Savaş'ın evinden döneli saatler olmuştu. Prensle birlikte anne babamı getirip odalarına bırakmıştık. Başkan Bey'in ölüm haberini almışlardı fakat sarhoşluktan cümle kurma yetilerini bile kaybettiklerinden ifade edemiyorlardı. "Ah!" diye inleyerek koltuğa bıraktım kendimi. Bu koca insanları taşırken ısrar etmiştim prense yardım için. Gerek yok dese de dinlemeyip omuzlarımı ağrıtmıştım. Prens Aren de hemen yanıma oturup kollarını havaya kaldırdı. -Ah, yorucuydu! Diyerek ellerini ensesine koydu. Ardından imalı gülüşüyle yan yan baktı bana. -Çocuklarını uyutup boş vakit bulan anne baba gibiyiz, ha? Gözlerimi açtım hayretle. -Prens Aren, bu uygunsuzdu. "Başkan Bey...Neden...Neden ölmek zorundaydın ki!" Kulağımıza ulaşan babamın sesiyle birbirimize baktık. Kahkaha atan Prens Ar

