Gördüğü yazı ile evi yerinden sallayacak bir kahkaha atmaya başlayan Gökçe gözlerini dolduğunu hissetti. Ağlamaktan değil gülmekten dolduğu için sakıncası yoktu ama daha fazla saçmalamadan burayı terk etmeliydi. Hala beklenti ile suratına bakan Mustafa bey sinirini bozuyordu artık. Gülüşünü toparladıktan sonra gözlerini babasının gözlerine dikti. “Emin misin? Çünkü ben on yıldır geceleri gelip bana tecavüz etmesin diye yastığımın altına bıçak koyup yattığım bir adama baba dedim de. O kelime ile pek iyi anılar canlanmıyor açıkçası gözümde. İsteyerek de demedim bu arada, avucumun içinde sigara söndürür baba demezsem üzerine tuz dökerdi. Açık yaraya tuz değince sahiden çok acıtıyor. Yani dokuz yaşında bir çocuk olarak ben de iki üç seferden sonra öğrendim beş vakit dayak yediğim adama baba

