------------
27. bölüm:
Babamın yaşıyor olabileceğine dair aldığım ihtimali haber beni geleceğe umut ile bakmaya sevk etmşti . babama ulaşabilirdik , babamı geri getirebilirdik , babam tekrar aramıza dönecekti . daha önce hiç kimseye bahsetmesem de şöyle bir genel kabul varmış polis arasında . kayıp sonrası ilk gün kritik önemde , ilk 3 gün hayati önemde , ilk hafta ise ihtimaldi . sonrasında ihtimal bahsi bile mucize olarak karşılanıyormuş . biz babamın kayıp olmasından sonra gün saysak da bu sözü hiç duymamış gibi yapar her gün babamdan bir haber alacağım umudu ile günü sonlandırırdım . şimdi ise babamın kayıp olması olayının üzerinden 9 gün geçmişti . geçmek bilmeyen koskoca bir 9. günü deviriyorduk . ve şimdi babamdan bir haber almış olma ihtimalimiz vardı . hani derste hocalar der ya bu konu ileride karşınıza çıkacak , bunu bilmek çok işinize yarayacak , ihtimaller yani terminolojik olarak olasılıklar hayatımızda sadece ileride değil geçmiş , şu an ve gelecek hayatımızın her anındaydı . geçmişteki şeyler için acaba bu böyle olsaydı , şunu şöyle yapsaydım ne olurdu deriz çoğu zaman . geçen geçti demek hep çok zordur ve elimizden kayıp giden olasılıkları hesaplamaya kalkışmaz mıyız hepimiz ? şu anda yapacak olduğumuz şeyi ileride en çok menfaatimize olacak şekilde sonuçlandırmak için elimizde olan en faydalı yolu seçmeye çalışmaya çaba sarf etmez miyiz hepimiz ? gelecekte neyi nasıl olacağını merak edip kendimize elimize geçecek en iyi seçenekleri hedef kılmaz mıyız hepimiz ? eğitim seviyemiz ne olursa olsun her zaman olasılıkların peşinde koşarak geçiririz ömrümüzü . bu hesap bazen en iyi için değil en kötü içindir . kendimizi en kötü neler ile karşılaşacağımızı hesaplayıp ona göre vakti geldiğinde kendimizi hazır hissetmek içindir bazen , bazen de şu anki durumdan daha kötü halin içinde olabileceğimiz ihtimalini hesaplayarak avutmaya çalışırız kendimizi .
insan için düşünmekten fazlası bu hesap sadece insana özgü bir faaliyet de değil ki bu . avcı bir hayvan av olarak gözüne kestirdiği hayvanı yakalamak için en uygun yolu hesaplamaz mı ? hatta kendine en uygun avı hesaplamak için yine bir hesap faaliyetine girmez mi ? hesap sadece sorularda çözdüğümüz gibi fiziksel bir çaba değil , mental bir işlem . hayvanlar için buna kimileri iç güdü diyor , insanlar için ise bir hayatta kalma dürtüsü .
daldığım felsefi boyuttan sıyrılarak esas ortama döndüm . amcam , Serpil ablam , annem ve ben vardık mutfaktaki masanın çevresinde . Serpil ablam da yerine geçip aramıza oturdu . annem zaten her şeyden haberdar gibi sakin ve soğukkanlı görünüyordu . benden sakladıkları başka bir şey olmadığını umarak bildiklerimin kafi geldiğine kanaat ettiğimi düşünüyorken aynı anda hepimiz amcamın telefonuna gelecek aramayı bekliyorduk . saat sabahın dokuzundan bu yana uzun zaman olmuştu . acaba adam geri dönüş yapmayı unutmuş olabilir mi diye düşündüm ama gördüğü kayıp ilanını aldırış etmeden geçmek yerine sabahın o saatinde yol yorgunluğuna rağmen bizi arayıp bildiklerini anlatması bu kadar duyarlı bir insanın böyle bir konuda unutkanlık yapmayacağını düşündürüyordu . demek ki hala haber alamamıştı . amcama bu ihbardan polisin haberinin olup olmadığını sorduğumda tam da onu yapmak üzere kalkacağını söyledi ve hızlıca kalkıp hazırlanmaya başladı . adamın numarasını kendi cep telefonuma not aldıktan sonra amcamın peşinden ben de kalkıp odama geçtim . o heyecan ile nasıl başardım bilmiyorum ama uyuya kalmışım . telefonumun titreşimi üzerine kendime geldiğimde masamda oturur durumdaydım . yamuk durduğum için her yerimin ağrımasından ziyade ameliyatlı yerim zorlanmış olacak ki sızlamıştı . başımı kolumun üzerinden kaldırarak hala titremekte olan telefonuma baktım . arayan kişi büyük ihtimal ile Mert komiserdi çünkü telefon ekranında sadece numara görünüyordu , yani numara kayıtlı değildi ve haber beklediğim tek yer karakoldu. muhtemelen amcamın bildirdiği ihbar haberini vermek için arıyordu . telefonu açtığımda konuşmaya kendimi tanıtarak başladım :
- Alo , Mert komiserim , sizsiniz değil mi ? ben Ezgi BAŞAT . babamdan bir haber mi var ?
- Alo , Ezgi . Evet , ben Mert komiser . az evvel kayıp şahsın kardeşi yani amcanız Serkan BAAT beyden bir ihbar aldık . ihbara göre yayınladığınız kayıp ilanından bir beyefendi kayıp şahsı gördüğüne dair bir iddiada bulunmuş . emniyet birimimiz arayan şahsın verdiği bilgiden emin olmak için öncelik ile gördüğünü iddia ettiği yer ve saatteki konumunu doğruladı . anlattıkları ile örtüşen bilgileri doğrultusunda babanızın Denizli’ye iki saat mesafede bir mola tesisinde araçtan ayrıldığı ve hareket esnasında araçta olmadığı ihbarını araştırmak üzere bölgenin yerel kollukbirimleri ile iş birliği içinde hareket halindeyiz . araca ait video görüntü kayıtları incelendikten sonra kayıp şahsın tarafından bir yakınınca da teyit istenecek . sonrasında arama çalışmaları faal bir hal alacak .
Dediklerini tam olarak seçememek ile beraber anlattığı işlemlerin kendinden emin adımlar ile ve her biri önceki basamağın kesinliği üzerine kurulu bir hareket planı görüyordum . şu an için tek isteğim bunca hareket aşamasının sıkıntısız ve en kısa sürede halledilmesini umuyordum . polis memuru Mert bey devam etti konuşmasına , benden yana her hangi bir tepki alamayınca durumu daha net anlatma çabasına girişti :
- Ezgi hanım . şu an anlattıklarım yasal prosedür sayılan adımlar . öncelikle ihbar sahibinin verdiği bilgilerin babanıza ait olduğundan emin olmalıyız ki arama çalışmaları sırasında yanlış bir kilinin peşine düşerek vakit kaybı yaşamayalım . beni anlıyorsunuz değil mi ?
- Evet anlıyorum Mert amirim . ben sadece anlattığınız bu kadar çok işlemin bir an önce halledilmesini ve babamın en kısa sürede bize dönmesini umuyorum . benim ricamı kabul edip bilgilendirmek için aradığınız için çok teşekkür ediyorum . gelişmelerden haberdar etmeye devam edeceksiniz değil mi ?
- Tabii ki , siz merak etmeyin . öyle ise ben işimin başına dönüyorum . bu arada , lütfen unutmayın . insanlık halidir , olur ya . ihbar eden şahıs yanılmıştır ve belki yanlış birini benzeterek aradığınız şahıs sanmış olabilir . bu durumda da lütfen metanetinizi koruyun . ben olabileceklere hazır olmanızı rica ediyorum sizden .
- Biliyorum Mert amirim . bunun bir ihtimal olduğunun farkında olmak ile beraber kayıp olma olayının ardından 9 . günde ortaya çıkmış bir ihtimalin biz yakınları için ne derece büyük bir umut olduğunu umarım hiç anlamazsınız . af edersiniz ben şimdi kapatmalıyım . size kolay gelsin . tekrar teşekkür ederim . remzi baş komiserime de iletin lütfen .
Mert amir de bana iyi günler dileyerek kapatmıştı telefonu . o anda kapatmam gerektiğini söyledim çünkü konuştukça ağlayacak gibi oluyordum . telefon henüz açıkken okunmamış bir mesajım olduğunu gördüm . Veysel’den gelmişti : “ evde misin ? ” , evet diye cevap yazdım . o mesajını göndereli on beş dakika olmuştu . “ camdan baksana bi “ diye ikinci bir mesaj daha geldi hemen benim mesajımın ardından . saat altıyı 10 geçiyordu . bu saatte okuldan çıkmış , eve varmış oluyorduk normalde . ama aynı tufaya ikinci defa düşmek istemiyordum . “ bu defa yemezler . “ yazdıktan sonra dil çıkaran emoji ile birlikte gönderdim . bu kez cidden çıkmamı ve kendi gözleri ile iyi olduğumu görmek istediğini söyledi . burada değilse zaten nereden bilecek camdan baktığımı diye düşündüm . geçen sefer “ hani yoksun “ yazarak kendi yakamı ele vermiştim ama bu sefer yapmaya hiç niyetim yoktu . penceremin başında önce tülün ardında bir yokladım dışarıyı . yoldan gelip geçenler dışında kimseyi göremeyince bir an için vaz geçecektim ama sonra dayanamayıp camı açtım ve penceremin hemen dibindeki kırmızı kapşonluyu gördüm . evet kırmızı kapşon , aynı hastaneden ayrışırken yanından geçtiğimizde el sallayan çocuk gibi . demek ki hastaneden çıkışıma gelmişti ama yetişememişti . çocuksu bir sevinç kapladı içimi . şu anda hem babamdan haber almış olabileceğimiz ihtimalinin kıpır kıpır sevinci hem de Veysel ‘in beni böyle özel ilgi ile takip etmesinin vermiş olduğu tuhaf gıdıklanma hissi ... kendimi boşlukta gibi hissediyordum . o anki değişik ruh halimin dışarıdan nasıl göründüğünü hiç düşünmemiştim taki Veysel benim ile dalga geçene kadar :
- Naber hastane güzeli , kafan leyla leyla gülüyosun bakıyorum . geçmedi mi morfinin etkisi ?
Morfin demişti . demek ki ameliyat olduğumdan haberi vardı . muhtemelen amcam ile konuşmuşlardır . hazır hastane lafı açılmışken ona o gün neden onu aradığımı açıklamak istedim .
- Hmmm , haberlerin yakın takipçisiyiz diyosun . Veysel şaka bir yana o gün ne oldu inan kesik kesik aklımda . yolu karıştırınca senden beni almanı isteyecektim . sınıf arkadaşlarımdan kimsenin telefon numarasına bkmadım henüz . kayıp oldum diye de evdekileri arayıp boş yere endişelendirmek istemedim . E , dün de en son seninle konuştuğumuz için senin telefon numaran aklıma geldi , ondan yani seni çağırdılar . zaten ben arama tuşuna bastığımı bile hatırlamıyorum , bayılmış kalmışım . sağ ol her şey için .
Cidden kendimi ona karşı çok mahcup hissediyordum . Benim bu ciddi ciddi kendimi açıklama ihtiyacı duymamı tuhaf bulmuştu , o da bir anda ciddiyete bürünerek konuştu bir anda :
- Yapma ezgi . şakasına takıldım . tabii ki beni araman iyi olmuş . sınıftan birini arasan ailene bu kadar çabuk ulaşamazdılar . hem ben dedim sana bir şey olursa ilk konuşacağın arkadaşın olmak istediğimi . açıklama yapmana gerek yok , rahat ol .
Bunları söyleyerek içimesu serpmişti . tekrar eski alaycı moduna döndü :
- Ee , nasıldı hastane son gittiğinden bu yana , özlemiş misin?
- Doğru söze ne denir bir hafta olmadı burada kaldığım gnlerin sayısı ama ben her Allah’ın günü hastane yolundayım . ben de kendimi biraz özletmeyi düşünmüyor değilim .
Veysel’in benim ile neden bu kdar alakadar olduğunu anlamıyordum . belki de amcam rica etmişti . onun tanıdığı ve güvendiği biriydi Veysel . üstelik de aynı okuldaydık . belki de amcamın ricasını kıramayıp kabul ettiği için benim kahrımı çekiyordu bu adar . otobüsteki tavrıma rağmen kitap toplantısı sonrası çantamın pelinden koşturması ve bana geri getirmesi , benim ile beraber hastaneye gelmesi , istediğim her hangi bir zaman onu arayabileceğimi söylemesi , ben parkta ağlarken onun hiç orada değilmiş gibi beni beklemesi , bana eve kadar eşlik etmesi , ... . bilmiyorum , kendimi sürekli mahcup hissediyordum ona karşı . benim yüzümden hep sıkıntıya girmişti ve onun için şimdiye kadar hiç bir şey yapmamış olmama rağmen hem de . ama benim ile konuşurken o kadar içtendi ki belki de cidden sadece arkadaş olmak istiyordu . belki biraz erken gelecek kulağa . sonuçta tanışalı 3 gün oldu olmadı ama ona her konuda güvenebileceğimi hissettiriyordu bana .
Biraz daha sohbet ettik o halde . ben aşağıya inip çay ısmarlamayı teklif etmiştim ama o kadar vakti olmadığını Hakkı amcanın onu beklediğini söyledi , zaten benim de bir kaç gün evden çıkmamam ve evde kalıp dinlenmem gerektiği konusunda uyarmayı ihmal etmeden . ama laf ağızdan bir kere çıkarmış . bu çay borcunu not almış , hatırlatacakmış bana sonra . öyle olsun bakalım .
Hakkı amcanın onu beklediğini söylemişti ama ben yine de kendimi tutamayıp ona babam hakkında aldığımız son gelişmeyi haber verdim . bir adamın bizim duraklara koydurduğumuz kayıp ilanlarından birini görerek babamı gördüğünden ve hata aynı vasıtaya binerek Denizli’den İstanbul’a gelen otobüse bindiklerini ama babamın otobüsün mola verdiği durakta araçtan inerek kalkış saatinde otobüse geri dönmediğini söyledim . polise bildirdiğimizi ve arama faaliyetlerine başladıklarını hatta oradaki yerel kolluk birlikleri ile iş birliği içinde olduklarını söyledim . ben anlattıkça o da çok heyecanlanmıştı . Hakkı dede onu aradığında on dakikaya geliyorum demesine rapmen on dakika daha sadece beni dinlemişti . onun da aklına takılan şeyler varmış . Hakkı amcanın dükkanına geçince beni arayacağını söyleyerek penceremin altından ayrıldı . o dükkanın yolunu tutarken ben de bir süre ardından baktım . giderken eliyle boynunu ovalıyor , başını sağa sola eğerek germeye çalışıyordu . hiç düşünmemiştim , harbiden bu çocuk yarım saattir benim ile konuşuyordu . ev her ne kadar birinci katta da olsa benim ile konuşurken kafasını kaldırıyor gözlerime bakıyordu . tabii ki boynu kopacak gibi hissediyordur şimdi . ah salak kafam ya , hiç düşünememiştim bunu .
Gözden kayboluncaya kadar onun ardından baktıktan sonra içeriye geçip laptopumu açtım. Denizli'ye 2 saat mesafede nerelerin olabileceğine bakıyordum . birkaç online bilet satın alma sitesinden yolculuk sürelerini kıyaslayarak kendimce bir şeyler arayıp içimi rahatlatmaya çalışıyordum. ulaştığım sonuç; otobüsün hızına göre değişmek ile birlikte İzmir ile İstanbul arasının 3 saat göründüğüydü . tek tek Denizli'nin yanındaki şehirlere göz attım , pek çok şehre komşu olan il çevresi turistik mekanlar olduğu için pek çok tur ve sefer sayısı vardı. aklımdaki sorular yüzünden yatsam da gözüme uyku girmeyeceğini düşündüğümden kendimi tatmin edici sonuçlara ulaşana kadar araştırmaya devam ettim.