Aşağıya indim, adımlarım taş zeminde yankılandı. Mutfaktan gelen kokular burnuma çalınınca içeri geçtim. Dilber abla oradaydı, beni görür görmez yüzünde meraklı bir ifade belirdi. “Nasıl geçti?” diye sordu. Bir an duraksadım. İçimde hâlâ o adamın bakışları vardı. Dudaklarımdan istemsizce döküldü: “Değişik bir adam…” Dilber başını salladı. “Berzan Ağa soğuk birisidir ama özünde iyi biridir.” Omuzlarımı kaldırıp gülümsedim. “Bence burnu havada.” Sözlerimle birlikte yüzü ciddileşti. “Kızım, kimsenin yanında bunları deme. Vallahi konaktan kovulursun.” İçimde hafif bir meydan okuma hissettim. “Merak etme Dilber abla, nerde ne konuşulması gerektiğini iyi bilirim.” O sırada hatırlamış gibi bana döndü. “Ha, unutmadan söyleyeyim. Fehime Hanımağa seni görmek istiyormuş. Kendisi seni şim

