12. Bölüm

1062 Kelimeler
Yazardan, Elif az önce patronum dediği adamın kendisinde bıraktığı hisle öfkesi kuş olup uçmuş midesinde bir şeyler kanat çırpmaya başlamıştı. Anlamamıştı Mustafa'nın ne demek istediğini ama öfkelenemiyordu. Neden o kadar dibine girip konuşmuştu ki sanki, üstelik sorduğu sorularada doğru dürüst cevap alamamıştı. Masumiyet demişti Mustafa, tehlike demişti, sen başkasın demişti. Kendisinin ayrıcalığı neydi ki? üstelik babası ile arası limoniydi. İşten çıkarılmasının bir sebebi oydu ama tek sebep babası değilmiş öğrenmiş oldu. Midesinde bir şeyler oluyordu ve Elif'in kalbi çok hızlı atıyordu. Yıllardır önünde titreyerek konuştuğu adama karşı dayılanmış kolunu falan tutmuş bayağı ileriye gitmişti. Mustafa normalde kendisne bir başkası bu tarz bir hesap sorsa anında yeri gizli depo olur sabaha kadar konseyin büyük baronuna kafa tutmak neymiş gösterirdi. Ama söz konusu Elif olunca eli kolu güçsüzleşiyordu. Bakışları bile sert duramıyordu. Kendisi çeyreği kadar olan kadının yanında kontrolunu zor sağlıyordu. Mustafa , genç kıza bir öpücük kadar yakın durmanın içinde sersemliğini yaşıyordu. Genç kızda nasıl bir his bıraktığından habersiz kendi içinde kendisi ile hesaplaşıyordu. Arabanın arka koltuğunda İstanbul'u izleyerek ilerlerken tesbihini parmakları arasına dolanmıştı. Elif kendisine ne yapıyordu anlamıyordu. Ama onu artık göremeden yaşayamayacağını da anlıyordu. B*ktan bir hayatı vardı. Elif, kendisinin kim olduğunu öğrense muhtemelen arkasına bakmadan kaçar üstelik ilk işi Mustafa'yı babasına ihbar etmek olurdu. Mustafa aklına gelenlerle acı bir tebessüm etsede işlerin bir acı tebessüm kadar kolay olmadığını biliyordu. Her an öpecek kadar yakınken Elif'e, hayatındaki etkenler kadar sınırı aşmadan uzak durmalıydı. Ne zamana kadar olacağını kestiremiyordu bu durumun. Mustafa , özel bir numaradan bir arama aldı o sırada, gördüğü numara gerilmesine sebep oldu. Hemen şoförü ile arasındaki paravanı tek tuşla indirdi. Ardından telefonu cevapladı. "Alo" "Nasılsın büyük baron?" diye mekanik gizemli bir ses konuştu "Siz arayan kadar iyiydim diyelim." dedi Mustafa. "Biz seni yüceltenleriz Karahanlı bize karşı üslubun böyle olmasın." dedi karşıdaki mekanik ses. Mustafa sabırlı olmaya çalışarak, "Sizin yüceltmenize ihtiyacım yok. Ne istiyorsunuz?" diye sordu. "Demek bir süre daha sert çocuk olacaksın...peki... bu akşam büyükler seni bekliyor. Muhakak gelmelisin." deyip hemen telefonu kapattı. Mustafa şakaklarını stresle ovdu. *** Elif eve girdiğinde karanlık çökmüştü. İçeriden konuşma sesleri geliyordu. Anladı ki tüm ailesi yine aile sofrasında oturmuştu. İçeriye hafif topallayarak girdi. Babası göz ucuyla kızına bakıp başını çevirdi. "Ne oldu gidip teyit ettin mi kovulduğunu?" diye sordu Elif'e. Elif bir günde öyle bir tuhaflık yaşamıştı ki hala etkisinden çıkamamıştı. "Ettim baba ama bir şeyi de çok merak ettim." deyip bir külçe gibi kendisini tekli koltuğa bıraktı. "Neyi?" diye sordu Mehmet komiser. "Sadece asistanlık yapıyorum ve sen de bana tehlikeden bahsettin ,bugün eski patronum olmuş olan Mustafa Karahanlı'da tehlike dedi. Söyler misin artık bu tehlike nedir?" gayet sakin ve merakla sordu. Mehmet bey masadan kalkıp tam Elif'in karşısındaki tekli koltuğa geçti. Bacak bacak üstüne atan mehmet komiser, "Madem o herifle bir bağın kalmadı anlatayım. Yanında çalıştığın adam Bir mafya babası, üstelik yeraltı denilen gizli karanlık suç organizasyonlarının haftalar önce büyük Baronu seçildi. Anlayacağın en büyük o." deyip bir yudum masadaki baraağından su alıp içtikten sonra devam etti. "Bir süredir onu araştırıyordum. Geçmişini öğrenmek kolay olmadı. Sonra görev gereği takibe aldık. Alt mecra suç çetelerine soruşturduk. Tahminimizce Mustafa'dan daha büyüklerde var." dedi. Elif o sırada kahkaha atmaya başladı. Mehmet bey sinirlenmişti. "Deli gibi neye gülüyorsun?" dedi. Elif kendini toparlayıp, "Baba ben o adamın yanında, yakının da üç yıldır çalışıyorum. Genç yaşta büyük bir servetin sahibi olmuş Mustafa Karahanlı bu serveti de bayağı büyüttü. Ama benim tanıdığım kadarıyla hesap kitaplarında herhangi bir usulsüzlük ne olduğu belli olmayan kazançlar şirket hesabına girmedi. Diyeceğim o ki adam genç yaşta bu kadar zengin olduğu için acaba sen paronayaklık yapıyor olmayasın. Bu ne böyle? Mafya dizisi karekterinden bahseder gibi bahsediyorsun." dedi. Mehmet'in yüzünde mimik oynamadı. "Ahh benim saf kızım, bu adam el altından yürüttüğü karanlık işleri ,senin gözüne sokup ana şirketini alet ederek mi yapacak sanıyorsun? bana bak! ben otuz küsür yıldır polisim, ne suçlar ne suç liderleri gördüm. On yıldır komiserim kalkıp bana komplo teorisyeni muamelesi yapma Elif. Hangi dürüst iş adamı belinde silahla gezer?" diye sesini yükselterek sordu. Elif , sıkışmış hissediyordu. "Baba adam bir servet sahibi belinde rakiplarine karşı kendini korumak için taşıyordur." dedi . "Pehh! Ordu gibi yığınla silahlı koruması varken belindeki silaha ne diye ihtiyaç duysun Elif? Anla artık kızım bu adam mafya lideri. Tehlike dediğim Mustafa Karahanlı'nın ta kendisi. Hastanede konuştum onunla, sözlerimi dikkatte iyi ki aldı da seni işten kovdu yoksa senin rakip sandığın o düşmanlarının kim bilir nelerine şahit olacak kendini tehlikenin içinde bulacaktın. Bana şuan kızıyor olabilirsin ama şunu bil ki ben bir baba olarak kızımı korudum." dediğinde Elif daha bugün bir öpücük kadar yaklaştığı adam hakkında duyduklarına inanmak istemiyordu. Adaletli olduğuna gözleriyle defalarca şahit olduğu Mustafa'nın bir suç lideri olduğunu kabul etmek istemiyordu. Hakikati nasıl öğreneceğini bilmiyordu ama araştıracaktı. Babası öğrense çok kızacaktı biliyordu ama önceliği onun elindeki Mustafa Karahanlı bilgilerini ele geçirip göz gezdirmekti. *** Mustafa günün akşama dönmesi ile kendisine gizemli verilen adrese yanında sağ kolu olan Cahit ile gitti. Cahit'i uzak bir noktaya bırakıp aşağı indiğinde bu durum yakın adamının hiç hoşuna gitmesede ses etmeden emirleri yerine getirdi. Osmanlı döneminden kalma bir yalıya giriş yaptığında ilk başta herşey çok masum görünüyordu. Sanki zengin bir iş adamının yemek davetine gelmiş gibi içeriye girdikten sonra yönlendirmeler üzerine yeraltına geçiş yaptı silahını alacaklarını bildiğinden öncesinde Cahit'e teslim etmişti Mustafa. Etrafta çeşitli semboller hakimdi. Duvarlardaki kağıtların bile üzerinde subliminal mesaj veren desenler mevcuttu.Duvara asılı tablolarda ve etrafa bırakılmış süs eşyalarında, dünyayı kimler yönetiyordu anlamamak mümkün değildi. Uzun koridor son bulduğunda şeytani figürler üzerine dizayn edilmiş boynuzlu ve bağdaş kurmuş keçi sembollu kapı açıldığında içeride statü ve seviyesine göre yukarıdan aşağıya doğru dizilmiş yine nasıl bir örgüt olduklarını tarif eden sembolleri üzerinde taşıdıkları pelerinli ve ucube maskeli insanlar yüzlerini kamufle ederen insanlar kendisni bekliyordu.Bu adamların yüzünü görmedi ama toplum için saygın kişiler olduğunu tahmin edebiliyordu Mustafa , belki savcı , belki hakim , kendisi gibi iş adamı ya da doktor , belki de siyasetçi ya şarkılarıyla hoplanılıp zıplanılan bir ünlü herkes olabilirdi. Mustafa daha önce bunlarla Halis'in ölümü sonrası aksaçlı aracılığı ile görüşmüştü ama böylesi ayin atmosferli ortama ilk defa geliyordu. Aksaçlı büyükler ile hep temas halindeydi. Kendisine bir iki defa kendisi ile görüşmek istediklerini söylediğinde Mustafa kabul etmemişti. Hatta konseyin büyük Baronu Tahir olması beklenirken neden bir anda kendisinden haz etmeyen aksaçlı Mustafa'yı seçti anlam veremiyordu. Büyük baron olunca büyükler ile temas haline er ya da geç geçeceğini biliyordu ama bu kadar erken tahmin etmiyordu. Aslında Mustafa bu büyük teması pekte hayıra yormuyordu. İstekleri büyük olacak gibi duruyordu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE