Bu toprakların gördüğü en büyük sessizlik, Ezdinşêr Konağı’nın avlusuna bir karabasan gibi çökmüştü. Zamanın dişlileri durmuş, rüzgar bile nefesini tutmuştu. Şiyar Ağa’nın elinden düşen kehribar tespihin taneleri mermer zemine tek tek dağılırken çıkan ses, sanki geçmişin kırılan kemiklerinin sesiydi. Dilda, yani kendi canına kıyıp öldü sanılan, adı "hain"e çıkarılan o kadın; başında bembeyaz tülbendi, üzerinde yılların acısını bir zırh gibi taşıyan asaletiyle tam karşılarındaydı. Gözleri, kendisini diri diri toprağa gömen kocasına, evlatlarına ve o iki yılana değdi. Şiyar Ağa, titreyen dizlerinin üzerinde bir adım attı. Dudakları titriyor, kelimeler boğazında düğümleniyordu. "Dilda?.." diye fısıldadı yeniden. "Sen... Sen nasıl? Biz seni..." "Siz beni öldü bildiniz Şiyar Ağa," dedi Dil
Ücret ödemeden günlük olarak güncellenen sayısız kitap ve hikayeyi okumak için QR kodunu tara ve hemen indir


