar. Anna ve Andrew’un kanları ile dolu olan kavanozlar çocukların kolyeyi taktıkları ilk günden beri bu mağarada muhafaza edilmişti. Mağaradaki her şeyi dışarıya çıkıp dağlık alandaki açıklık bir yere sürüklediler. Yaşlı bedenleri zorlansa da mağarada kendilerinden geriye kalan her şeyi bu açıklık alanda yakarak yıllardır çektikleri acılara veda ettiler. Alevlere saçlarından bir miktar kesip attılar ve aynı anda, “Comeras biyarel!” diye fısıldadılar. Bu çağrıyı duymayan büyücü kalmayana kadar tekrarladılar ve karanlık yavaşça çökerken etraflarını saran büyücülerle birlikte tekrardan Kırmı

