Benzer His

2091 Kelimeler
------------------- 23. Bölüm: Veysel ile birlikte geldiğimi görünce amcamın içi rahatlamıştı . Veysel’e teşekkür edip içeri davet etti . başta saatin geç olduğunu bahane göstererek kabul etmedi Veysel ama annem de ısrar edince bir kaç dakika için uğramaya razı geldi . annesine mesaj yazıp yanımıza yetişti. Annem demişken sahi , annem buradaydı . ne ara gelmişti neden haberim olmadı diye düşünürken gün boyu telefonumun tarafına bakmadığımı , nerede ise saat ve tarih öğrenmek dışında kullanmadığımı hatırladım . Ben bu günün ne olduğunu unutmuşken annem okuldan çıkar çıkmaz buraya gelmiş beni görmek için bu saate kadar beklemişti . yarın tekrar işe gidecekti ama benim yüzümden bu geç saate kalmıştı . şimdi ya sabah ezanla yola çıkmak tabiri yerindeyse o saatte yola çıkacaktı ya da serhat , amcamın arabası ile annemi yine erken saatte eve bırakıp oradan işe geçecekti . istemeden iş açmıştım başlarına . Eve girdiğimizde duvarları rengarenk balonlar ile süslenmiş salon , birer tane bir ve sekiz rakamlı uçan balonlar ve on sekiz yazılı uçan balonların hemen önünde üzerinde orta boy çikolatalı bir pasta duran masa ile karşıladı beni . şu duruma rağmen beni etkilenmemem için ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını görüyordum ama hiç bir şey olmamış gibi davranmamı beklememeliydiler . herkes benim on sekizinci yaş günümü dört göz ile beklediğimi bilirdi ama şu anki halde hiç kutlama yapacak halde değildim . yine de karakola gittiğim mevzusunu böyle bir akşamda ve Veysel’in yanında açmayacaktım . pastanın üzerindeki tek mumu içimden babamın sağ ve salim şekilde geri dönmesi dileğimin ardından üfledim . şark söylememelerini ve fotoğraf - video çekmemelerini istemiştim dolayısı ile sadece alkış yaparak yetindiler . Serhat da amcamın Veysel’e karşı gösterdiği güveni görünce biraz daha rahatlamış görünüyordu . hala ters ters bakıyordu ama artık ikimize birden hele ki bana karşı sinirli görünüyordu . Pastalarımızı yedikten sonra Veysel pasta için teşekkür edip benim de doğum günümü kutlamış ve herkese hayırlı geceler dileyerek evden ayrılmıştı . onu yolcu ettikten sonra annemin yanına gidip sırnaştım . Hazır biz bize kalmışken dünkü olayı biraz abartmış olabileceğimi ama bundan sonra daha duyarlı davranmalarını rica ederek özür diledim . onlar da eminim ki kötü niyetlerinden yapmamışlardı , sadece gülümseyecek bir şeyler olsun diye uğraşıyorlardı . neyseki tatlıya bağlandı olaylar . Veysel yanımızdan ayrılalı on beş dakika kadar olmuştu . Üzerimi değiştirmek için odama geçtim ama aklım Veysel de kalmıştı . acaba ulaşmış mıydı kendi evine ? yatağıma uzanıp ilk mesajımı atarak “ ne yaptın, evde misin ? “ diye yazdım . bir az sonra “ hayır “ diye cevap verdi . nerede olduğunu sorduğumda “ camından aşağı bak ! “ yazmıştı . yoksa gitmemiş ve cidden camımın altında bekliyor olabilir mi ? niye yapsın ki böyle bir şeyi ? yatağımdan doğrularak hemen masamın yanındaki cama çıktım . görünürde kimse yoktu , kafamı biraz daha dışarı çıkarıp aşağı hafifçe sarkarak bir daha bakındım ama yine yoktu . Ardından bir mesaj daha geldi : “aşağı sarkma , görmediğine göre yokum . XD “ . ciddi miydi bu çocuk . Bu saatte benim ile alay mı ediyordu . “ Peki ama camda sarktığımı nereden bildi bu ? “ diye düşünürken annem kapıyı tıklayarak odama girdi . üzerimde günlük olarak giydiğim diz boyu turuncu renkli penye eteğim ve beyaz renkli yarım kol tişörtüm vardı . annem odaya daha girmeden kapının eşiğindeyken bacağımdaki bandajı fark etti ve ufak bir çığlık attı . doğru ya ben anneme bu kavanozun patlayıp bacağıma sıçramasından ve ilk gün okula gidemememden bahsetmemiştim . çok endişelenmişti ama düzenli olarak pansumana gittiğim için hızlı iyileştiğini ve zaten önemli bir şey olmadığını söyleyerek rahatlatmaya çalıştım annemi . aslında o akşam kimse ile konuşmayacaktım bu konu hakkında hazır annem buradayken ve ikimiz baş başa kalabilmişken babamdan hala hiç bir haber olmamasının lafını yaptım . gerçekten hiç mi dikkate değer bir haber yoktu . ihbar bile gelmiyor muydu yani ? dikkate alınacak bir şey olmadığını , ara sıra kayıp şahsı gördüğünü iddia edenlerin çıktığını ve aldıkları ihbarları polise götürdüklerini söyledi ama hepsi asılsız çıkmış şimdiye kadarkilerin . kendi gibi benim de önüme bakmamı ve şu an için sadece beklemede kalmamız gerektiğini bu süreçte de hayatımızın olağan akışından taviz vermemek zorunda olduğumuzdan bahsetti . Konuşmanın hemen ardından içeriye geçtik , diğerleri hala orada oturuyordu . geldiğimizde Serhat Veysel’in kim olduğunu sordu . konuyu hemen kapatmaya niyeti yoktu anlaşılan benim de ağzımı arayacaktı besbelli . ona ne ise , ben ona sordum mu gece gelmediği zaman yanında olduğu arkadaşının şeceresini . hepsine teşekkür ettim , “ ben bile unutmuştum bu günün doğum günüm olduğunu “ . artık reşittim ama dört göz ile beklediğim bu günü niçin bu kadar heyecan ve sabırsızlık ile beklediğimi bile hatırlamıyorum şu an . gecenin kalan kısmında aç karnına pastayı yediğimiz için geçici süre yatıştırdığımız miğdelerimiz tekrar acıktığından bir de akşam yemeği sofrası kurduk . saat on biri geçiyordu akşam yemeğini yediğimizde . annem ile ben genelde bu kadar geç saatte yemiyorduk dolayısı ile yedikten sonra rahatsız olmuştuk . amcam yorgun olduğunu söyleyerek erkenden yatmaya gitti . içten içe merak ediyordum bugün ne yapmıştı acaba da bu kadar yorulmuş ,saat daha on iki olmadan yatma ihtiyacı duymuştu . Serhat’ı da uyku tutmamıştı . Dün gece hoca ile üzerine çalıştığı makale hakkında biraz daha çalışacaktı . Balkona geçti laptopunu alarak, havalar henüz çok da soğuk sayılmazdı . ayakta kalanlara birer Türk kahvesi yaptım . bizimkileri içeriye götürdüm , Serhat’ı rahat çalışması için yalnız bırakacak , yanına geçmeyecektik . bizimkileri bıraktıktan sonra Serhat’ın kahvesini de balkona çıkardım . bata kızgınlığını unutmuş olacak ki “ oo , ellerine sağlık kuzen “ diye karşıladı ağzını bir karış açıp gülümserken . sonra tekrar kaşları çatılmıştı . tepsiyi kucağıma alıp geçen gece üzerinden atlayarak içeri geçtiğim sandalyeye oturdum . ben sabah doğruca okula gittiğimden ve ancak gece geldiğimden dökülen kahveyi ve cam kırıklarını toplamaya vakit bulamamıştım . anlaşılan Serpil ablam toparlamıştı . okuldan çıktıktan sonra nerede oyalandığımı sordu , hastaneye gittiğimi bilmiyormuş gibi , belki sıra vardı . arkadaşlarım ile takıldığımızı söyledim , zaten mesajda da öyle yazmıştım . Veysel ile nerede karşılaştığımızı falan sorunca onun da buralarda oturduğunu hatta Hakkı amcanın büfesinde ona yardım ettiğini anlattım . geç vakitte yediğimden mi çok yediğimden mi anlamadım ama karnım ağırmaya başlamıştı . Serhat da bunu fark edince biraz yürüyüş yapalım mı diye bir teklifte bulundu . ben zaten kabul etmeye dünden razıydım , hemen atladım tabii ki bu teklife . annem ile Serpil ablam da bizim ile birlikte geldiler. Amcama not bırakmış bir de görmezse diye mesaj atmıştık 1 saate döneriz “ diye . yürüyerek iki saat önce hüngür hüngür ağladığım parka gelmiştik . sıra ile birbirimizi salladık salıncakta . herkes bindikten sonra yürümeye devam ettik . yürüyüş yolu gibi bir yere çıktı . gecenin geç saati olmasına rağmen hala açık pek çok dükkan ve bir o kadar da insan vardı . bizimkileri arkadan takip edip mısır satan bir tezgahtan közde mısır aldım hepimize birer tane . güne iyi başlamasam da güzel bitmişti . en yanmış olanını kendime ayırdım çünkü bence enn güzel hali yanık haliydi . 4 mısırı birden elimde tutamayıp birini düşürecekken Serpil ablam yetişti de yakaladı mısırı yere düşmeden . “bu benim nasibim anlaşılan “ dedi yemeye başlamadan önce . herkes mısırına kavuşunca bir kafeye oturup birer çay söyledik evdeki çaydanlıkta yarım demlik durmuyormuş gibi . ama dışarıdan içmenin tadı başkaydı işte . mısırları bitirirken hissettiğimiz şişkinlikten emare kalmamıştı . çaylarımızı da bitirip kalktık ve evin yolunu tuttuk . ben , annem ve Serpil ablam kol kola girerek dolaştık sokaklarda , Serhat a başımızda çoban köpeği gibi hem yön gösteriyor hem de sık sık arkasına bakarak bizi kolluyordu . arada bir konuşmalarımıza laf atarak dahil oluyor ara sıra kendi içinden düşünmekten ona seslendiğimizi bile duyuyordu . giderken ne kadar sürdüğüne bakmamıştım ama dönüşte 50 dakika yol yürümüştük . artık her kes rahat ve yorgun olduğuna göre yatma vakti gelmişti hepimiz için . şimdi toplamaya gözümüz kesmediği için pastayı dolaba kaldırmak dışında hiç bir toparlama çalışmasına girişmedik . yarın çuvala girmemişti ya . Sanki babam kayıp değilmiş de ara sıra yaptığımız gibi birbirimize yatılı ziyarete gelmişiz ama babam işi olduğu için bizi bırakıp eve dönmüş gibi hissediyordum . geldiğimizde ; gittiğimizi ruhu bile duymayan amcam kim bilir kaçıncı rüyasına dalmıştı . kapının eşiğinden horlama sesini duyuyorduk . çok yormuştu bu aralar kendini . bir de gün boyu beni merak etmiş , endişelenmiştir . keşke bu kadar merak ettirmeseydim onları . o gece de bizim evdeki gibi annem ile aynı odada yattık . bize bakıcılık yaparken Serhat da yorulmuştu , sonra çalışmaya devam etmek üzere balkondan eşyalarını topladı . tabi ki yorulmuştur zira annem de Serpil ablam da benim yaşımda gibi davranıyorlardı , sanki yanımdakiler annem ile yengem değil de (öyleyken bile en iyi arkadaşımdırlar ama ) okuldan haşarılık için birlikte kaçtığım kız arkadaşlarımmış gibiydiler . Ertesi sabah uyandığımda saat sekizi geçiyordu . tavuklu saatimi gece yatmadan nce kurmayı unutmuştum . kalktığımda annem yanımda değildi , eşyaları da yoktu . kim bilir kaçta düşmüştü yollara . okul için hazırlanmadan önce annem belki mesaj bırakmıştır diye telefonuma baktım ve o zaman eski arkadaşlarımın doğum günümü kutladıkları mesajları gördüm . o sırada cevap yazamayacağım için hiç birine görüldü atmış olmayayım düşüncesiyle okumadım ve sonraya bıraktım . annemden gelen bir mesaj yoktu . bunun üzerine ben yazdım “ neredesin “ diye . okula gitmek için hazırlanmaya başladım . üzerimi değiştirip çantamı ders programına göre hazırlayıp elimi yüzümü yıkamaya gittim . mutfaktan takır tukur çatal bıçak sesleri geliyordu ama acelem olduğu için kafamı uzatıp da bakmadım , muhtemelen Piloş’tu . tekrar odaya geçtiğimde telefonumun çıkardığı sesten kapandığını anlamıştım . şarja takacak vaktim olmadığı için bugün yanıma almamaya karar verdim ve bir kaç lokma atıştırıp çıkmak için mutfağa girdim . mutfakta uğraşan kişi Serpil ablam değil annemdi . demek hala yola çıkmamıştı . neden burada olduğunu sorduğumda önce oturup kahvaltı yapmamı söyledi ve bana gösterdiği sandalyenin yanındaki sandalyeye oturdu . okula yeni öğretmenler geldiği için program değişmiş ve haftalık izin gününü benim doğum günümde yanıma gelip bir süre durabilmek için Çarşamba günü izin yapmayı tercih etmiş . bu akşam yola çıkacakmış . annemi dinlerken sofraya hazırladığı kahvaltılıklardan tıkınıyordum . Madem akşama kadar buradaydı , okuldan sonra da evde olacaktı . güne böyle stresli başlasam da böyle bir güzel ilk haber almak beni mutlu kılmaya yetmişti de artmıştı bile . telefonumu yanıma almayacağımı söyleyerek evden çıktığımda saat dokuza çeyrek kala otobüsüne yetişmeye çalışıyordum . saçımı dahi taramamıştım , okula gidince lavaboya uğrayıp hallederim diye düşündüm ve çarçabuk çıktım evden. otobüsü tam vaktinde yakalamıştım ilk zamanlar olduğu gibi durmamazlık yapmamış tam hareket ettiği sırada arka cama vurduğum yumruğum üzerine aracı durdurup kapıya yetişmem beklemişti şoför.. bugün güzel geçecek gibi hissediyordum . günün ilk iki dersi matematikti . Nuri hoca yeni konuya geçeceğini söylemişti . dolayısı ile bugünkü ders için kaçırmamamız gerektiğini ve eksiksiz olarak gelmemiz konusunda haberi olmayanlara haber vermemizi istemişti ama ilk dersi yolda olduğum için kaçıracaktım . otobüsten indiğim gibi koşmaya başladım ama ezberlediğimi sandığım yolu karıştırmışım ve durağa dönerek yeniden başlamak istesem de hepten kayıp olmuştum .işin kötüsü telefonum yanımda değildi . gerçi olsaydı da fark etmezdi çünkü şarjı bittiği için kapanmıştı . kendimi babamın yerine koydum . belki de babam da böyle bir anlık dalgınlık ile bir yerde kayıp olmuş telefonu yanında olmadığı için kimseye ulaşamamıştı . belki de kayıp olduğu yerde başına bir şey gelmişti . Kendimi çok kötü hissediyordum . bir an içi gözüm karardı ama topladım . yani öyle sandım . biraz daha yürüdüm . ne sabah işe gidiş saatiydi ne de öğlenin kalabalık saati , dolayısı ile de soru sorabileceğim kimse yoktu ortalıkta . açık dükkanlara girip Gayret Alsüngü Lisesi’nde öğrenci olduğumu ama yolu karıştırarak kayıp olduğumu söyledim . etraf oto sanayiciler ile doluydu birkaç tane büfe tarzı mekan görerek içeriye sormuştum . kimse lisemin adını duymamıştı . sanki yaşadığım alemden başka bir alemdeydim de bildiğim yerer değişmiş benim bildiklerim bu alemde yokmuş gibiydi . bazıları bana telefonlarını vererek birilerini arayabileceğimi söyledi ama ailemi arayamazdım , öyle veya böyle yolu bir şekilde bulacaktım zaten ama gereksiz yere onlar biraz daha korkutmak isteyebileceğim en son şeydi . okuldan birini aramak istiyordum ancak kimsenin numarasını bilmiyordum . arayabilsem ilk Veysel’i arayacaktım ama numarasının sadece son 4 hanesini biliyordum . o da örüntü gibi geldiği içindi . sayılar ile aram iyi olduğundan örüntüleri hemen fark eder , bir şeyi ezberlemem gerekirse de ben kurardım. Hafızamı zorlarsam hatırlayacağımdan emindim . son rakamın 4 olduğunu ondan önceki 4 rakam da kendince kurallı gibi 6 , 8 , 3’tü . sanki 6 ile 8 yan yana gelmiş yarımları da peşlerinden simetrik olarak takip etmişler gibiydi . biliyorum çok çocukça ama bu hayal gücüm derslerime ne kadar yardımcı oluyor bilemezsiniz . kaldı 6 rakam . düşün Ezgi düşün !
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE