BÖLÜM DÖRT

995 Kelimeler
Nazımdan halliceydim.Bu esaret zindanında koynumda gün be gün solan umut sarmaşıklarımla.Her geçen gün bir bir soluyordu umut sarmaşıklarım. Artık emindim bu dağ başında tek başıma son nefesimi vereceğime. O kahrolası günün üzerinden tam iki hafta geçmişti.Bana ise tam iki yüz asır gibi gelmişti.O günün sabahı tekrar aynı oda da aynı yatakta uyanmıştım.O akşamdam sonra akşam gözlü canavarı bir daha görmemiştim.Onun yanında olmaktansa burda yanlız başıma ölmeyi yeğlerdim.Ben bu ormanın dipsiz yerlerinde bir başıma bırakıp gitmiş kaçmamam için kulübenin etrafına etten duvar örmüştü. Bir kez kaçmaya çalışmış onda da sert bir şekilde kaçamayacağımı anlamıştım.Ölmemen için buz dolabı ağzına kadar doldurulmuştu tabi hoş ama şuana kadar hiç dokunmamıştım ordaki yiyeceklere.Midem kaldırmıyordu.Susuzluktan ölmemek için içtiğim bir bardak su bile midemi dolduruyormuş gibiydi. Müdavimi olduğum pencere kenarından artık ezbere bildiğim manzarayı boş boş seyrediyordu.Hafif hafif atıştıran kâr taneleri içeride yanan şöminenin ısıssıyla camda buğusunu bırakıyordu.Bembeyaz örtü kış için soyunmuş ağaçların üzerine örtüyordu.Dışarının soğuk ayazına karşı içerisi sıcacık olması bedenimi mayıştırıyordu. Dışarıdan gelen araba sesiyle biraz önce uyku için direnen tüm algılarım anında açıldı.Oturduğum tahta sandalyeden hızla kalkıp mutfağa koştum.Belki son umudumu da harcıyordum. Mutfakv dolaplarını karıştırıp sert bir cisim aradım en sonunda gözüme kestirdiğim tavayı aldım elime. Kaldığım odaya ilerleyip kapının arkasına saklandım.Nefesimi tutupolacakları beklemeye başladım.İlk önce dış kapının açılma sesi doldurdu evi ardındanda gıcırtılı kapanışı. Tahta parke zeminde yankılanan adım seslri kalp atışlarıma eşlik ediyordu. adım sesleri kapının eşiğinde durdu benim nefes alış verilerimde adım sesleri taklit edip durdu.Tavanın sapını tutan ellerim terlediğinde plastik sap ellerimin arasından gidecekmiş gibi hissiyat uyandırıyordu.Elimi eteğimin yün kumaşına sürttüm.Bu sefer sıkı sıkı sarıldım tavaya, bulanıklaşan gözlerimi sertçe yumup açtım. Kapı kolunun hareketlenmesiyle bir adım geri çıktım.Her şey o andan sonra çok ani gelişmişti.Kapı açıldığı an gözlerimi sıkı sıkıya yumup tavayı rastgele geçirmem.Tavanın sert bir cisme çarpıp ellerimden yere düşmesi. Sert bir elin belimi sıkı sıkıya tutup kendine doğru çekmesi. Kapattığım gözlerimi hızla açtım.İşte burdaydı.Kapkara zehir gözleri karanlık oda da bile belli oluyordu.Göğsüne dayalı bedenim o nafes alıp verdikçe hareketleniyordu.Geri çekilmeye çalışmamla daha sıkı tuttu.Belimde olan eli sırtıma doğru ilerledi. Çırpınışlarım dev cüsesini zerre kımıldatmıyordu. "Bırak ne olur.Ben,ben yemin ederim kimseye bir şey söylemem bırakta gideyim.Yalvarırım.Allah aşkına bırak." Elleri bedenimi terk etti.Kısaca bir an sanki boşluğa düşmüş gibi sendeledim.Bu adam bana yasaklanmalıydı.Nefsim bu adamın yanında ateşe yanmaya göze alacak kadar kendini bırakıyordu. Adım adım üzerime geliyordu.Hızlanan nefesimle kalp krizi geçireceğimi sandım.o bir adım bana attı ben bir adım geriye.Soğuk terler döküyordum.Sırtımda buz gibi ter damlaları akıyordu sanki.En son soğuk duvarı hissettim sırtımda. Benim duran adımlarıma karşın o koskoca iki adım daha atıp tam karşımda tüm heybetiyle dikildi.Bu adamın yanında kendimi olduğunca küçük ve daha da aciz hissediyordum. Bu adamın elinde kaç kez nefessiz kaldım.Artık saymayı bile bırakmıştım.Sert ve kemikli parmakları çenemi sıkıca tutup yüzümü yüzüne yakınlaştırdı.O kapkara zif gözlerine bakmak yerine gözlerimi donuk çehresinde gezdiriyordum. "Hangi hayal aleminde yaşıyorsun sen?Baban olacak ayyaş seni kabul eder mi sanıyorsun?Nereye gideceksin?Seni bıraktığım an sokaktaki aç kurtlar sofralarına seni meze niyetine kullanır." hiddetle söylediği her kelime doğruydu.Nereye giderdim ki? Bir cesaretle gözlerim kara kuyulara diktim.Gözlerime kilitli olan gözlerinde tek bir duygunun bile esamesi yoktu.Bedenim korkuyla gerildi duygusu olmayan katil bir herif bana mı acıyacaktı.Tameri öldürürken bile gözünü bir an kırpmamıştı. Bu ruhu kirli adam bana acımazdı.Bunca yıl çilekeş hayatımı daha beter hale getirirdi.Aciz bedenim onun bedeninin yanında bir hiçti. Bunca yıl susmuştum zaten.Bana edilen hakaretlere.Kaldırılan ellere.Uzanan dillere.Ahlaksız dokunuşlara. Boyun eymedim bu defa.Tit tir titreyen bedenimin aksine başımı dikleştirdim. "Peki ya sen?Senin ne farkın var o aç kurtlardan.Onlar yapmadı sen mi sofrana meze yapacaksın?" Sarf ettiğim kelimelerden sonra alaylı bir şekilde dudağının ucu kıvrıldı.Ardından sanki hiç o kıvrılma olmamış gibi buz kesti surat ifadesi. "Kes sesini!Senin o dilini kopartırım.Bir daha sesini yükseltirsen seni istemediğin her duruma sokarım uslu bir kız ol benim canımı sıkma."Kalp atışlarım şiddetle göğüs kafesimi parçalayacak gibi atıyordu. Derin nefes almasıyla genişleyen göğsü bedenimi duvara iyice kıstırdı.O dakikadan sonra konuşmadım.Bir psikopatın eline düşmüştüm ve olmayan şansımı zorluyordum. Sertçe yutkundum bu adam bu adam gerçekten bir psikopattı.Önümden çekilip bileğimi tutup ilerlemeye başladı.Siyah lüks bir arabanın önüne gelip ön yolcu koltuğunu açtı ve beni çuval gibi içine fırlattı.Ardındanda kapıyı hızla kapattı. Etrafta olan siyah takım elbiseli adamlara bir şeyler söyleyip şöför koltuguna oturdu.Arabayı çalıştırdı bir süre olduğumuz yerde durduk ben henüz neden hala hareket etmediğimizi düşünürken birden üzerime eğilmeye başladı.Henüz sakinleşen kalp ritimlerim bu dengesiz adam yüzünden yine dört nala atmaya başlamıştı.Biraz daha yaklaşıp elini üzerimden emniyet kemerine doğru uzattı. Ardından emniyet kemeriyle beraber çekilip emniyet kemerinin klipsini taktı ve arabayı son sürat sürmeye başladı. Yola çıktığımızdan beri arabada müthiş çığlık çığlığa bir sessizlik hakimdi.Ağır ağır kapanan göz kapaklarımla daha fazla mücadele etmeden kendimi tehlikeli bir uykuya teslim ettim. ********** Hemen yanımda oluşan gürültüyle yerimden sıçradım.Etrafa bir müddet alık alık bakındım.Yeni yeni aydınlanmaya başlayan hava etraftaki sessizlik vaktin sabah vakitleri olduğunu gösteriyordu.Uyku mahmuru kısık olan gözlerim arabanın camından dışarıki eve bakınca şaşkınlıktan kocaman açıldılar.Telaşla yanımdaki adamı aradı gözlerim ve sonra arabanın kapısı açıldı işte akşam gözlü canavar buradaydı kolumu tuttuğu gibi çekip çıkarttı.Aniden hareket ettirdiği için arabadan çıkan ilk ayağım yere sağlam basamayıp hafif burkuldu.Bu burkulmayla bileğimi tutan eli tutup sıktım. Bir anlık affalanmayla silkelenip hızla elimi geri çektim.İlk anlamayan gözlerle baksada daha sonra bileğimi tuttuğu eli sıkılaştırıp yürümeye beni de ardı sıra sürüklemeye başladı.Bileğimi o kadar sıkı tutuyordu ki tuttuğu yer hissizleşmeye başlamıştı. İki katlı malikanenin kapıları düzgün kıyafetli genç bir tarafından açılmıştı.Genç kız hafifçe başını eğerek selam verdi ama akşam gözlü adam ona aldırmadı.Umursamaz adımlarıyla beraber ardı sıra benide çekiştirdi. Cilalı koyu zeminde adımlarım bir birine takılıyordu.Merdivenler bitikten sonra uzun bir hol çıkmıştı.Koyu gri rengine boyanan duvarlar prüsüzdü.Hızlı adımlarla koridorun sonundaki ahşap beyaz kapıyı araladı.odaya girip peşi sıra benide sürükledi.Korku sinsi bir siluet gibi boğazımdaki ilmekleri sıkılaştırıyord. Boğazıma atılan ilmekler ölümüm için kollarını sıvamış köşede bekliyordu.Derince çiğerlerimi yakarcasına nefes aldım.Gözlerim bilinmezliğin verdiği korkuyla sulanmıştı.Sarsak adımlarla odaya girince korkum dahada büyüdü.Beynimdeki tilkiler ardı sıra koşuyor lakin birinin kuyruğuda ötekine değmiyordu. Odanın ortasına savrulan bedenim dengesini savrulan bedenim dengesini sağlayamadığı için bir iki adım geriye sendeledi.Neyseki düşmekten kılpayı kurtulmuştum.Sulanan gözlerimi akşam gözlü canavara çevirdim.Geceyi aratmayan koyu gözleri derin kuyular gibi içine çekiyordu. Oy ve yorumlarınızı eksik etmeyin.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE