ATEŞDAĞLI’DAN… “Ooo damat bey hayırlı sabahlar”. Tutunduğum yerde gözlerimi sıkıca yumdum devekuşu misali. Sanki ben gözlerimi kapatırsam görmezdi. Daha da garibi “Babacığım neden oraya çıktın?” diyen evladımın sesi oldu iyi mi? İstifimi bozmadan yavaş yavaş indim tırmandığım yeri. Zıplayıp yere atladım ve iki ayağımın üzerinde dengeye geldim. Karşımda Silahtarların üçüncü mahdumu Nihat ve omzuna attığı oğlum. “Aslanım niye bu kadar erken uyandın?” dedim dayısının omzundan çekip alırken. “Pipim iyileşene kadar annem yorulmasın diye Silahtar dedim bir dayıma görev verdi. Onlarda benimle kalıyor” dedi. Bunu biliyordum Harun Silahtar kızına kıyamadığı için bir mahdumunu gece Ata’yla ilgilenmesi için bırakıyordu. Onlarda seve seve kabul ediyorlardı. Bizi sırıtarak izleyen Nihat Silahtar

