Pınar düşüncelere boğulmuş bir halde kahvesini içen adama sevgiyle baktı. İstanbul’da yaşadığı ve Tuğrul’u daha iyi tanımaya başladı süre boyunca genç adamı daha yakından tanıma şansı bulmuştu. Tuğrul için hayatın siyah ya da beyaz olduğunu fark etmişti. Genç adam için sadece doğru ve yanlışlar vardı. Yanlış bir yolun doğruya çıkabileceğini ya da doğru bir yolda yürürken yanlışlar içinde sıkışıp kalacağını kabullenmek istemiyordu. Pınar ona karşı gardının indiğini, kalbinin Tuğrul’a kapılıp gittiğini hissediyordu. Tuğrul onun hayatında bir dönüşüm kutusu gibiydi. Tuğrul’dan öncesi ve sonrası… Hayatın her rengi içinde barındırdığını, gökkuşağı gibi canlı olduğunu sevdiği adama kanıtlamak istiyordu. Sadece siyah ve beyazın değil, grinin, pembenin, mavinin, yeşilin aklına gelebilen her rengin

