Kalbim hâlâ sakinleşmemişti. Masanın üzerindeki mumların titrek ışığı Kadir’in yüzüne vuruyor, gözlerindeki bal rengi hareleri daha da belirginleştiriyordu. Onu izlerken kendimi masum bir kız çocuğu gibi hissediyordum; ama aynı zamanda içimde kadınlığımın en yoğun çırpınışlarını yaşıyordum. Bu adam artık benim kocam… Zihnimde tekrar edip duruyordu bu cümle. Ne kadar söylesem de içimdeki heyecanı tarif etmeye yetmiyordu. Sanki yıllarca çölün ortasında yürümüşüm de, sonunda suya ulaşmışım gibi… İçimdeki bütün susuzluk onunla dinmişti. Kadir, önümdeki tabağa çatal koyarken bana bakıyordu. Dudaklarının kenarında yine o umursamaz gülümseme vardı ama gözleri… gözleri ciddiydi. Öyle bir bakış atıyordu ki, sanki sadece beni görüyordu. “Bana öyle bakma,” dedim utancımı saklamak için kıkırdayara

