Neredeyse yarım saattir oturduğum deri koltuk, pantolonum ve kaba etlerim arasında garip ve rahatsız edici bir nemlilik hissine sebep olmuştu. Deri koltukları işte bu yüzden hiç sevmiyordum. Sanki misafirlerine bir an önce kalkıp gitmeleri için baskı uyguluyor gibiydiler. Dosyaları elimden alıp oyalanmam için söylediği ikinci kahvenin de dibini görmüştüm ama ne telefon görüşmelerinin ne de evrak işlerinin bir türlü sonu gelmemişti. Dersin sonuna doğru biti kanlanan ilkokul talebeleri gibi oflayıp pufladığımı fark etmemiştim bile. " Çok mu sıkıldın? " " Ha? Yook sıkılmadım da, daha ne kadar bekleyeceğim Metehan bey. Cengiz abiye de ayıp oldu. Benimle bir işiniz yoksa gitsem mi artık? " " Cengiz abi mi? " " Evet Cengiz abi. Hani beni buraya getiren şirket şoförü var ya o. " " Öncesinde

