20. BÖLÜM: YARALI SADAKAT DİLA Deponun patlamasıyla yükselen o devasa alev bulutu arkamızda kalırken, kulaklarımdaki uğultu hala dinmemişti. Aras’ın ağır bedeni omuzlarımda, her adımda biraz daha yere yaklaşıyorduk. Şehir merkezinin o neon ışıklı, kalabalık sokaklarına ulaştığımızda kimse bize bakmıyordu; herkes kendi karanlığında boğulmuştu. Dağ evine gidemezdim, orası Aras’ın dünyasıydı ve orada beni bir kez daha kandırmasına izin veremezdim. Onu kendi dünyama, en güvendiğim sığınağa götürecektim: Emel’in eski pansiyonuna. Emel, yetimhaneden çıktığımda bana kapısını açan, geçmişimi sormayan tek kadındı. Pansiyonun arka kapısından içeri sızdığımızda, Aras artık bilincini tamamen kaybetmişti. Onu boş bir odaya yatırdım. Elleri kan içindeydi, o meşhur cerrahın elleri... Şimdi benim elle

