16. Koca Bir Hiç

1363 Kelimeler
Poyraz tüm kuralları kenara bırakıp kadını kendisine çekti ve sarılıp sakinleşmesini fısıldadı. Bir yandan eli kadının saçlarını okşuyor, bir yandan "Geçti Lena, sakin ol." diye telkinlerde bulunuyordu. Bitmeyecek gibi görünen bir beş dakikanın ardından kadının nefes alışverişi normale dönmüştü ve yavaşça adamın kollarından sıyrıldı. "Ben daha önce burada bulunmuş olamam, olmamalıyım. Nasıl hiçbir şey hatırlamam?" "Bu hastalık herkeste farklı seyrediyor Lena, birkaç ilaç ve terapiyle düzenli ve normal hayata sahip pek çok hasta gördüm. Sadece ilk adımı atman gerek iyileşebilmek için." "O adım ne?" Dedi Lena hala kabullenmek istemediği hastalık hakkında bilgi sahibi olmak istiyordu. "Önce hasta olduğunu kabullenmen gerekiyor Lena, en önemli ve en zor adım bu." "Çocukken burada bulunmamın imkanı yok, en ufak bir anı bile hatırlamıyorum. Bunu nasıl kabul edebilirim ki?" Poyraz derin bir nefes aldı. Kadının ellerini avuçlarının içine alıp gözlerine baktığında o puslu gözlerde gördü. Lena inanmak istiyordu, ne kadar mümkün görünmese de inanmak, Poyraz tarafından kurtarılmak istiyordu. "Ailenin yangında öldüğünü de hatırlamıyordun ama sana bunlarla ilgili belgeleri gösterebilirim." dedi adam kadına yardımcı olmak için. "Ne anlamı var ki? Ailem beni çocukken terk etti derken yalan söylemiyormuşum en azından. Beni buraya bırakıp hayatlarını yaşamaya devam etmişler. İki türlü de terk edilmişim işte." Diye düşüncelerini dile getirdi Lena. Hastalığı hayatı hakkında bazı gerçekleri saklasa da değiştirmiyor, sadece çarpıtıyordu. Oysa terk edilmişlik hissinin gitmesini dilerdi Lena. Mutlu bir hayatının olduğunu düşünmeyi... Her kötü anısını hastalığa yıkmayı. Kendisi haricinde bir şeyi suçlamayı... "Ailen doktorların çokça ısrarına rağmen bir sene boyunca seni ayakta tedavi ettirmiş, yatış önerilerini hep reddetmiş." "Ne olmuş da küçücük beni buraya tıkmışlar öyleyse?" Poyraz cevabı biliyordu. Lena'nın tüm dosyasını gözden geçirmişti ama kadına söyleyip söylememe konusunda kararsızdı. Bunu öğrenirse daha da yıkılabilirdi. "Sebebinin ne önemi var Lena, sonuç olarak hastalığını kabullenmek zorundasın." "Sebebini bilmediğim bir şeyi kabullenmem. Bana oynanan bir oyunun parçası olmadığını nereden bileceğim? Baksana neden buraya yatırıldığımı bile söylemiyorsun. Belki de sen de onların yanındasın." "Onlar kim?" Dedi adam şaşkın bakışlarla. Karşısında duran kadının gözlerinde şüphe tohumunu ilk kez görüyordu. Kendisine bu zamana kadar güvenle bakan o gözler şimdi adamdan şüphe duyuyordu. Kadından cevap gelmeyince soruyu yineledi. "Onlar kim?" "Benim deli olduğumu düşünmemi isteyenler." Poyraz sakinliğini korumak istiyordu. Lena er ya da geç bu lanet hastalığı kabullenecek ve tedavi süreci hızlanacaktı. Ona gerçekleri birden söylemek yerine hatırlatacak çağrışımlarda bulunmayı düşündü. Belki anılarını hatırlar, böylece neden hastaneye yatırıldığını kendisi bulurdu. Hem böylesi tedavi sürecini de hızlandırabilirdi. Omuzlarını dikleştirip kadının gözlerine dikti gözlerini ve sorusunu sordu. "Hayvanlarla aran nasıl Lena?" Kadın şaşkın bakışlarla boş boş suratına baktığında devam etti. "Ya da çocukken hayvanlarla aran nasıl diye sormalıyım." "Onlara zarar mı vermişim?" dedi Lena ellerinde ölü bir civciv dururken. Avuçlarında kanlar içinde yatan sarı minik tüy yumağı karşısında ellerini ileri doğru sallayıp civcivi yere düşürmüş, avuçlarında kalan kanları da üzerine silmeye başlamıştı. Çığlık atmamak için zor tutuyordu kendini. Bu aptal ilaçlar böyle şeyler görmesine sebep oluyordu belki de. Gerçekten hasta olduğunu kabullenmek istemiyordu. Poyraz kadının ellerini kavradı. Kendine bakmasını sağlayarak devam etti. "Hatırladın değil mi? Buna rağmen ailen senden vazgeçmemiş Lena. Senin tek başına bir hastane odasında kalmana razı olmamışlar." O zaman daha kötü bir şey yapmış olmalıyım diye düşündü kadın. Belli belirsiz anılar canlanıyordu zihninde. Küçük bahçelerinde toprağa diktiği dondurma çubukları. Ölen her civciv ya da kuşun ardından döktüğü gözyaşları, çocuk yaşta düzenlediği cenaze törenleri! Buna rağmen hastaneye yatırılmadıysa neden yatırılmıştı?! "Neden vazgeçmişler benden o halde? Buraya yatış sebebim ne?" Adam söylemek istemese de Lena üsteledi. "Söylemek zorundasın, bilmek zorundayım Poyraz. Gerçek beni bulmak zorundayım!" "Ablanı boğmaya çalışmışsın." Diye sessizce tek seferde söyledi adam. Lena geçirdiği şokun ilk belirtisini irileşen gözlerle vermiş, titreyen bedeniyle devamını getirmişti. Çenesi sarsıldıkça dişleri birbirine çarpıyordu. Poyraz'ın uzattığı sudan bir yudumu güçlükle içti ve hızla banyoya koştu. Klozetin kapağını kaldırıp içindeki tüm pisliği kusmak istiyordu. Duydukları giderek ağır geliyordu kadına. Gerçekte kimdi Lena?! Hastalığını kabul ederse bir cani, etmezse fahişe olarak tanımlayacaktı kendisini. Eğer hasta olduğunu kabul ederse bildiği tüm gerçekler, tüm hayatı yalan olacaktı. O zaman geriye ne kalacaktı peki? , Sadece koca bir hiç ve yeri doldurulamayan büyük bir boşluk... Boşluk...Ruhunuzdaki o boşluk hissini hiçbir şey, hiç kimse dolduramaz. Aldığınız nefesle beslenir, büyür. Kaçmak istedikçe içine çeker. İnkar edemezsiniz çünkü o hep oradadır, derinlerinizde... Bu histen kurtulmak için çabalamıştı Lena. Hep çabalardı küçük bir çocukken bile. Hayal dünyasında yarattığı bir arkadaşı bile vardı ama o boşluk dolmuyordu bir türlü. Etrafı kalabalıklaştıkça o daha da yalnız kalıyordu. Şimdi kendisine uzanan yabancı elin sahibine çevirdi bakışlarını. Onun da hayal olmaması ümidiyle sarıldı o ellere. Bir kez daha dibe batmaktan korkuyordu kadın. Bu adamı da peşinde sürüklemekten. Adamın yeşil gözlerinde soluklandı. Korkuyla aldığı titrek nefeslerini huzurlu gözlerde sakinleştirmişti. "Her şeyi öğrenmek istiyorum Poyraz. Bana neler olduğunu , gerçek hayatımı, gerçek kimliğimi her şeyi öğrenmek!" Adam anlayışla başını salladı ve içindeki güce rağmen karşısında güçsüz duran bedeni kollarına çekti. "İyileşeceksin Lena, hep yanında olacağım." "İlaçları kullanırsam geçmişimi hatırlayacak mıyım?" Adam bu soru üzerine şaşırsa da belli etmedi ve evet diye fısıldadı. Kadının ilaçlarını zaten aldığını düşünüyordu. Yavaşça kollarındaki kadını kendinden uzaklaştırdı ve kızarmış, ıslak gözlere bakarak "Sana yemek ve ilaçlarını yollatacağım. Sonra da ailen ile ilgili haberleri alıp yanına geliyorum. Anlaştık mı?" Lena adam gitmesin istiyordu. Tekrar düşüncelere boğulmasını engelleyen tek kişi oydu ve gidecekti. Kal diyemedi, gitme diyemedi. Sadece başıyla onaylayarak kapı kapanana kadar ardından bakmakla yetindi. Çocukluğunu hatırlamıyordu, burada bulunduğuna dair tek bir anısı bile canlanmadı gözlerinde. Kendi yarattığı Lena, sokaklarda büyüyen Lena gerçek değildi. Sadece bunu biliyordu. Taciz ya da daha beterini yaşamamıştı. Kimse ona zarar vermemişti, kendi zihninden başka. "Niye yapıyorsun bunu?" diye söylendi dört duvar arasında. "Hayatım zaten kötüyken sanrılarla neden daha zor hale getiriyorsun?! " Hastalığına sitem ederken kapıda genç bir hasta bakıcı kız göründü ve kadına yemek tepsisiyle beraber ilaçlarını uzattı. İki kaşık çorba alıp ilaçlara uzandı Lena. Bu sefer yapacaktı. Bu ilaçları yutup, gerçekleri hatırlamayı umacaktı. Gerçeklerin ne kadar acıtacağını bilerek. İlaçlarını yeni aldığında Poyraz odaya girdi. Hasta bakıcıya başka bir hastayla ilgili bir şeyler söyleyip yollamıştı. "Buraya altı yaşında getirilmişsin Lena." "Ablamı boğmaya çalıştığım için." diye fısıldadı kadın. Ablası gözlerinde canlanır gibi oldu. Ablası da koyu kumral saçlara, mavi gözlere sahipti kendisi gibi. Kendisinin aksine dolgun dudakları hep gülerdi. Yine gülerken hatırlamıştı ablasını. Bahçede kendisine gülen bir kız çocuğu olarak. Lena daha fazla bu hatırlayamadığı anılarla uğraşmak istemediğinden adamın elindeki gazete haberlerinin çıktısına yöneldi. "Şu yangın. Tüm ailemi kaybettiğim. Nasıl çıkmış?" "Dikkatsizlik. Kilerdeki bir kibrit sebep olmuş." Kadın gözlerini kapattı. Eski evini hatırlamak istedi ama hiç bir anı canlanmadı gözünde. "Hemen hatırlamaman çok normal." dedi Poyraz kadının ne yapmaya çalıştığını anlayıp. "Yangın çıktığı zaman aralığında taburcu olmuşum buradan değil mi?" "Evet taburcu olduktan bir ay kadar sonra yangın haberi yayımlanmış." Habere göz attı Lena. Tam bir trajediydi. Dört kişilik aile dikkatsizlik sonucu alevler içinde kaldı, diyordu. Annesi ve babası evden ölü çıkartılmıştı. Küçük kızları yani Lena ve ablası salonda dışarıya açılan kapının önüne yığılmıştı. Ailesini kaybeden çocukların hastaneye yatırıldığı yazılıydı haberde. Daha fazlası yoktu ve Lena da hatırlamıyordu. "Ablamın da orada öldüğünü sanıyordum." dedi tüm ailesini yangında kaybettiğini söyleyen doktora bakıp. "Hastaneyle konuştum, senin neden taburcu edildikten sonra psikolojik destek almadığını sormak için. Hastaneye her gün gidiyormuşsun zaten. Ablan iyileştiğinde onlarla konuşacağını söyleyip, bir ay kadar sonra ortadan kaybolmuşsun." "Rena ölmemiş mi yani?" "Zorlu bir ameliyatla ciğerlerini kurtarmışlar. Senden sonra bir ay daha yoğun bakımda kalmış ve iyileşmiş." Lena bu habere sevinse mi üzülse mi karar veremedi. Ablası yaşıyordu buna sevinmişti ama madem yaşıyordu niye kardeşini bulmamıştı? Onu bu boşluktan çekip kurtarmamıştı? Hayal kırıklığını gizleyemedi doktordan. "Belki de ablanla konuşmalısın Lena. Onu senin için bulabilirim." "Bilmiyorum, belli ki beni görmek istemiyor. Bunca sene ulaşmadığına göre belki de konuşmasak daha iyi." Poyraz aksine kadının geçmişinden birileriyle görüşmesi gerektiğini düşünüyordu. Lena'nın ablasına ulaşacak ve kardeşinin tekrar hasta olduğunu söyleyecekti. Lena bunu istese de istemese de. "İstersen biraz dinlen. Yorgun görünüyorsun." Dedi kadının çökmüş göz altlarına bakıp. Lena itiraz etmedi. İlaçları yeni almış olmasına rağmen mahmurlaştırmıştı. Ya da ilaç değil bunu hayatı hakkında öğrendiği gerçekler yapmıştı. Emin değildi, sadece gözlerini kapatmak ve bir daha açmamak istiyordu. Bunlardan tek kurtuluş yolu buydu belki de. Hem de en kolayı... Poyraz ayaklandığında Lena panikle adamın eline uzandı. Sımsıkı tuttuğu eli bırakmak istemiyordu. Kendisini ısıtan sıcaklık avuç içlerinde esir kalsa olmaz mıydı? Yine mi çok şey istiyordu? Kısık bir sesle ve mahcup bir suratla adama yöneltti bakışlarını. "Ben uyuyana kadar burada bekler misin?"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE