Can hızlıca başını dizlerimden çekip ayağa kalktı. “Benim uykum geldi, gidiyorum. Yarın önemli bir toplantımız var, sen de uyu,” dedi. Odasına girdiğinde arkasından bakakaldım. Şu an düşündüğü ne uyku ne de yarınki toplantıydı, biliyordum. Anlattıklarının ağırlığından kaçmaya çalışıyordu. Can’ın acısı benimkinden farklıydı ama onu çok iyi anlıyorum. Belki onun acısı benimkinden bile ağırdır. O gerçekten sevgiyle büyümüş bir çocuktu. Anne sevgisini, baba sevgisini iliklerine kadar hissetmiş. Başı okşanmış, ilgiyle bakılmıştı. Ve bunların hepsi birkaç sene önce ellerinden alınmıştı. Onun mutlu anısı çok fazlaydı. Ben ise baba sevgisinin ne olduğunu bilmiyorum. Eksikliğini de hissetmiyorum. Anne sevgisini ise maalesef çok az gördüm. Annemle ilgili hatırladığım güzel anlar bile sayılı

