7. Bölüm

1540 Kelimeler
McLeod ortak salonunda Lachlan'ın Keira evleneceğini dile getirmesiyle oluşan sessizlik ''Hayır!'' diyen Keira'nın yükselen bağırtısıyla bozulurken Lachlan, başını korkuyla kendisine bakan kadına çevirdi. Dudaklarından tek kelime dahi çıkarmaya yeltenmemişti ve tüm dikkatiyle karşısındaki kadının tepkisini izliyordu. Yanakları duyduğu öfkeden dolayı kızarmaya başlamış , kaşları çatılmıştı. Gökyüzü maviliğindeki gözlerinde fırtınalar kol geziyordu. Dişlerini sıktığını belli edercesine çenesi kasılmıştı. Lachlan onun her mimiğini ezberlercesine izlerken ,Keira Lachlan'ın aksine burnundan soluyor ve neredeyse çığlık atmak istiyordu. Bu adam kendini ne sanıyordu? Tanrı'ya adanan bir kurban gibi gerdanlığın kefaretini kendi hayatıyla mı ödeyecekti? Ne cüretle kendisiyle evleneceğini söylerdi? Ne hakla kendi fikrini almadan , sıradan bir düşünceyi dile getirir gibi evleneceğim derdi? '' Aklını kaçırmışsın.'' Belki diye düşündü Lachlan. Zira Keira'yı gördüğü o geceden beri aklının yerinde soğuk İskoç rüzgarları esiyordu. İki günün sonunda ayaklandığında tüm amacı ve yegane hedefi McLeod'a gelmekti, geldikten sonra ne yapacağından asla emin olamamıştı. Fakat Keira'yı yeniden gördüğünde onu daima görmek isteyeceğinin farkına varmıştı. Bu kadınla insanın ömrü uzardı. Lachlan ölene dek onunla başlayan sabahlara ve onun sıcak tenine dokunduğu akşamlara hasret kalmaktansa tüm bunları elde etmenin tek yolunun onunla evlenmekten geçtiğinin farkına varmıştı. Kendi düşüncelerinin aksine Keira'nın kendisiyle evlenme fikrine alışması biraz zaman alacağa benziyordu. ''Seninle evlenmektense idam sehpasına onurumla yürürüm'' dedi Keira Lachlan'dan herhangi bir cevap alamaması öfkesini cehennem ateşi gibi körüklüyordu. Adam içini görürmüş gibi bakmasa yahut hiç bakmasa Keira herkesin ortasında bildiği tüm hakaretleri dile getirmekten zerre utanç duymayacaktı. ''Ne yazık ki...,''dedi Lachlan sonunda. Keira'nın kendisini istememesine biraz bozularak. Oysa yatağına girmeye çabalayan kadınların sayısını çoktan unutmuştu. Bu kadın kendisini beğenmiyor ve istemediğini dile getirmekten kaçınmıyordu. '' Fikrini sorduğumu hatırlamıyorum.'' dedi. Onun istemeyeceğini zaten biliyordu. ''Ama sormalısın seni...seni lanet olası adam!'' Keira öfkeden gözlerinin dolmasına engel olamadı. Yardım ister gibi babasına baktığında onun ne düşündüğüne anlam veremiyordu. ''Lord Lachlan...'' dedi Lord Belamir Keira'nın haklı çırpınışını görerek. Herkes gibi o da Lachlan'ın böyle bir teklifle geleceğinden habersizdi.. ''Kızımla evlenmek istediğinizi mi söylüyorsunuz?'' Oysa buraya gerdanlığın hesabını sormaya geldiğini düşünüyordu . Üstelik kızı Lachlan'ı öldürmeye teşebbüs etmişti ve Lachlan buna rağmen Keira ile evlenmek istiyordu fakat neden ? Onu kendisiyle evlenmeye zorlayarak eziyet etmeye mi çalışıyordu? Belki de kızının ömrünün geri kalanında mutlu olamayacağı bir adamla evli kalmasının ona verilebilecek en kötü ceza olduğunu düşünüyordu. ''Doğru duydunuz Lord Belamir'' dedi Lachlan kararlı bir tonda. Lord Belmair ve Leydi Lilias'ın yüzlerinden okunan şaşkınlığı ve gözlerinde görünen soru işaretlerini fark edebiliyordu. Bunu beklemedikleri her hallerinden belliyken sebebini merak ediyorlardı. ''Bu konuyu yalnız konuşabilir miyiz?'' Lord Belamir Lachlan'ın tam olarak neyi amaçladığını bilmek istedi. Fakat Keira sitemle ayağını yere vurarak'' Konuşulacak bir şey yok!'' dedi. ''Onunla evlenmeyeceğim.'' diye devam etti. Bu insanların nesi vardı böyle? Kendisini duymuyorlar mıydı? İstemediğini görmüyorlar mıydı? Bu adam aklını kaçırmış bir deliydi. Onunla medeni insanlar gibi konuşulmayacağı açıktı. ''Keira! ''Lord Belamir kızına uyarı dolu bir bakış atarak ''Odana çık ve bekle .'' dediğinde Keira babasına hayretle ve hayal kırıklığıyla baktı. Hayır diyemiyordu. Lachlan denen adam kızı üzerinden pazarlığa giriyordu fakat güçlü Lord Belamir hayır diyemiyordu. Gözlerinden dökülen bir kaç damla yaşla odayı terk ettiğinde Leydi Lilias kocasına olumsuzca bir bakış atıp peşinden gitti. Lachlan ise Keira'nın gözlerinden dökülen yaşları gördüğünde kalbinin sızlamasına engel olamadı. Kendisinden bu denli nefret edecek ne yapmıştı ?Ağabeyi aptal bir oyunda aile yadigarı kolyeyi borcuna saydıysa kendisinin suçu neydi? Lachlan kolyeyi almakta tereddüt etmemiş miydi? Samuel'e bizzat sorun olup olmayacağını sormuştu. Bunu bildiğinden bile emin değildi. Fakat evine gizlice giren ,kendisini yaralayan da Keira'ydı.. Lachlan söz konusu gerdanlık olmasaydı onunla hiç karşılaşamayacağını biliyordu ve bu yüzden olanlara şikayet bile edemiyordu. Tüm bunlara rağmen nasıl olur da Keira'nın nefretini kazanabilirdi? Sıkıntıyla derin bir nefes verdi. Kafasını çevirip de kardeşinin tek kaşını havaya kaldırmış bir halde sorgularcasına kendisine baktığını görünce başını olumsuz şekilde salladı. Şimdi ona açıklama yapacak zamanı yoktu. Ailbert ise geldiklerinden beri ağabeyinin ne yapmaya çalıştığını sonunda anlamaya başlamıştı. Buraya ne gerdanlığı almaya ne de kendisini yaralayan hırsıza ceza vermeye gelmişti. Ağabeyi Leydi Keira'ya ilk görüşte aşık olmuştu ve bu yeni bir şeydi. Lachlan McKenzie'nin aşka vakit ayıracak zamanı olmadığını sanıyordu. Oysa o çoktan kalbini kaptırdığı kadının peşinde pervaneydi. Kadınla evlenmek isteyişi ve buna gerdanlığı bahane edişi taktire değer bir çabaydı fakat Leydi Keira'nın bu fikirden ölesiye nefret ettiğini de görebiliyordu. Ağabeyinin aksine bu kadın sevgi denen hissin birazını bile ağabeyine karşı hissetmiyordu. Yine de ağabeyinin kararlılığına şapka çıkarırdı. Kendisini sevmeyen bir kadınla ömür geçirmeyi istemek pek de Ailbert'e göre değildi. Ağabeyi'nin de uzun süre dayanamayacağından neredeyse emindi. Düşünceleri ağabeyine ''Çalışma odama geçelim '' diyen Lord Belamir'in sesiyle yarıda kesilmişti. Lord Belamir oğluna ve Lachlan'ın kardeşine kısa bir bakış atarak onların yanında konuşmanın uygunsuz kaçacağını ima etmişti. Lachlan Lord Belamir'e başıyla onay verirken, kendisiyle beraber ayaklanan kardeşine de oturması için işret verdi. Kardeşinin bundan memnun olmadığı yüz ifadesinden anlaşılıyordu. Ailbert istemeye istemeye tüm somurtkanlığıyla yerine otururken salondan çıkan ikiliye onaylamaz bir bakış attığında Samuel de bakışlarını Ailbert'e yöneltti. Hemen hemen kendi yaşında olan Ailbert McKenzie'nin de adını Lachlan McKenzie kadar duymuştu. Zekiydi ve savaşlarda onun McKenzie ordularını komuta ettiğini biliyordu. Ağabeyi kadar ketumdu ve çok da arkadaş canlısı olduğu söylenemezdi. Garip bir şekilde ağabeyini koruma iç güdüsüyle hareket ediyordu fakat Lachlan'ın emirlerinden de asla çıkmıyordu. Lachlan'ın kız kardeşiyle evlenmek istemesi kendisi kadar onu da şaşırtmıştı fakat tek kelime etmemişti. Lachlan'ın neden kız kardeşiyle evlenmek istediğiyse tam bir muammaydı. O gerdanlık yüzyıllardır ailesine ait olan ve çok değerli bir eşyaydı. Kız kardeşinin istediği zaman fazlasıyla zor bir kadın olduğunu bildiğinden böylesi bir gerdanlığa karşılık kefaret sayılabilecek bir evlilik yapılabilecek en son kişi bile olamayacağı açıktı. Lachlan başına büyük bir dert aldığının farkında mıydı? Tüm olanların suçlusu kendisiydi fakat Keira'nın Campell'a hırsızlık yapmaya gideceğini nerden bilebilirdi? Keira'yı biraz olsun tanıyorsa yaptıklarının ve yapacaklarının sınırı yoktu. Tanrı Lachlan'ın yardımcısı olsundu. Ailbert'e yönelerek ''Sence şimdi ne olacak ?'' diye sorduğunda Ailbert kendisiyle konuşmaya çalışan Samuel'e dik dik baktı. ''Lachlan her zaman istediğini alır.'' ''Kız kardeşimi tanımıyorsunuz'' Ailbert yüzünde kendinden emin bir gülüşle cevap verdi. ''O da ağabeyimi tanımıyor.'' *** Keira yatağına yatmış başını yüz üstü yastığına yaslayarak ağlarken Leydi Lilias da kızını sakinleştirmenin yolunu arıyordu. ''Keira... '' dedi sakin bir tonla .''İyi misin tatlım?'' ''Konuşmak istemiyorum.'' dedi Keira hıçkırıkları arasından. Kimseyle konuşmak , kimseyi görmek istemiyordu hele de o Lachlan denen kaçık adamı. İyi değildi hem de hiç iyi değil. Ne sanıyordu? Öylece kabullenivereceğini mi? Tanımadığı bir adamla gerdanlık karşılığında istemediği bir evlilik yapabilecek bir kadın olduğunu mu düşünüyordu? ? Hangi hakla kendi fikrini almadan öylece evleneceğini söylerdi? McKenzie soyunun aklının yarım yamalak çalıştığı açıktı. O adamla evlenmektense ölmeyi yeğlerdi Keira . Kendi elleriyle kalbine hançeri saplamaktan bir an tereddüt etmezdi. ''Keira... '' Leydi Lilias kızının haklı isyanını anlayabiliyordu. Lord Lachlan'ın isteği kabul edilemezdi. Söz konusu bir gerdanlığa kefaret sayılmak Keira ve ailesi için onur kırıcıydı. Oysa itiraf edecekti ki başka şartlar altında kızının Lachlan gibi biriyle evlenmesi kendisini de mutlu ederdi. Yakışıklıydı ve yeri geldiğinde kibar olabilen İskoç erkeklerine pek sık rastlanmıyordu. Keira'nın da evlenme yaşını geçtiği hesaba katılırsa uygun bir evlilik olabilirdi fakat bu şartlar altında kızının böyle bir evlilik yapmasını kabul edemezdi ki Lord Belmair'in de kabul edemeyeceğini biliyor oluşu içini rahatlatıyordu. ''Sakin ol tatlım'' ''Sakin olmak mı?'' Keira başını hızla yastıktan kaldırarak annesine kızgın bir ifadeyle baktı. O adamın ne istediğini duymuşlar mıydı? Nasıl sakin olmasını beklerdi? ''O adamla evlenmeyeceğim,'' Bu imkansızdı. ''Elbette evlenmeyeceksin. Baban buna izin vermez .'' ''Bundan nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?'' Keira babasının savaş çıkmaması için her şeye göze alacağını düşünüyordu. Üstelik Lachlan'ı yaraladığını öğrendiğinde yüzünün aldığı korkulu ifadeden onun her şeyi yapabileceğinden emin olmuştu. ''Çünkü babanı senden daha uzun süredir tanıyorum.'' Leydi Lilias kızının ağlamaktan kızarmış ve şişmiş gözlerine bakarak samimi bir şekilde gülümsedi. ''Böyle bir evlilik yapmana izin vermeyecektir'' ''Lachlan aklını kullanamayan bir kaçık. Zorba ve kibirli bir adam. Onunla evlenmek cehennem azabı olur.'' Keira yatakta oturur hale geldiğinde annesinin uzattığı mendili alarak gözlerini sildi. ''Yine de yakışıklı olduğunu itiraf etmeliyim'' Leydi Lilias kızına imayla gülerken Keira annesine ağzı açık bakıyordu. ''Tanrım, anne!'' Annesinin Lachlan'ın yakışıklılığından bahsetmesi karşısında ''İsterse dünyanın en yakışıklısı olabilir'' dedi. Kimin umurundaydı? ''Yani yakışıklı olduğunu kabul ediyor musun?'' Leydi Lilias kızına tek kaşını kaldırarak baktığında '' Aslında evlenme yaşın çoktan geçti ve ...'' ''Anne!'' Keira annesinin sözünü yarıda kesti. Ailesinin her bireyinin Lachlan'ı gördükten sonra değişen hallerine hayret etti. ''Aklından bile geçirme!'' Ömür boyu evlenemeyeceğini bilse de o adamla evlenmeyecekti. Lachlan McKenzie barbarın tekiydi. İstediğini öylece alabileceğini sanıyordu. Oysa çokça yanıldığının farkına varacaktı. ''Kimse seni istemediğin bir şeye zorlayamaz tatlım'' Leydi Lilias kızının ellerini tutarak ''Sen o gerdanlıktan daha değerlisin'' dediğinde Keira annesine sarılarak ''Evlenmeyeceğim'' dedi. Lachlan'ın kendisini gerdanlığa kefaret olarak evliliğe zorlaması belki de hayatında yaşadığı en onur kırıcı davranıştı. Tanrım, sadece gerdanlığı alıp gidemez miydi? Evlenmeyi istemek bu kadar basit miydi? Keira şimdiye kadar gelen tüm evlilik tekliflerini bunu için mi reddetmişti? İstemediği bir evlilik yapmak için mi? Aşk evliliği istiyordu, kendisini sevecek ömür boyu koruyabilecek , güvenebileceği birini . Lachlan'ı ne seviyordu, ne de güveniyordu. Anne ve babasının birbirlerini ne kadar sevdiğini görerek büyümüştü neden daha azına razı olsundu? Lachlan evlenecek başka birini elbette bulabilirdi. Annesine kızsa da yakışıklı bir adam olduğunu görebilecek kadar aklı yerindeydi. Kadınların onun peşinde koşabileceği bir adamdı. Evlenmek istiyorsa pekala onlardan birini seçebilirdi. ''Her şey yoluna girecek tatlım.'' Leydi Lilias kocasına bu konuda güveniyordu. Belamir korkak bir adam olmamıştı hiçbir zaman. Lachlan ne kadar güçlü olursa olsun kocası ailesinin mutluluğu söz konusu olduğunda her daim elini kaldırıp masaya yumruğunu vuracak bir adamdı. ***
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE