Yol boyunca, arabanın içindeki tek ses radyodan yayılan Cem Karaca'nın etkileyici sesiydi. Bahadır, ne zaman susması gerektiğini bilen bir adamdı; bu yaşına kadar birçok farklı kadınla takılmıştı ve öğrendiği ilk şeylerden birisi buydu. Yakut'un konuşacağına emindi, çünkü haline bakılırsa, kendi içinde, onu gerçekten üzen bir şeyle mücadele ediyordu. Yolculuk kısa sürdü. Evi, Palaz'a çok da uzak olmayan, şehrin sakin; biraz da yüksek gelirli kesimin yaşadığı mahallelerinden birindeydi. Müstakil evlerin sıra sıra dizildiği bu yerde çoğunlukla, yakındaki hastaneye atanmış doktorlar ya da uzun süredir buranın sakini olan insanlar oturuyordu. Arabasını garaja park ettiğinde, Yakut ilgiyle etrafı süzmüştü; zira buraya daha önce yolu hiç düşmemişti. Kapısını güçsüzce açıp da dışarıya adım at

