Ve öylece, birdenbire Londra' ya taşındık. Yanımıza hiçbir şey almadan, sanki tatile gidiyor gibi. Bu bana iyi geldi. Yani öylece gidebilmek. Yeni bir macera gibi hissettim. Sanki eski günlerim gibi. Bir sırt çantasıyla aklıma gelen ülkeye gittiğim günler gibi. Tabii Poyraz' ın varlığı bu güzelliği bozuyordu. Aynı gün içinde Poyraz bir ev satın aldı. Nedense burayı seçerken evi falan vardır diye düşünmüştüm ama anlaşılan yoktu. O zaman neden birdenbire Londra demişti? Poyraz 'ın tercih ettiği küçük ev, şehrin merkezi bir bölgesinde, nehir kıyısında yer alıyordu. Yani çok küçük denemezdi ama eski eve oranla epey küçük kalıyordu. Yine de salon hariç toplamda altı odası vardı. Evin dış cephesi geleneksel İngiliz mimarisine uygun, tuğla kaplı ve beyaz pencerelerle süslenmişti. İki katlı olan

