Parmaklarının ucundan çıkan mor enerjiyle, bu dalı ahenkle yeşertti. Dal, gözlerimizin önünde hızla büyüdü, binlerce renkli filiz verdi. Kısa sürede devasa bir ağaca dönüştü. Dalların arasında bir ışık huzmesi belirdi. Işık, Milat’ın babasının parçalarını tek tek içine çekti ve toprağın yüzeyi, bir çiçek bahçesine dönüştü. Etrafımızda rengarenk tomurcuklar gökyüzüne doğru yükselirken, melodik bir rüzgar sesi duyuluyordu. Milat başını eğip kısa bir süre sessiz kaldı. Babasının anısını onurlandırdığı bu an, içinde kalan insanlık kırıntılarının bir göstergesi gibiydi. Ama bu kısa anı bir girdap dalgası bozdu. Bu kez girdaptan çıkan, siyah, devasa bir yaratığın ağzında taşıdığı biriydi. Yaratık, adamı önümüze doğru fırlattığında, yere düşen kişinin yüzüne bakmadan, kolundaki eksikliği fark

