İnsan beyni gerçekten de çok tehlikeli bir organ. Özellikle de benimki. Şöyle ki; Bende bilincin altı üstü diye bir şey yok. Yani eğer bir düşünce, bir hayal ya da kendimce dahiyane bulduğum bir fikir zihnimde belirdiği an dilim; sanki beynin ispiyoncu kuzeniymiş gibi bir vazife yükleniyor ve bir anda aklımda ne varsa herkes tarafından biliniyordu. Bir de kaş göz işareti ile kalabalık ortamlarda asla gizli saklı iş çeviremiyordum. Mimiklerim öylesine abartılı oluyordu ki, muhatabım haricinde herkes her şeyi anlayabiliyordu. Bazılarına göre bu şekilde birisi olmak; içi dışı bir olmakla tarif edilirken, bazılarına göre de aklı evvellik ya da patavatsızlıkla değerlendiriliyordu. İşte işaret dili ile konuşmam gereken dakikalardan birinde yine hiç olmaması gereken kişinin radarına takılmış

