Sabahın ilk ışıkları perde aralarından süzülürken çantamın fermuarını kapattım. Kalbim göğsümde atsa da bu kez korkudan değil, kararlılıktan atıyordu. Aynadaki yansımama baktım, yüzümde yorgun bir gülümseme vardı. Artık hiçbir şeyden kaçmak istemiyordum. Kadir’le birlikte başladığımız bu yolda, geri adım atmak bana göre değildi. Kadir arabayı bahçeye çekmişti. Güneşin solgun ışığı arabanın kaportasına vuruyor, sabahın serinliği havada asılı kalıyordu. Elinde kahveyle beni bekliyordu; o tanıdık, sakin gülümsemesiyle. “Hazır mısın yavrum?” diye sordu, kapıyı benim için açarken. Gülümsedim. “Hazırım. Sanırım.” “Sanırım mı?” diye kaşlarını kaldırdı alayla. Omuz silktim. “Yani... abimle yüzleşmeye hazır olunmaz bence. Ama korkmuyorum artık.” Kadir arabaya binerken bana baktı. “İşte benim

